Hepimiz dörtgözle güzel bahar günlerini beklerken, havalar aniden yaz
gelmiş kadar ısındı. Annelerden güneşten doğal yöntemlerle nasıl korunabiliriz
soruları gelmeye başladı. İlkbaharı yaşayamadan gelen bu yaz sıcaklarında size
faydalı olacağını düşündüğüm bilgiler sunuyorum. Bu güneş dosyasında bulacaklarınız
şöyle:
-Türk, yabancı doktorların ve uzmanların güneş ve D-vitamini ilişkisine
dair görüşleri,
Bu yazıları okumadan güneş kremi almayın ve kullanmayın.
Son zamanlarda güneşten yeteri kadar D-vitamini almamızın önemi her
yerde vurgulanıyor. Prof. Canan Karatay da D-vitamini hakkında “Karatay Diyeti”
kitabında şu açıklamalarda bulunuyor, sizin için kısa özetle geçiyorum:
D-vitamini cildimizde bulunan bir hormonun ön maddesidir. Güneşin
Ultraviyole-B (UVB) ışınları ile yaşam süresini uzatan bir hormona dönüşür. Bu
en güçlü antioksidanın eksikliğinde hücrelerimiz normal çalışamaz ve her türlü
alerjik hastalık ve enfeksiyon hastalıkları meydana gelir. Koruyucu krem ve
losyonlar kullanılması D-vitamini eksikliğine neden olmaktadır.
Önemli olan güneşin altında kalınacak süreye dikkat etmek, saatler boyu
güneşin cildimizi yakması için çaba sarfetmemek ve güneş yanığı
oluşturmamaktır.
D-vitamini seviyesi ne olmalıdır?
D-vitamini eksikliği varsa sık sık hastalanılıyor, kilo verilemiyor, kalp
krizi riski fazla ve alerjiden kurtulunamıyor. Normal şartlarda kandaki D-vitamini
seviyesi 50-100ng/ml olmalıyken kanserli hastaların D-vitamini seviyesi en az 70ng/ml
ve üstü olmalıdır.
D-vitamini kaynakları nedir?
İlk olarak güneşin UVB ışınları etkisiyle derimizde üretilmektedir.
İkinci olarak gıdalardan alınabilmektedir. En önemli besin kaynağı
balık, yürek ve karaciğer organ etleridir. Ancak yiyeceklerle alınan miktar
güneşten alına göre %25 kadardır. Her gün 500gr karaciğer ve balık yemek mümkün
olmadığına göre en önemli kaynak güneştir.
Güneşin en etkili olduğu saatler
nedir?
Güneş ışınlarının dik olarak geldiği öğle saatlerinde vücudumuz en fazla
D-vitaminini üretir.
Eskiden 20dk kalsanız yeterli denirdi. Şimdi devir değişti, hava
kirliliği çok arttı. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde günün hangi
saatlerinde olursa olsun UVB ışınlarının %60’ı kirli atmosferde bulunan
zerrecikler tarafından emiliyor. Öğle saatlerinde dahi güneşte kalmanın pek bir
yararı olmamaktadır. UVB cildinize gelmiyor, kızarırsınız ama D-vitamini
olmuyor vücudunuzda.
Güneş kremi kullanılırsa
D-vitamini yüksek olursa kanser olunmaz. Güneşten koruyucu kremler
kullanmayın, saf soğuk sıkım sızma zeytinyağı kullanın. Riviera işlemden geçmiş
olduğu için olmaz. Kremler UVB’nin vücuda girmesini önler. Güneş ışınlarının en
dik olduğu saatlerde UVB cilde giriyor. Ozon tabakası çoktan kapandı öğle
saatlerinden endileşelenmenize gerek yok.
Vücuttaki bağışıklık sistemi güçlü olunca kanser olmazsınız. Bağışıklık
sistemini yıkan en güçlü şey şekerdir, hareketsizliktir. Çay kahveyi şekersiz
için.
Doğal güneş
yağları
bulabileceğiniz Nerolinn doğal kozmetik ürünlerinin sahibi Kimyager Emine
Koçer’e göre “Prof. Canan Karatay’ın önerdiği saf soğuk sıkım sızma zeytinyağı tabiki tercih edilmeli.
E-vitamini bakımından zengin olduğu için sıcak havada çabucak okside olmaz yani
bozunmaz. Bu nedenle cildi nemli tutar ve bugün bütün güneş ürünleri
üreticileri tarafından diğer yağlara göre maliyeti düşük olduğu için çok tercih
edilir. Fakat Nerolinn güneş ürünlerinde zeytin yağı kullanmıyoruz. Nedeni ise
cildi hızlı bir şekilde bronzlaştırması. Çabuk bronzlaşan ciltte lekelenmeler
olabiliyor aynı zamanda D-vitamini sentezi içinde bu durum doğru olmaz.
Zeytinyağını tercih etmek isteyenler bunları göz önünde bulundurmak
zorundalar.”