Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2017 Cuma

İLK KİTABIM ÇIKTI 2017!


Yıllardır yazdığım Doğal Annelik bloglarımı bir süredir kitap olarak düzenliyordum. 5 yıllık uzatmalı bir çalışma sonunda Kasım 2017'de ilk kitabım "Doğal Annelik Yolunda - Doğum ve Hamilelik" Yeni İnsan Yayınevi'nden çıktı. Bu kitabımda annelik, ekoloji ve holistik sağlık konularındaki tecrübelerimi ve önerilerimi yazdım.


Kitabımın konusu:
“Çocuklarda görülen otizm ve otoimmün hastalıkları önlemek için hamilelik öncesinden başlayarak zararlı kimyasalları hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor. Bunlar gidince bedende parazitlerin, bakterilerin kimyasallardan ve toksinlerden filtrasyon için içeri girmesi de gerekmiyor. Ne yiyeceğiz, nereden başlayacağız, tüm detaylarıyla sağlıklı çocuklar doğurmak ve sağlıklı bebekler büyütmek için başlangıç rehberi! Bu kitapta 9 yıllık ilaçsız ve sağlıklı yaşamanın tecrübelerini ve temelini anlatıyorum."

SATIN ALMAK İÇİN
(1) https://www.totsandmore.com.tr/Basak-Pirtini-Dogal-Annelik-Yolunda-Dogum-ve-Hamilelik


Kitabım hakkındaki videolarım:
Anneee TV Ayşe Öner ile doğal yaşam ve doğal sağlığı ve tabii ki kitabımı konuşuyoruz.

TV 8.5 kanalında Seren Fosforoğlu ile Kadın Olmak programında kitabımda anlattığım doğal annelik ve doğal yaşamı konuştuk. 
Yeni İnsan Yayınevi Editörüm Aytaç Timur ile birlikte facebook live videosu için tıklayınız.

Hassas Anne Ece Kumkale ile kitabım hakkındaki konuşmamızın facebook live videosu için tıklayınız.

Kitabımın ilk lansmanındaki duygusal konuşmamın facebook live videosu için tıklayınız.

Taksim Ek Biç Ye İç'te yaptığım söyleşinin facebook videosu için tıklayınız.

Kitabımla ilgili etkinlikler ve imza günleri için lütfen ETKİNLİKLER sayfama bakınız.

"Doğal Annelik Yolunda" Kitabımı D&R, Pandora, Dost kitabevleri yanısıra online olarak D&RidefixPandora bu linklerden de alabilirsiniz.

Kitabımla ilgili okuyucu yorumları:
“Sevgili Başak büyük bir özenle hazırlandığı kendi gebeliklerinden ve doğumlarından edindiği tecrübelerini, anneliğini kadınlarla paylaşmak istemiş. Yaptığı çeşitli araştırmalarla,  kendi pratiklerini birleştirmiş ve bize eşsiz bir kitap yazmış. Teşekkürler ve iyi okumalar.’’ Op.Dr. Gülnihal Bülbül, Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı

“Çocuğumu yıllardır Başak’ın blogundaki önerilerle sağlıklı bir şekilde büyüttüm. Hamilelere doğuma hazırlıkta ve doğumda doula olarak destek veriyorum. Artık anne adaylarına 15 kitap yerine bir tane kitap önereceğim çünkü doğal sağlık için bu kitap her konuya parmak basıyor.” Cansu Nuras, Deneyimli Doğal Anne, Doula

“Etrafımdaki anneler bana neden çocuğumun daha az hastalandığını ve neden ona şeker ve paketli gıda yedirmediğimi devamlı soruyor. Açıklama yapmaktan yoruldum, artık soran olunca masaya koyacağım bir doğal annelik kitabımız olduğu için çok sevinçliyim.” Aslı Akçay, Deneyimli Doğal Anne, Müzisyen

“Kitabı çok sevdim, gayet akıcı, tam bir başucu kitabı. Keşke hamilelik dönemlerime denk gelseymiş, hiç araştırmalara kafa yormazdım, bu kitabı okur, gerisini düşünmezdim. Yani gayet başarılı, devamını bekliyorum.” Burcu Y., Halkla İlişkiler


Şu an ilk kitabımın devamı olacak bebek bakımı ve bebek sağlığı konularındaki kitaplarım üstünde çalışıyorum. Kitabım hakkındaki yorumlarınızı ve sorularınızı merak ediyorum. Bana dogalanneyim@gmail.com a mesaj atabilirsiniz.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Duygu Şifresi Seansı


Hayatınızı Duygu Şifresi yöntemi ile dönüştürmeye hazır mısınız?


Duygu Şifresi (Emotion Code) Seansı

Duygu Şifresi Seansları ile derin dokularınızda tutsak kalmış duygu enerjilerinden özgürleşebilirsiniz. Duygu Şifresi (Emotion Code) uygulaması, holistik hekim, konuşmacı ve Kayropraktör Dr. Bradley Nelson tarafından bulunmuştur. Duygu Şifresi, iç dünyanızdaki görünmez yüklerden kurtulabileceğiniz basit ve güçlü bir yoldur.

Duygu Şifresi çocukların dahi öğrenebileceği basit ve etkili bir yöntemdir. Eğer herkes bu yöntemi biliyor ve uyguluyor olsaydı dünya üzerindeki hastalıkların yüzde 90’ı kaybolur, savaşlar sona ererdi.”

Özel durumunuz ve ücretli seans hakkında danışmak için dogalanneyim@gmail.com üzerinden e-posta atabilirsiniz.

Tutsak duygu enerjisi nedir?

Başımızdan geçen önemli olaylar bazı elektromanyetik enerjileri vücudumuzdaki dokularda hapseder. Böylece birtakım hislerimiz tutsak duygular haline gelir. Bu tutsak duygular ağrılara, organların kusurlu çalışmasına ve uzun süre kalırsa hastalıklara sebep olur. Tutsak duygular aynı zamanda düşüncelerimiz, seçimlerimiz ve başarılarımız üzerinde önemli etkiler oluşturur.

Anne karnındaki ilk gününüzden itibaren yaşadığınız her an bilinçaltınız her his, ses, tat, koku ve görüntüyü kaydeder. Bu kayıtlar vücudunuza giren her virüs, bakteri, mantar, tüm yaralanmalarınız, bütün düşünceleriniz, duygularınız ve her hücrenizin tarihini ve kapsar. Bilinçaltı vücudunuzda barınan herhangi bir tutsak duygunun farkındadır ve bunun fiziksel, duygusal ve zihinsel sağlığınız üzerindeki etkilerini tam olarak bilir. Hepsi bilinçaltında kayıtlıdır. Bu kayıtlara girmek kişiye bedeni ve sağlığı hakkında çok önemli bilgiler verebilir. Duygu Şifresi yönteminde tutsak duygu enerjileri bilinçaltından bulunarak çıkarılır ve silinir.

Duygu şifresi hangi durumlar için kullanılabilir?

Tutsak duyguları serbest bırakmak genellikle fiziksel sorunların ve engellerin aniden ortadan kalkması, kötü seyreden ilişkilerin hızla düzelmesi gibi sonuçlar doğurur. Duygu şifresi kullanılarak desteklenecek durumlardan bazıları:

-Anne ve bebeğin yaşadığı doğum travması, düşük veya kürtaj

9 Nisan 2016 Cumartesi

Doğal Anneler Toplantısına Davet: 16 Nisan 2016, Çekmeköy

16 Nisan 2016, Cumartesi günü Çekmeköy'de Köy kahvaltısı'nda Doğal Anneler ile buluşuyoruz!

Düzenleyen: Belkıs Hopur
Doğal Anneyim: Başak Yaykin Pirtini 
Etkinlik Detayı: https://www.facebook.com/events/1559084524388827/

Doğal Annenin de katkılarıyla planlanmış sağlıklı beslenme ve nitelikleriyle donanmış olan kahvaltımızda,doğal anneden öğreneceğimiz birçok şey var!

Siz de kendi evinizde doğal yaşamla ilgili hazırlıklar başlatmak,uygulamalar yapmak ve sevdiklerinizle paylaşmak istiyorsanız,kahvaltımıza bekliyoruz...
Doğal Yaşam ve Doğal Annelik başta olmak üzere;
Kendi kendimize,kefir-yoğurt-doğal kremler vb ihtiyaçlar yapmak konusunda sohbetler ederek ardından bu yaşam tarzının ekolojiye ve sağlığımıza yönelik olumlu etkilerini değerlendirmek üzere doğa dostu anneleri bekliyoruz...
Doğanın içinde
Doğal besinlerle
Doğal Anne ile tanışma fırsatı için önceden rezervasyon yaptırmanız gereklidir.
Kontenjanımız: 20 Kişi
Katılım Ücreti: 50 TL
Bilgi ve Kayıt için:
Atölye Sobe! (0507 254 72 13)
Adres: Sultan Reşad Caddesi Benek Sokak Villa 005 B/Blok Çekmeköy (Reşadiye)


Boğaziçi Kimya Bölümü mezunu Başak Pirtini profesyonel iş hayatında bilişim sektörüne yönelik yurt içi ve yurt dışında etkinlik, fuar ve konferans organizasyonu ve pazarlaması konularında çalıştı. İş hayatında gelişen teknolojiler ile ilgilenirken, özel hayatında da kimyager kimliğinin sağladığı analiz yeteneğiyle doğal yaşam ve doğal tedaviler konularında araştırmalar yapıyor. Homeopati ve çocuk hastalıkları kurslarına katılarak 2007’den bu yana birikimlerini daha fazla insanla paylaşmak için bloglar yazmaya başladı. Başak, çocuklar ve hayvanlar üzerine “Bashico”, “Doğal Anneyim”, “Milliyet Blog” ve “Köpekler ve İnsanları” bloglarında, basılı ve online dergilerde, milliyet.com.tr'de köşe yazıları yazmaktadır.


Başak, profesyonel iş hayatına ardarda iki kız çocuğu dünyaya getirerek ara vermiş olup, bir blogger anne olarak çocuklarına nasıl daha sağlıklı bir yaşam sunabileceği üzerine bol bol okumaktan ve kendini devamlı geliştirmekten çok zevk almaktadır. Şu an 3. kızını büyütmekte olan Başak, tüm sağlıklı ev yaşantısının annelere dayandığı bilinciyle her gün taze, doğal ve organik sebze yemekleri hazırlamaktan, kendi yoğurdunu, kefirini, kuruyemiş sütlerini yapmaktan ve ekşi mayalı ekmeğini pişirmekten büyük zevk duymaktadır. Ayrıca kendi temizlik malzemelerini ve bakım kremlerini üretmektedir.
Üç başarılı epiduralsiz normal doğum gerçekleştirmiş ve 5.5 seneyi aşkın emzirme teceübesi ilan Başak’ın facebook üzerinde doğal doğum ve emzirmeyi destekleyen ve doğal yöntemlerle çocuklarını yetiştirmeye çalışan anneler ve babalar için yaklaşık 20.000 kişiyi aşkın “Doğal Anneyim” adında bir doğal yaşam grubu da bulunmaktadır.


Başak, son zamanlarda doğal annelik üstüne kitap yazmak, kendisinin de deneyimleyerek beğendiği ve tavsiye edebileceği ürünlerin araştırılması, tanıtılması ve doğal yaşam danışmanlığı konularıyla ilgilenmektedir.


http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/
http://blog.milliyet.com.tr/bashico
http://www.facebook.com.tr/dogalanneyim
http://bashico.blogspot.com.tr/ (kedi-köpek)
http://kopeklerveinsanlari.com/

14 Aralık 2014 Pazar

Şiddetsiz bir doğal doğum mümkün

Dr. Frederic Leboyer’in “Birth Without Violence-Şiddetten Uzak Doğum” adlı kitabını sonunda okuma şansına eriştim. Özellikle 3. doğumumdan önce okumanın  yakında yaptığım normal doğum üstünde büyük etkisi oldu. İşte ana karnından çıkan bebeğin dış dünyaya merhaba derken nasıl sakin bir geçiş yapabileceği....

“İnsan bebekleri tamamen korkusuz, kızgınlıktan ve agresyondan arınmış doğarlar. Doğumda yaşanan korku ve acının anısı tüm hayatı boyunca bebekle kalır.”

27 Haziran 2013 Perşembe

İkinci bebeğimin normal doğum hikayesi



İlk bebeğimi doğururken ikinci bebeğin doğumu daha kolay oluyor diye kendimi motive etmeye çalışıyordum. Eşimle ilk kızımıza bir kardeş yapmaya ve fazla arayı açmamaya karar vermiştik. Bir iki sene vücudun toparlanması için ara vermeyi önerse de doktorum yediklerime dikkat edersem başarabileceğimi söyledi.

Henüz ilk kızım 9 aylıkken ikinciye hamile kaldım. Bir sene kadar ilk kızıma evde kendim baktıktan sonra 6 aylığına işe geri döndüm. Yoğunluktan hamileliğimin nasıl geçtiğini pek anlayamadım. Hamilelik sırasında kızımı emzirmeye 6 ay boyunca daha devam ettim. Sanılanın aksine hamileyken emzirmek mümkün sadece iki bebek beslemek anneden daha fazla götürüyor, iyi beslenmek gerekiyor. İlk bebeğimi 15 ay emzirdikten sonra hamileliğimin son 3 ayında dişlerimin biraz aşındığını düşündüğüm için sona erdirdim. Aslında devam edebilir, iki bebeği de tandem emzirebilirdim. Biraz gücümü yeni bebeğime saklamak istedim. İlk hamileliğimdeki gibi ilk 4 aylık rutin kontrolleri yaptırıp son aya kadar yine ara verdim. Yoğun bir tempoda akşam 8’e kadar işte çalışmaya devam ettim. İkinci bebeğim için de ilk doğumumdaki gibi üzerinde doktorumla konuşup anlaştığım bir doğum planı yaptım. Ayrıca bebeğim doğduktan sonra yapılmasını istemediğim müdaheleleri de ayrıca hastanede hemşire ve çocuk doktoruna sunmak üzere bir dilekçe olarak hazırladım.

38. haftaki kontrolümüzde doktorumuz Meltem Özkan Girgin bize sürpriz yaptı ve 1-2 güne bebeğin doğacağının müjdesini verdi. Hamilelikte çok stres iyi gelmiyor. Zaten son bir iki gündür aşırı yorulma ve terleme hissetmeye başlamıştım. Sıcaklar basıyordu. Tansiyonum normalden çok yüksek rakamlara fırladı. Meğer strese giren vücut kendini rahatlatmak için bebeği erken çıkarmaya hazırlanıyormuş. Hemen müjdeli haberi ailemize verdik. Bu sefer elimizde saatlerle tüm aile sancıları sayar olduk. O gün sancılarım 15 dakika ile 30 dakika arasında düzensizdi. Kendimize güzel bir yemek ziyafeti çektik. Merakla bekleyen annem ve babam salondaki koltuklarda uyudular. Kardeşim ertesi gün doğumgünü olduğu için bana “gece 12’ye kadar tut, sonra sal” diyerek beni çok güldürdü. Gece oldu, güzel bir uyku çektim.

Ertesi gün sabah 11’de tekrar doktorumuza gittik. Açıklık 5cm olmuştu. Bebek doğum kanalına girmişti. Doktorumuzla sancılar 5 dakikada bire inince hastanede buluşmak üzere sözleştik. Eve geri döndük. İlk doğumumda hastanede doğum yaparken lavman yapılmış ve suni sancı verilir diye yememe izin vermemişlerdi. Bu da enerjimi çok düşürmüştü. Aç kalıp kendimi enerjisiz bırakmamak için güzel tatlılar yedim, hafif sebze yemekleri yedim. Sonra da bir güzel uyku çektim. Biz evde rahat rahat beklerken saat 16.00 olmuştu ki doktorum heyecanla bizi aradı. “Ne olur artık hastaneye gidin yoksa ben kalpten gidecem” dedi.

Hastaneye gittiğimizde bu sefer bizi hemen doğumhaneye aldılar. Lavman yapıldı. İçerideki TV ekranında romantik bir film açıktı. Eşim de yanımda biraz onu izleyerek, biraz dolaşıp nefeslerimi sayarak, biraz da belgesel kanalındaki büyük balıklara bakarak vakit geçirdim. Sonra doktorumuz geldi, sancılar arasında kitaplar ve edebiyat üzerine üçümüz sohbet ettik. Arada hemşire gelip bebeğin kalp atışlarının NTSR cihazına bağlayarak kontrol ediyordu. Geri kalan zamanı ayakta geçiriyordum.




İkinci tecrübem olduğu için ne başıma geleceğini bilmek rahat ve sakin durmamı sağlıyordu. Sancı anında bir dakika diyerek sancılarımı nefesle sayıyor bitince de sohbete kaldığım yerden devam ediyordum. Biraz plates topu üzerine esneme hareketi yaptım. İki saat sohbet ettikten sonra doktorum saat 18.00’de suyumu patlattı. Sonraki iki saat içinde hızla doğum kanalı açılmaya başladı. Artık saat 20.00’de sancılar çok sıklaşmaya başlayınca doktoruma bu işi nasıl hızlandıracağımı sordum. Sana biraz yardım edeyim diyerek bana nasıl iteceğimi anlatıp nereye ittirmem gerektiğini eliyle gösterdi. İlk tecrübemdeki son anda enerjimin bitmesi sıkıntısını yaşamamak için son ana kadar ittirmedim. Sancıların en kuvvetli olduğu an bebeğimle buluşmamıza az kalmıştı. Sonunda bir kaç başarılı ittirme denemesinden sonra tüm gücümü ve zihnimi de kullanarak ittirdim, ittirdim. İlk bebeğimi doğururken epidural almamış ancak suni sancı almış ve epizyotomi olmuştum. İdealimde bunlarsız da doğurmak vardı. İlk başın çıkışından sonrası kayarcasına çıktı. İkinci defa kızım olmuştu. Çok mutluydum. Hemen kucağıma verdiler. Sonrasında kordonunu babası kesti.

İlk doğumuma nazaran ikinci doğumda oldukça rahat doğurmuştum. Doktorum bana “bu sefer normal doğurmaktan tatmin oldun mu, seni mutlu ettim mi?” diye sordu. Evet ne epidural, ne epizyotomi, ne de suni sancı alarak doğurduğum ve bebeğime doğal yoldan kavuştuğum için çok mutluydum. 

Başka bloglarda yer alan doğal doğum hikayelerinde çok güzel evde ve suda doğumlar okudum. Bir tane daha olursa bana güzel ışık tutacaklar hepsi. Hastanede de evdeki kadar rahat ve huzurlu olmasa da hemşireleri şaşırtacak şekilde az bir müdahale ile normal doğumlar gerçekleşiyor. İşte bunlardan ikisi de benim minik kızlarımın doğum hikayeleri. Haydi anneler normal doğuma...

Tüm güzel annelere haber olsun.

Sırada üçüncü doğum hikayem var, en çok kendimi aştığım, en doğal doğumum bu oldu. Okumak ister misiniz?
Başak Pirtini
http://miliyet.com.tr/bashico

Başak Pirtini

****************************************************
Şimdiye kadar bize şişe suyu içmenizin en güvenli olduğu öğretildi. Peki suyumuz ailemiz ve çocuklarımız için gerçekten sağlıklı mı? Alkali su, ters ozmoz faydalı mı? Enerjik Su içmemiz gerektiğini biliyor muydunuz? Bunları merak ediyorsanız mutlaka bu sayfayı okuyun :)

***************************

El yapımı, organik ve yenebilir anne-bebek bakım ve pişik kremimi gördünüz mü? Detaylar burada:
http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/2013/07/hindistancevizi-yagl-ve-bocek-kovucu.html?m=1

***************************
Bana ulaşabileceğiniz linkler:

www.BasakPirtini.com

Doğal Annelik ile ilgili:
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Milliyet Blog: http://blog.milliyet.com.tr/bashico
Facebook Doğal Anneyim Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Facebook Doğal Anneyim Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram: www.instagram.com/dogalanneyim
Twitter: www.twitter.com/dogalanneyim
Youtube Başak Pirtini Kanalı: www.youtube.com/channel/UCRoKVtaVHmA48DsvW6Iid_A
Bilgi için e-posta: dogalanneyim@gmail.com

Enerjik Su ile ilgili:
Enerjik Su websitesi: http://enerjiksu.blogspot.com.tr
Facebook Enerjik Su Sayfası: https://www.facebook.com/enerjiksu/
Bilgi için e-posta: enerjiksu@gmail.com

Doğal yöntemlerle hayvan bakımı ile ilgili:
Bashico Blogu: http://bashico.blogspot.com.tr
Köpekler ve İnsanları Blogu: http://kopeklerveinsanlari.com
Facebook Hayvanlardan Mesajlar Sayfası: https://www.facebook.com/hayvanlardanmesajlar/
Instagram'da Hayvanlardan Mesajlar: www.instagram.com/hayvanlardanmesajlar

Başak Pirtini'den e-posta ile haber almak için e-bültene üyelik: 
http://eepurl.com/TeYdX

17 Haziran 2013 Pazartesi

#toplanmahalle manifestosu

Taksim Gezi Parkı'nda 31 Mayıs 2013'te başta bir iki ağaç için başlatılan hareket aslında hepimizi insanlık, özgürlük değerlerimizi, tüketim, gıda ve yaşam koşularımızı sorgulamaya itti. Bunun için pek çok düşünür, araştırmacı, yazar, politikacı, öğretmen, öğrenci herkes fikir ve yorum paylaşımlarında bulunmaya başladı. Biz de anneler olarak tek bir seste hareket edelim istiyoruz. İşte sizin de mahalle bilincimizi geliştirmek adına paylaşmanızı önermek isteyeceğim #toplanmahalle manifestomuz. Daha güzel yarınlara ellerimiz kenetlenmiş, gönüllerimiz birleşmiş daha sevgi ve barış dolu bir dünyaya uyanmayı diliyorum.

******************************


Gezi Parkında ağaçların korunması, parkın doğal ortamının sürdürülebilmesi için başlayan direnmeyi ebeveynler olarak kendi mahallelerimizde başlatmak istiyoruz. Gezi  direnişi bize çevremizi korumak, ve doğa ile uyum içinde yaşamak adına çocuklarımızın ve bizim kendi yaşadığımız ortamda söz sahibi olabileceğimizi ve bir araya gelerek pek çok şeyi değiştirebileceğimizi öğretti.
Ve biz ebeveynler kendi mahallelerimize sahip çıkarak aşağıdaki manifestoyu imzalıyoruz

Ebeveynler ve çocukları için Toplanmahalle başlıklı Manifesto

Mahallemiz doğaya saygılı, temiz, yaşayanlarının birbiriyle bilgi, eşya, ihtiyaç, oyun, sanat, çevre bilinci gibi pek çok şeyi paylaşabildiği bir yerdir. Mahallemizin park alanları oyun ile beraber çeşitli aktiviteleri sunup, paylaşabildiğimiz yeşil alanlardır. Anne, baba ve çocuklar buralara oynamaya, paylaşmaya, ve doğayı tanımaya gelirler. Nasıl bir mahalle istediğimiz konusunda konuşabilir ve beraber karar alabilir, gönüllü destekler verebiliriz. Bizler bu mahallede yaşayan ve çeşitli yaşlarda çocukları olan ebeveynleriz.
Bu hareket belli ortak değerler altında toplanmıştır

Mahalle
— İlişki,iletişim, çevre bilinci, tüketim söylemi, oyun ihtiyacı olan bir grubuz. Burada yaşayan ebeveynler olarak bu konuda konuşmaya başlıyoruz, aktiviteler düzenliyoruz. Ve yaptığımız şeylerin ortak faydalarından beraber yararlanıyoruz

İşbirliği
 — Beraber karar veriyor, beraber uyguluyoruz. Bunları birbirimizle fikir paylaşarak, kaynak değişiminde bulunarak (oyuncak, kıyafet v.s değişim günleri),  çevre bilinci ile hareket eden, sağlıklı beslenmeyi destekleyen tüketim alışkanlıklarını yayarak yapıyoruz. Bu bilinçle davranan mahalle market/bakkal dükkanlarını destekliyoruz.

Açıklık 
— Birbirimizin bilgi birikimi ve mesleki katkılarını paylaşıyoruz. Bunu açık havada çeşitli kermes benzeri aktiviteler ile "masama gel sende öğren" gibi başlıklarla paylaşıyoruz. Çocuklarımızın mahalleliden görerek öğreneceği "ayakkabı boya", tamir yap" gibi paylaşım atölyeleri bunlara bir örnek olabilir. Küçük meslek gruplarını çocuklarımız ile tanıştırıyoruz. Ortak çocuk havuzu gibi paylaşımlar düşünerek çocuklarımızı birbirimize bırakabiliyoruz

Çeşitlilik
— Farklı bilgi, faklı statü, farklı yaş, farklı gelir seviyesi gibi pek çok farklılığı içimizde bulunduruyoruz. Beraber oynuyor, beraber, düşünüyor, ve birbirimizin farklılıklarından öğreniyoruz

Sürdürülebilirlik 
— Doğaya doğru davranmak, doğal kaynakları korumak, çevreye duyarlı bir yaklaşımla yaklaşmak gibi konuları konuşuyoruz. Mahallemizde sokaklara, ağaç diplerine atılan çöp, sigara izmariti, gezdirilen sahipli köpeklerin dışkılarının kaldırım ortalarına bırakılmaları gibi konularda düşüncelerimizi paylaşıp, aksiyon alıyoruz.

Oyun 
—Unutulmaya yüz tutmuş oyunları yeniden canlandırıyoruz. Mahallenin teyzesi ile 5 taş oynuyor, ip atlıyor, top oyunlarını keşfediyoruz. Eskiden olduğu gibi mahallenin kaldırımlarına iniyoruz.

29 Mayıs 2013 Çarşamba

İlk bebeğimin normal doğum hikayesi

Uzun bir süredir doğal anneyim... İki normal doğum hikayemi de yazmak istiyordum. Henüz kendi bloguma bile koyamamıştım, 4.5 sene oldu. Sevgili Eren BYBO (Bebek Yapım Bakım Onarım) blogunda normal doğum hikayeleri yayınlamaya başladı. Benim de hikayemi konuk etti. Bu vesileyle ben de kızlarımın normal doğum hikayelerini sizlerle sırayla paylaşacağım.

İlk bebeğimin normal doğumu

Çocuğumuz olmasına karar verince doğumun doğal bir şekilde gerçekleşmesini istiyordum. Hamile kalmadan 6 ay öncesinde hastalıklarda ilaç kullanmayı bıraktım. Bitkisel yöntemlerle atlatmaya başladım. Zaten sigara alkol kullanmıyordum, en sağlıklı yumurtanın gelişmesine ortam sağlayacak şekilde diyetime daha da dikkat etmeye başladım.

Okuduğum Dr. Sears’ın “The Baby Book” kitabı beni doğal ebevenylik ile tanıştırdı. Ben de bir anne adayı olarak hemen araştırmaya başladım. Tüm bebek ve doğum sitelerine, bloglara baktım. İlk önce kendime bir basit doğum planı yaptım. Doktorum Meltem Özkan Girgin hamilelik ve doğumla ilgili doğal yaklaşımlarıma ve doğum planıma sıcak baktı. Belki doğuma hazırlık kursuna ve hamile yogasına giderim düşüncesiyle Asude Ebe ile görüştüm. Çok aydınlatıcı bilgiler verdi. Genelde anneler normal doğumdan sancılar sebebiyle çok korkuyorlar. Ben ise sezeryan olmaktan, anestezi almaktan ve epiduralden daha çok korkuyordum. Vücuduma ameliyat boyutunda herhangi müdahaleyi kabul etmek istemiyordum. Kurslarda normal doğum korkusunu yenmeye çalışma üzerine daha çok odaklanıldığına kanaat getirerek, kendimi evle iş arasında akışa bırakmaya karar verdim. Bu esnada tüm beynimi, bedenimi, hayallerimi, düşüncelerimi normal bir doğuma ve bebeğime odakladım.

Standart ilk 3-4 kontrol ve 2’li, 3’lü testlerden sonra 3 ay kadar ultrasona gitmedim. Biraz da ilk bebeğimi olduğu gibi kabullenmek istedim, doğabileceği her haliyle... Neticede ilk hamileliğimdi, bebeğime gelişimi için elimden gelen en iyi şartları sağlayacak, ne olursa olsun onu doğuracaktım. Yine de bir şeylerin ters gideceğini hissedebileceğim bir durumda doktoruma kontrole gelmeye söz verdim. Doğumu her ne kadar evde, ya da suda yapmayı hayal etsem de ilk bebeğim olduğu için bunları denemek yerine hastanede karar kıldık.

Hamilelik öncesinde ve sırasında bashico blogumda kedi ve köpeklerimle ilgili blogları yazıyordum. İşten doğuma 2 hafta kala ayrıldım ve beklemeye başladım. Bir sabah 39. hafta ultrason kontrolümüzün olduğu gün sabah 15 dakikada bir ufak bir sancı gelmeye başladı. Kontrolde 2 cm açıklık olduğunu söyledi doktorum. Artık bebeğimi 1-3 gün içinde bekliyorduk. Uzun süre blog yazamayacağımı bildiğimden günümü bilgisayardaki yazılarımı bitirmeye çalışarak ve sancılarımı ölçerek geçirdim. Bebeğim gece yarısı yatağa yatar yatmaz koca bir tekme ile suyunu patlattı. Anne karnında birçok su baloncuğu varmış. Dolayısıyla bir bardak kadar su geldi önce. Hemen toparlanıp hastaneye gittik.

Hastanede gece 01.00'de hiçkimse kalmamış, her yer kapalıydı. Acil kapısından girdik. Doğumhaneye indik. Heryer bomboştu. Belli ki hemşireler de dinleniyordu. Benden başka doğum yapan kimse de yoktu. Zar zor bulduğumuz bir hemşire gelip bizi sancı bekleme odasına aldı. Doktorumu aradılar. Doğum planımı doktorum hemşireye telefonda aktarmış, açıklık 7-8 cm. olunca geleceğini söylemiş. Sancılarımı sayarken her yarım saatte bir NTS cihazına bağlanıp geri kalan zamanda odada yürüdüm. Sancıları ayakta karşılamak yatarak gelen sancılara göre çok daha rahattı. Nefesimi derin alıp çok yavaş vererek sancıların kaç nefes sürdüğünü saydım. Bu odaklanma dayanma gücümü artırdı. Derken lavman yapıldı.

Biz beklerken arada ufak ufak sularım patlamaya devam etti. Normal doğumun sancılarıyla uğraşırken hemşirenin gelip devamlı kelebek takmak istemesi çok fenaydı. Sanki suni sancı almaya zorunluymuşum gibi... Bebeğimi sabah kucağıma alma düşünceleri ile tüm olumsuzlukları uzaklaştırmaya çalıştım.

Sonunda doğumhaneye geçme zamanı geldi. Açıklık 8 cm olmuştu. Doktorum geldi. Filmlerdeki gibi bağıranlar, heyecanla içeri giren hemşireler, etrafta koşturanlar gibi bir beklentim olmuş herhalde ki sakin ortam beni çok şaşırttı. Eşim devamlı yanımdaydı.... Bebeğin kalp atışları yavaşlıyor diye doğumu biraz hızlandırmak için suni sancı verildi. Doktorum beni beklerken sudoku çözüyordu. Bunu görünce aslında doğumun ne kadar normal bir süreç olduğunu düşündüm. 

Ben içerideyken arada bir doktorum doğumhaneden dışarı çıkıyor, son anda haber verdiğimiz anne ve babalarımızla görüşüyordu. Onların kapı açılırken içeriye heyecanlı ve meraklı bakışlar atmaları beni biraz utandırdı. Bir ara meraktan içeriye dalıp beni öpen annemi sıktığı parfüm kokusu dikkatimi dağıttığı için sonradan pişman olacağım şekilde dışarı yolladım. Doğum sancıları çekerken her türlü kokuya, harekete karşı son derece hassas oluyorsunuz. Etraftaki herkes de nazınızı çekiyor.

Sonra her sancı geldiğinde biraz nefes almak ve en kuvvetli anında ittirmek üzerine çalışmamı istedi doktorum. Beni de bebek kanalda daha rahat aşağı inebilsin diye yan yatırdı. Sancı gelince itmeye çalıştım. Ancak bu erken denemeleri fazla ciddiye alınca yoruldum. Son noktada bebek kafası görünmüş ve çıkmak için bir kaç santim kalmışken doktorum enerjimin erkenden bittiğini farketti. “Yardım edeyim mi?” sorusuna karşılık “Eğer 5 dakikada bu iş bitecekse, evet!” dedim. Zaten öncesinde yapılan lavmanla tüm enerji veren besinler dışarı atılmıştı. Enerjimin geri kalanını da boşa harcamış o kadar bitkin düşmüştüm ki o anda yapılan her türlü müdahaleyi kabul etmeye hazırdım.

Bu andan itibaren doğum odası dolmaya başladı. İki hemşire daha geldi. Ayaklarımı standart doğum masası pozisyonuna soktular. Doktorum bebeğimin başına kauçuktan bir el vakumu taktı. Bir hemşire yanıma çıkıp karnıma çok kuvvetli bastırdı. O anda nefesimi tutarak tüm gücümle ittim ve ittim. Tam bebek çıkarken doktorum epizyotomi yaptı. Bebeğin başının çıktığı anın ateş çemberi olarak adlandırılması çok doğru. Çünkü bu en zor geçişten sonra devamı oldukça kaygan bir şekilde çıkıveriyor. Çıkış anının zorluğundan çok yapılan kesinin şoku beni inletmişti.

Hemen bebeğimi göğsüme ilk temasımız için koydular. Bana o kadar sakin ve ağlamadan baktı ki kendimden utanıp ben de sakinleştim. Anlaştığımız üzere doktorum kordon kanının bebeğe geri akmasını yarım dakika kadar bekledi. Sonra da babası kordonunu kesti. İlk kontrollerini bebek hemşiresi yaptı. Doktorum kesilen yere dikişlerimi atarken bebeğimi doğumhane soğuk diye hep sıcak tutulan bebek odasına çıkardılar. Bebeği camdan aileme göstererek başını yıkamışlar. Ben de üzerimde bir yorgan ile soğuk bir odada yarım saati aşkın suni sancının bitmesini bekledim.

Bebeğim çok saçlı doğmuştu, hatta yıkarken saçlarını bile taramışlardı. Yukarıda odamda bebeğimle buluşup yanımda birlikte uyuduğumuz ilk uykumuz herhalde dünyanın en güzel, en huzurlu uykusuydu. Aylardır bu kadar yorulmamış, böyle güzel bir uyku çekmemiştim. Normal doğum paketim kapsamında bir gün daha hastanede misafirlerimizi kabul ettik. Bebeğimi emzirdim, hemşireler bez bağlama, giydirme konusunda destek oldular. Doğumdan hemen sonra ayağa kalktım. İlk duşumu almak çok iyi geldi. Bir 10 gün kadar gitgide azalan adet kanaması şeklinde akıntılar oldu. Hemen ikinci gün dinlenmiş bir şekilde evde ayakta işlerimi yapıyordum. Doğumu kutlamak için tüm aile büyüklerimiz bir arada bizim evdeydik. Ben bebeğimle ilgilenirken herkes evde bir işe koşuyordu. Çok güzel ve keyifli anlardı.
İlk doğumum normal doğum oldu ancak doğal doğum olmadığını hiçbir epizyotomi, suni sancı, vakum gibi müdahaleleri içermeyen başka hikayeleri okuyunca öğrendim. Doğum aslında çok kutsal bir an. 9 ay boyunca bedeninizde büyüttüğünüz canlıyı ilk kez gördüğünüz ve onun bu sihirli gelişimi zorlu çıkışını kucakladığınız önemli bir an. Tam hayal ettiğim bir ilk doğum olmasa da annem de beni suni sancı ile doğurduğunu, hatta son anda artık dayanamayıp kendini uyutturduğunu söyleyerek avuttu... Neticede onun tecrübesini geçebilmiştim. Ben kendimde son anki gücümü kaybettiğim için hayalkırıklığı hissetsem de doktorum da normal doğurmamın önemini ve güzelliğini anlatarak beni avuttu. İlk doğumumdan sonra kendime notlar çıkardım.

Şimdiki bilgilerim olsa kordonu hemen kesmez, atmanın durmasını beklerdim. Hatta lotus doğumundaki gibi kordonun plasentaya bağlı kalmasını ve kuruyup kendi kendine düşmesini bile bekleyebilirdim. Sonra suni sancı yaptırmazdım. Çünkü bebeğim kucağımda olabilecekken en az 45 dakika ayrı kaldık. Bebeğimi yıkatmazdım. Meğer ne daha detaylı doğum planları varmış bunları da içeren. Aklımda bunlar, ben de ikinci doğumumu nasıl planlayacağımı düşünedurdum.

Bundan sonra ikinci kızımın doğal doğum hikayesini ardından da üçüncü kızımın doğal doğum hikayesini anlatıyorum. Herbiri birbirinden farklı deneyimlerimi okumanızı öneririm :)

Görüşmek üzere...

Başak Pirtini


****************************************************
Şimdiye kadar bize şişe suyu içmenizin en güvenli olduğu öğretildi. Peki suyumuz çocuklarımız ve ailemiz için gerçekten sağlıklı mı? Alkali su, ters ozmoz faydalı mı? Enerjik Su içmemiz gerektiğini biliyor muydunuz? Bunları merak ediyorsanız mutlaka bu sayfayı okuyun :)

***************************

El yapımı, organik ve yenebilir anne-bebek bakım ve pişik kremimi gördünüz mü? Detaylar burada:
http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/2013/07/hindistancevizi-yagl-ve-bocek-kovucu.html?m=1

***************************

Bana ulaşabileceğiniz linkler:

www.BasakPirtini.com

Doğal Annelik ile ilgili:
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Milliyet Blog: http://blog.milliyet.com.tr/bashico
Facebook Doğal Anneyim Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Facebook Doğal Anneyim Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram: www.instagram.com/dogalanneyim
Twitter: www.twitter.com/dogalanneyim
Youtube Başak Pirtini Kanalı: www.youtube.com/channel/UCRoKVtaVHmA48DsvW6Iid_A
Bilgi için e-posta: dogalanneyim@gmail.com

Enerjik Su ile ilgili:
Enerjik Su websitesi: http://enerjiksu.blogspot.com.tr
Facebook Enerjik Su Sayfası: https://www.facebook.com/enerjiksu/
Bilgi için e-posta: enerjiksu@gmail.com

Doğal yöntemlerle hayvan bakımı ile ilgili:
Bashico Blogu: http://bashico.blogspot.com.tr
Köpekler ve İnsanları Blogu: http://kopeklerveinsanlari.com
Facebook Hayvanlardan Mesajlar Sayfası: https://www.facebook.com/hayvanlardanmesajlar/
Instagram'da Hayvanlardan Mesajlar: www.instagram.com/hayvanlardanmesajlar

Başak Pirtini'den e-posta ile haber almak için e-bültene üyelik: 
http://eepurl.com/TeYdX

19 Mart 2013 Salı

Annelik: az ye, az uyu, az konuş



Uzun bir süredir kış hastalıkları bizi de vurdu. Her ne kadar doğal besinlerimize dikkat etsek de şehirde yaşamanın sıkıntılarını yaşıyoruz. Haftada iki gün yaptığımız arkadaşlar arasındaki oyun gruplarında devamlı birbirimize hastalık bulaştırır olduk, artık kimler çürüğe çıktı oyun haline geldi. Hastalıklardan özellikle öksürük ve nezlenin bir türlü geçmemesini hava kirliliğine bağlıyorum. Bir arkadaşım temiz hava için Kaz Dağlarına taşınıyor. Umarım bu hastalıklı kış modumuz kısa sürede sıcak havaların gelmesiyle geçecek.

En son arkadaşım Özge’nin evindeki geridönüşümlü malzemelerden sallanan atı anlatmıştım. Eşi Murat disiplinler arası yani malzeme sınırlaması olmayan bir sanatçı. Sallanan atları yapan Hasan Savaş ile atölyelerini birlikte kurmuşlar. Murat da turizm mezunu olmasına rağmen resim, seramik, video stopmotion tarzı her türlü sanat ile ilgileniyor.

Son bir aydır hastalıkları iyileştireceğim derken anneliğin temel ihtiyaçlardan bile özveride bulunmak demek olduğunu Murat’ın verdiği bu anlamlı hediyeyle bir kere daha farkettim. Murat tasavvufta geçen temel prensiplerden aldığı ilhamla seramik taşların 3 yüzeyine “az ye, az uyu, az konuş” yazmış. Hangisini kendime hatırlatmak istiyorsam o yüzünü çeviriyorum. Bugünlerde “az konuş” duruyor. Çocukları kırmadan üzmeden nasıl az konuşarak anlatırım diye daha çok düşünmeye çalışıyorum.

Annelik müthiş keyifli anların ötesinde doğum kilolarından kurtulmak için az yemeye çalışmak, gece devamlı kalkarak az uyumak ve çocukların peşinde koşturmaktan arkadaşlarla az konuşabilmek olarak da yaşanıyor. Siz ne dersiniz?



Çok yönlü sanatçı Murat Çalışkan’ın her türlü beş duyu ile sanat ürettiği çalışmalara bakmak, özel seramik takılardan veya seramiklerinden edinmek isterseniz blogundan, e-posta adresinden veya 0535 881 68 01 numaralı cep telefonundan kendisine ulaşabilirsiniz.

Çocuklarınızda birlikte size ihtiyacınız kadar yiyebilmenizi, uyuyabilmenizi ve tatlı arkadaş sohbetleri dolu günler diliyorum.

Sevgiyle kalın.




Resimler: Murat Çalışkan'ın seramik çalışmaları

Doğal yollarla kedi ve köpek bakımı hakkındaki bloglarım:

15 Ekim 2012 Pazartesi

Annelik bunalımları


Her anne zaman zaman bunalır. Merkür etkisi olsa gerek diyen bir arkadaşım bana 2 yaşındaki oğlu ile nasıl mücadele ettiğini, bir türlü nesi olduğunu anlayamadığı, çocuğun hiçbir şey istemediğini, devamlı ağladığını ve hiçbir şeyden memnun olmadığını anlattı. Günü mahvolmuş, zaman zaman çocuğuna zarar verme hisleri taşıyan anneler… bu kadar zor olduğunu bilmiyorduk di mi?