22 Nisan 2016 Cuma

Aysun The Sütçü çocuklara inekler-doğa-toprak-nefes ilişkisini anlatıyor!


Aysun The Sütçü markasıyla tanınan ekolojik yaşam meraklısı sevgili Aysun Sökmen’in sütünü çocuklarım doğduklarından beri evimize alıyoruz. Daha önce hakkında bir yazı yazmıştım. Kendisi ricamı kırmadı sağolsun ekolojik yaşamla ilgili sohbet davetimi kabul ederek bizi okulumuzda ziyarete geldi! Anasınıflarına ve ilkokul 1. sınıflara ekolojik yaşamla ilgili neler anlatacak diye çok merak ettim. İnek sütü üretimi konusundaki temizlik, titizlik ve özenini, bu defa da çocuklara vereceği seminere taşımış.

(Not: Yazının sonunda Aysun Sökmen’in videosunu, sunumundan resimleri ve konuşmasından bazı bölümleri çocuklarınıza aktarabilmeniz için paylaşıyorum. Miniklere Aysun hanım’dan sevgilerle...)

“İnek kakası kötü kokar mı?” başlığı altında oldukça eğlenceli bir konuşma yaptı. Çocuklara kokudan yola çıkarak, önyargılarını kıracak şekilde hayvan dışkılarından iğrenmemeyi, doğadaki kokuları ve nefes almanın önemini, inek ve hayvan kakalarının nasıl ağaçlar için besin olan gübreye dönüştüğünü, bizim için bu ağaçların nasıl temiz hava ürettiğini anlattı. Beraberinde getirdiği üç çeşit gübreyi; taze gübre, sıkılmış gübre ve beklemiş, üstünde ot bitmiş toprağa dönmüş gübreyi çocuklar gördüler ve deneyimlediler. Özellikle sonunda çocukların soruları ve kendilerini anlatma şekilleri çok hoştu. Çocuklar anlatılanı nasıl iyi anladıklarını göstermek için tek tek bir defa daha kendi dillerinden geri anlatmak istediler.

Toprak --> Bitkiler --> Hayvanlar --> Gübre --> Ağaçlar --> Temiz Hava --> Nefes


Bu döngünün gerçek anlamını sadece biyoloji dersi gibi değil hayatın bir parçası olduğunu okullarda iyice anlatmak geleceğimizin dünyasının iyiliği için çok mühim. Bunu okuyan anneler ve babalar, lütfen çocuklarınızın okulunda öğretmenlerinden temiz toprak ve temiz havada nefes almanın döngüsünü örneklerle iyice anlatmalarını isteyin. Böylece ileride doğayı korumak isteyen yetişkinler olacaklar.

Ağaçların, doğanın ve ekolojinin önemi yanısıra sağlıklı nefes almanın hayatımızın en önemli parçası olduğunu çocuklarımıza ilettiği için tekrar buradan Aysun Sökmen’e teşekkür ediyorum.

Aysun Sökmen'in Hayatımın macerası videosu:


Aysun Sökmen’in çocuklar ve öğretmenler için hazırladığı resimli ekoloji sunumu:

Şimdi inek-doğa-toprak-nefes ilişkisini öğrenelim!
(Bu bölümü çocuklarınız ile okuyabilirsiniz)

Permakültür, doğal tarım ve Aklın Ekolojisi Semineri




Çocuklarımıza bu hayatta gelecekleri için en önemli öğretmemiz gereken şey nedir? Okumak mı? Yazmak mı? Nasıl para kazanacağını mı öğretmek? Doğru para harcamasını mı? Yemek pişirmeyi mi? Bana kalırsa gelecekteki en önemli şey doğal ve sağlıklı kaynaklardan yiyecek bulmak olacak. Bunun için çocuklarımıza öğretebileceğimiz en önemli şey “kendi yiyeceğini doğal bir ortamda, ekolojik olarak nasıl yetiştireceğidir” diye düşünüyorum.

Unutmayalım Kendi yiyeceğini yetiştirmek para basmak gibidir.

Eskiden daha fazla insan köylerde yaşarken, şehir hayatına bu kadar özenme yokken, herkes için kendi bahçesini ekmek, ailenin ihtiyacı olan gıdayı yetiştirmek doğal sayılıyordu. Şimdi köyü olmayan, şehirde büyümüş bir anne ve babanın çocuğu olarak, köyünden ailesinden doğal gıdaları temin edenlere özenerek bakıyorum. Eminim buna özenen, doğal olanın peşinde olan tek kişi ben değilim. Arkadaşlarımdan birkaç aile şehirden göçüp kendine bir köy bulup yerleşti bile.

İlk başta insanın bir arayışta olması gerek, bir şeyler yapma arayışında.
Bulduğu cevap doğa ise her şey olur zaten. 

Kısa bir süredir topraktan kendi domates ve salatalığımı yetiştirmeyi öğrenmeye çalışıyorum. Bahçecilikte emekleme devresinde sayılırım. Ancak okuduğum Masaonu Fukuoka’nın “Ekin Sapı Devrimi” kitabı etkisiyle bunu nasıl doğanın halledeceği şekilde yaparım diye kafa patlatmaya başladım. Hatta kısa bir süre önce Fukuoka yöntemiyle gübresiz, ilaçsız, sürmesiz tarım yapan Üç Elma Doğal Tarım çiftliği hakkında yazmıştım. Diğer taraftan permakültür diye bir tanımı bir kaç senedir duyuyorum. Sürdürülebilir kültür anlamına gelen “Permanence+Culture” kısaltması olan permakültür hakkındaki açıklama şöyle:

“Permakültür, insanoğlunun sürdürülebilir bir şekilde yaşayabilmek adına gereksinimlerini temin edebilmesi ve içinde bulunduğu çevreyi zenginleştirebilmesine yönelik tasarımlar gerçekleştiren bir tasarım bilimidir. Dolayısıyla, permakültür ilkeleri insanlığın ayak izini, en zararlı ayak izi olmaktan çıkarıp yeryüzündeki en faydalı ayak izine dönüştürmektedir.”

Permakültür hakkındaki online mecralarda en etkili ve kapsamlı kaynak permakulturplatformu.org. Basılı olarak da Permakültüre Giriş ve Fukuoka'nın kitapları mevcut. Permakültürle ilgili önerilen diğer kitaplar ise bu linkte

Ünlü permakültür tasarımcısı Geoff Lawton’in sitesinden ücretsiz üyelik yaparak izlenebilen 40’dan fazla İngilizce permakültür videosunda en kurak, en sıcak, en soğuk iklimlere uygun bitki yetiştirme ve toprak geliştirme çözümleri gerçekten bir harika.

Buğday Derneği'nin aylık yayınları hap bilgiler içeriyor.

Bunun dışında Sinek Sekiz'in ekoloji ile ilgiliyayınları bu felsefenin oturması açısından çok güzel.

Doğrudan permakültür ve organik tarımla ilgili deneyim kazanmak isteyenler için TaTuTaçiftlikleri çok uygun, gezen arkadaşlarım var. Çocuklarım için sütünü uzun yıllardır tükettiğimiz Aysun The Sütçü’nün Gündönümü Çiftliği de konaklamalı gönüllüleri kabul eden yerlerden biri.

Buğday derneğinin düzenlediği Açık Radyo üzerinden yapılan bir radyo yayını var.

Yeryüzü derneği ise özellikle şehirlerde yaşayan insanlara eğitimler vererek, Kent bahçeleri projesi kapsamında ücretsiz yerli tohum ve fide dağıtımı yapıyor. Bu sene okulumuzun bahçesi için de başvurduk bu projeye.


Bunların dışında facebookda evde kompost yapım hakkında bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı farklı gruplar mevcut. UlusalTohum Takas Merkezi grubunda hem görüşler paylaşılıyor, sorular soruluyor, hem de Tohum Takası yapılıyor.

Bunlar dışında da BelenTepe Permakültür Çiftliği’nin permakültür ve doğal yapı paylaşımları çok açıklayıcı.

Permakültür, ekoloji ve doğal tarım hakkında çeşitli kurslar da düzenleniyor. Yakın zamanda Mayıs ayı başında Bodrum Gümüşlük’te Emet Değirmenci tarafından bir ekoloji kursu düzenlenecek. 12-21 Mayıs 2016 tarihlerinde düzenlenecek “Aklın Ekolojisi ve Ekolojik Yaşam Uygulamaları” isimli bu kurs bir Permakültür kursu değil. Permakültür eğitimi almamış olanlar gelip yeni bir bakış açısı kazanıp, pratik uygulamalara başlayabilecekler. Öyle ki Permakültür eğitimi almış olanlar da gelip yeni şeyler öğrenebilecekler. Programı inceleyince çok beğendim, sizinle de paylaşmak istedi. Vaktimi ayarlayıp bu kursa katılmayı çok isterdim. Umarım ileride bir zaman çocuklarım biraz daha büyüyünce katılacağım. Bu konularla ilgilenen anne, babalar ve gençler için etkinlik programı şöyle:

Program bilgileri aşağıda yer alıyor. Etkinlik programı son hali için buraya bakabilirsiniz.

9 Nisan 2016 Cumartesi

Doğal Anneler Toplantısına Davet: 16 Nisan 2016, Çekmeköy

16 Nisan 2016, Cumartesi günü Çekmeköy'de Köy kahvaltısı'nda Doğal Anneler ile buluşuyoruz!

Düzenleyen: Belkıs Hopur
Doğal Anneyim: Başak Yaykin Pirtini 
Etkinlik Detayı: https://www.facebook.com/events/1559084524388827/

Doğal Annenin de katkılarıyla planlanmış sağlıklı beslenme ve nitelikleriyle donanmış olan kahvaltımızda,doğal anneden öğreneceğimiz birçok şey var!

Siz de kendi evinizde doğal yaşamla ilgili hazırlıklar başlatmak,uygulamalar yapmak ve sevdiklerinizle paylaşmak istiyorsanız,kahvaltımıza bekliyoruz...
Doğal Yaşam ve Doğal Annelik başta olmak üzere;
Kendi kendimize,kefir-yoğurt-doğal kremler vb ihtiyaçlar yapmak konusunda sohbetler ederek ardından bu yaşam tarzının ekolojiye ve sağlığımıza yönelik olumlu etkilerini değerlendirmek üzere doğa dostu anneleri bekliyoruz...
Doğanın içinde
Doğal besinlerle
Doğal Anne ile tanışma fırsatı için önceden rezervasyon yaptırmanız gereklidir.
Kontenjanımız: 20 Kişi
Katılım Ücreti: 50 TL
Bilgi ve Kayıt için:
Atölye Sobe! (0507 254 72 13)
Adres: Sultan Reşad Caddesi Benek Sokak Villa 005 B/Blok Çekmeköy (Reşadiye)


Boğaziçi Kimya Bölümü mezunu Başak Pirtini profesyonel iş hayatında bilişim sektörüne yönelik yurt içi ve yurt dışında etkinlik, fuar ve konferans organizasyonu ve pazarlaması konularında çalıştı. İş hayatında gelişen teknolojiler ile ilgilenirken, özel hayatında da kimyager kimliğinin sağladığı analiz yeteneğiyle doğal yaşam ve doğal tedaviler konularında araştırmalar yapıyor. Homeopati ve çocuk hastalıkları kurslarına katılarak 2007’den bu yana birikimlerini daha fazla insanla paylaşmak için bloglar yazmaya başladı. Başak, çocuklar ve hayvanlar üzerine “Bashico”, “Doğal Anneyim”, “Milliyet Blog” ve “Köpekler ve İnsanları” bloglarında, basılı ve online dergilerde, milliyet.com.tr'de köşe yazıları yazmaktadır.


Başak, profesyonel iş hayatına ardarda iki kız çocuğu dünyaya getirerek ara vermiş olup, bir blogger anne olarak çocuklarına nasıl daha sağlıklı bir yaşam sunabileceği üzerine bol bol okumaktan ve kendini devamlı geliştirmekten çok zevk almaktadır. Şu an 3. kızını büyütmekte olan Başak, tüm sağlıklı ev yaşantısının annelere dayandığı bilinciyle her gün taze, doğal ve organik sebze yemekleri hazırlamaktan, kendi yoğurdunu, kefirini, kuruyemiş sütlerini yapmaktan ve ekşi mayalı ekmeğini pişirmekten büyük zevk duymaktadır. Ayrıca kendi temizlik malzemelerini ve bakım kremlerini üretmektedir.
Üç başarılı epiduralsiz normal doğum gerçekleştirmiş ve 5.5 seneyi aşkın emzirme teceübesi ilan Başak’ın facebook üzerinde doğal doğum ve emzirmeyi destekleyen ve doğal yöntemlerle çocuklarını yetiştirmeye çalışan anneler ve babalar için yaklaşık 20.000 kişiyi aşkın “Doğal Anneyim” adında bir doğal yaşam grubu da bulunmaktadır.


Başak, son zamanlarda doğal annelik üstüne kitap yazmak, kendisinin de deneyimleyerek beğendiği ve tavsiye edebileceği ürünlerin araştırılması, tanıtılması ve doğal yaşam danışmanlığı konularıyla ilgilenmektedir.


http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/
http://blog.milliyet.com.tr/bashico
http://www.facebook.com.tr/dogalanneyim
http://bashico.blogspot.com.tr/ (kedi-köpek)
http://kopeklerveinsanlari.com/

Üçüncü bebeğimin şiddetsiz doğal doğumu



Daha önce ilk normal ve ikinci doğal doğumumu anlatmıştım. 3. kızımı kucağıma aldıktan ancak 1.5 sene sonra yazmak için gücümü toplayabildim. Tüm doğum zorluklarının anılarının zayıfladığı, güzel anların belirginleştiği an işte bu anmış!

Fala inanma falsız da kalma derler ya hani... Eşim bir gün iş toplantısında kahve içtikten sonra karşı firmadan bir bayan kahve falına bakmış. Kaç çocuğumuz olduğunu bilmeyen bayan eşime iki kızımız olduğunu ve üçüncü bebeğin ise 5 sene sonra olacağını ve erkek olacağını söylemiş. Günümüz şartlarında çok çocuklu olmak ve hepsine aynı ilgi ve alakayı gösterebilmek kolay değil. Kardeşim genç yaşta eğitim sebebiyle yurt dışında yaşamaya başladı, o yüzden anneme büyürken  ikinci bir kardeş daha yapsaydın dediğimi hatırlıyorum. O zamandan beri her zaman aklımda bir 3 sayısı vardır... Neyse, gel zaman git zaman faldan sonra ya bir gün olursa diye eşimle birbirimize takılır olduk. Sonra espri yapıp vazgeçiyorduk. Derken bir gün hiç planlamadığımız bir anda sürpriz bir şekilde hamile kaldım! Eşimle aramızda konuşup bu işin altından kalkabileceğimiz konusunda kendimizi ikna ettikten sonra doğurmaya karar verdim :)

1 Nisan tarihinde doktorum Meltem Özkan Girgin’e kontrole giderek hamileliğimi onayladık. İlk açıkladığımızda annem inanamadı. Zaten peşpeşe 1.5 yaş arayla iki çocuğu nasıl doğurup, evde tek başıma bakarak yorulduğumu gördüğü için sanırım hiç ihtimal vermemişti tekrar doğuracağıma. İlk başta 1 Nisan şakası sandılar sonra gerçek olduğunu görünce babam benden bomba bir istekte bulundu. İkinci kızımı erkek kardeşimin doğumgününde doğurmuştum. Bana bu doğum gününü ayarlama işini iyi becerdiğimi ve Kasım’da kendi doğum gününde bebeği doğurmamı dilediğini söyledi. İlk başta buna pek ihtimal vermesem de gerçekten doğum tarihi Kasım’a denk geliyordu.

Önceki iki hamileliğimde taş devri diyeti şeklinde beslenmiştim. İlk doğumdan sonra kolumda ve 2. hamileliğim sırasında sol bacağımda doktorlar tarafından yapısal kaynaklı denen 2 kez damar tıkanıklığı yaşamıştım. O zaman kan sulandırıcı iğneler vermişlerdi. Bunları artık kullanmıyordum. Acaba bu sefer yine hamilelikte kan basıncı değişeceği için damar tıkanıklığı tekrarlanır mı diye merak ediyordum. Son bir senedir faydalı olacağını öğrendiğim vegan ve vejetaryen diyetle besleniyordum. Çok iyi test sonuçları almıştım. Hamilelik belirli olunca etsiz beslenmeme dönüşümlü balık yağı ve krill yağı, su yosunu ve bol bol çiğ sütten kefir ve ev yoğurdu katmıştım. Damarlara iyi gelmediği öğrendiğimden beri beyaz şekerli tatlı ve çikolatayı zaten 5 senedir tüketmiyordum. Tatlı ihtiyacımı doğal şekerlerden olan bal, pekmez ve meyvelerden az bir miktar yiyerek aldım. Bol sebze, protein için de yiyebildiğim kadar bakliyat tüketmeye dikkat ettim. İlk hamileliğime kadar hiç çürüğü olmayan ancak sonra fire veren dişlerimi korumak adına magnezyum, K2 vit takviyeleri aldım. Dişimi organik veya kendi yaptığım kalsiyum bentonitkilli diş macunlarıyla temizledim.

5 Şubat 2016 Cuma

Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği gübresiz, ilaçsız, sürmesiz tarım yapıyor

Fukuoka yöntemiyle doğal tarım yapan Genç Ailesi


Gübresiz, ilaçsız tarım mümkün mü?
Yerli atalık tohumdan doğal unu nereden alabilirim?

Bu soruların cevaplarını Masanobu Fukuoka yöntemi ile tarım yapan özel bir çiftlik olan Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği veriyor.

Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği’ni ilk olarak yakın arkadaşım Esra’dan duydum. Bir koli Amasya elması söylemişti. Hemen ben de çiftliğin sahibi Hüseyin Genç ile iletişime geçtim. Telefon yaptığımız kısa söyleşide bana Masanobu Fukuoka’nın “Ekin Sapı Devrimi” kitabından etkilenip nasıl yıllardır uyguladığı tarım sistemini hiç bir şeye müdahale etmeden tarım yöntemine dönüştürdüğünü anlattı. (Not: Bu konuşmamızdan sonra Fukuoka’nın kitabı alıp okuma şansına eriştim. İyi ki de almışım. Bir tarım kitabı olmanın ötesinde doğa, tarım, sağlık ve hayatla ilgili bütünleşik harika bir felsefe sunuyor. Uzun yaşamın sırlarını anlatıyor. Kesinlikle okumanızı öneririm.)

Hüseyin Genç, özellikle yerli tohumdan elde edilen yerli Amasya elması ve üveyik buğdayı gibi değerlerimizin sürdürülmesine, geliştirilmesine çalışıyor. Kendisi hakiki, gerçek gıdanın peşinden gidiyor. Ürünlerine hiç bir şekilde tarım ilacı vermiyor, hayvansal gübre kullanmıyor, çapalama, havalandırma, budama yapmıyor. Nadir olarak sebzeleri için ot yiyen keçilerinin gübresini kullanıyor. Gübre ve ilaç kullanmadığı için normalde %13 olan verimi %6 olarak alıyor. Taş değirmende yerli tohumdan ilaçsız yetiştirdiği buğdayının ununu öğütüyor. Buğday kalitesini düşüren gübre ve ilaç gibi kimyasallar kullanmıyor,

29 Ocak 2016 Cuma

Domuz gribi ve ateşli hastalıklara karşı bağışıklık güçlendiren 15 takviye


Kışınız nasıl geçiyor? Biz şimdiye kadar 2 kere hasta olduk. Eee kızların okuldaki ikinci senesi. Geçen seneye kadar ev okulu yapmıştık. Bir de ufak bebeğimiz aramıza katılınca eve ablalardan gelen hastalıklar bu kış beni biraz zorladı. Ancak çok şükür ki son 8 senedir antibiyotik kullanmadan hastalıklarımızı atlatıyoruz.
Hastalıklar vücudumuzun bize dengesinin bozulduğunu anlatma yolu. Tekrar dengeye gelmek için kendimize doğal takviyeler yapmak ve vücudu desteklemek en sağlıklı yol. Düşünülenin aksine ateşi ilaçlarla düşürmemek lazım ki ateşi ortaya çıkaran ve mikropları yakmaya çalışan bağışıklık sisteminin çalışmasına müdahale etmeyelim. 40-41 derece yüksek ateş tecrübelerimi bu blogumda detaylı anlatmıştım. Genel olarak bilgilenmek için Hastalanmayan çocuk nasıl yetiştirilir?  bloguma bakabilirsiniz. 

Hangi bağışıklık kuvvetlendirici uygulamaları yapıyorum burada sizinle paylaşmak istiyorum. Bazen ihtiyaca göre birden fazlasını, bazen tek tek tüketiyoruz. Bu destekleri uygularken okul günleri genelde verip hafta sonunda mola veriyoruz, ya da hafta içi içmediklerimiz hafta sonuna dönüşümlü oluyor. Bu listeye kefir ve yoğurdu koymadım, çünkü ateş ve ağır hastalıklı günler geçtikten sonra barsaklarda kaybolan faydalı bakterileri geri kazamnak için tüketmeye başlıyoruz.


Bu takviyeleri uygularken en önemli olan yüksek moral, kahkaha ve gülümsemeyi sakın ihmal etmeyin :)

Limon: Her gün yetişkinlere 1 limon, çocuklara yarım limon suyu sıkıp kahvaltıda sek ya da portakal suyu ile birlikte içiriyorum.

Sarımsak: Öksürük, nezle, grip ve ateşli tüm hastalıklarda enfeksiyonu gidermek için sarımsağı ezip, sonra bıçakla iyice ufaltıp suyla yutturuyorum. Üzerine bal dökerek yutmak ya da suyun içine ekleyerek yutturmak da mümkün. Sarımsak ve soğan en kuvvetli antibiyotiklerimiz.

Ateş düşürücü soğan-sarımsak-zencefilli bitki çayı: Bir soğan, bir kaç diş sarımsak ve yarım santim kalınlığında zencefili 1 lt suda 10dk kaynatıyorum. Üstüne ıhlamur ve meyankökü demliyorum. Meyan kökü ateş düşürüyor ve tatlandırıyor. İçine elma kabuğu, ilaçsız nar, mandalina ya da limon kabuğu c-vitamini olarak konabilir. Öksürük varsa kekik koyuyorum. Ancak tansiyon varsa meyan kökü ve kekiğe dikkat edilmeli. Kızlarım gün boyunca 2-3 kere iciyorlar. Evdeki herkes içiyor. En son grip olan 82 yaşındaki ananeme de sarımsak ve soğanla yaptık ateşinde çok etkili oldu.

21 Ocak 2016 Perşembe

Bentonit killi yenebilir diş macunu ile diş çürüklerinin tedavisi

Yeşilimsi Bentonit killi yenebilir diş macunu

Hayatımıza havadan, sudan, gıdadan, temizlik malzemelerinden ve evdeki eşyalardan olmak üzere günde 3000’den fazla toksik kimyasala maruz kalıyoruz. Yeni doğan bir bebeğin göbek kordonu kanında Dr. Mercola ve Scientific American’a göre 200’den fazla kimyasal bulunuyor. Hayatımızda bunları eleyebilmek için yapabileceğimiz bazı şeyler var:




1)      Toksinlerin dışarıdan vücudumuza girişini önlemek. Bunun için doğal, hormonsuz ve ilaçsız gıdalarla beslenmeye çalışmalıyız. Evdeki temizlik malzemelerini doğaya dost ekolojik ürünlerden seçmeliyiz. Evde deterjan yapımını bu blogumda anlatmıştım.
2)      Gıdalar ve yardımcı maddelerle içimizdeki toksinleri arındırmak. Bunun için su yosunları, meyveler, çekirdekleri ve bentonit kili çok etkili.
A’dan Z’ye Bentonit kili yazımda kalsiyum bentonit kilinin bize sayısız hastalıkta şifa verdiğini, bunu nasıl yapabildiğini ve tarihteki kullanımlarını anlatmıştım. Bunlardan biri de ağız, diş ve diş eti sağlığı. 30 yaşıma kadar dişlerimde hiç bir çürük bile yokken 3 tane hamilelik, 4.5 sene boyunca emzirme sonucu dişlerimde çürükler oluştu. Tabii ne kadar yeterli beslendiğimi düşünsem, doğal yesem takviyeler de aldıysam durum böyle olunca literatörde bu konuda ne var ne yok hepsini gözden geçirmeye başladım.
Yaklaşık 6 sene önce Rami Nagel’in “Diş Çürüklerini Tedavi Et” (Cure Tooth Decay) adlı kitabına denk geldim. Kitapta dişlerin çürümesine sebep olarak şöyle diyor. 

"Yüksek şeker, beyaz un vb işlenmiş gıdaları tüketince, bunlar kandaki mineral dengesin bozuyor. Gerekli dengeyi sağlamak için kemiklerden ve dişlerden minerallerin çekiliyor. Böylece kemikler daha kırılgan, dişler de ağızdaki bakterilerin asidine daha dayanıksız kalıyor."


Dişlerimi doğal yolla tedavi etmek için uyguladığım yöntemler kısaca şöyle oldu: