5 Şubat 2016 Cuma

Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği gübresiz, ilaçsız, sürmesiz tarım yapıyor

Fukuoka yöntemiyle doğal tarım yapan Genç Ailesi


Gübresiz, ilaçsız tarım mümkün mü?
Yerli atalık tohumdan doğal unu nereden alabilirim?

Bu soruların cevaplarını Masanobu Fukuoka yöntemi ile tarım yapan özel bir çiftlik olan Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği veriyor.

Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği’ni ilk olarak yakın arkadaşım Esra’dan duydum. Bir koli Amasya elması söylemişti. Hemen ben de çiftliğin sahibi Hüseyin Genç ile iletişime geçtim. Telefon yaptığımız kısa söyleşide bana Masanobu Fukuoka’nın “Ekin Sapı Devrimi” kitabından etkilenip nasıl yıllardır uyguladığı tarım sistemini hiç bir şeye müdahale etmeden tarım yöntemine dönüştürdüğünü anlattı. (Not: Bu konuşmamızdan sonra Fukuoka’nın kitabı alıp okuma şansına eriştim. İyi ki de almışım. Bir tarım kitabı olmanın ötesinde doğa, tarım, sağlık ve hayatla ilgili bütünleşik harika bir felsefe sunuyor. Uzun yaşamın sırlarını anlatıyor. Kesinlikle okumanızı öneririm.)

Hüseyin Genç, özellikle yerli tohumdan elde edilen yerli Amasya elması ve üveyik buğdayı gibi değerlerimizin sürdürülmesine, geliştirilmesine çalışıyor. Kendisi hakiki, gerçek gıdanın peşinden gidiyor. Ürünlerine hiç bir şekilde tarım ilacı vermiyor, hayvansal gübre kullanmıyor, çapalama, havalandırma, budama yapmıyor. Nadir olarak sebzeleri için ot yiyen keçilerinin gübresini kullanıyor. Gübre ve ilaç kullanmadığı için normalde %13 olan verimi %6 olarak alıyor. Taş değirmende yerli tohumdan ilaçsız yetiştirdiği buğdayının ununu öğütüyor. Buğday kalitesini düşüren gübre ve ilaç gibi kimyasallar kullanmıyor,

29 Ocak 2016 Cuma

Domuz gribi ve ateşli hastalıklara karşı bağışıklık güçlendiren 15 takviye


Kışınız nasıl geçiyor? Biz şimdiye kadar 2 kere hasta olduk. Eee kızların okuldaki ikinci senesi. Geçen seneye kadar ev okulu yapmıştık. Bir de ufak bebeğimiz aramıza katılınca eve ablalardan gelen hastalıklar bu kış beni biraz zorladı. Ancak çok şükür ki son 8 senedir antibiyotik kullanmadan hastalıklarımızı atlatıyoruz.
Hastalıklar vücudumuzun bize dengesinin bozulduğunu anlatma yolu. Tekrar dengeye gelmek için kendimize doğal takviyeler yapmak ve vücudu desteklemek en sağlıklı yol. Düşünülenin aksine ateşi ilaçlarla düşürmemek lazım ki ateşi ortaya çıkaran ve mikropları yakmaya çalışan bağışıklık sisteminin çalışmasına müdahale etmeyelim. 40-41 derece yüksek ateş tecrübelerimi bu blogumda detaylı anlatmıştım. Genel olarak bilgilenmek için Hastalanmayan çocuk nasıl yetiştirilir?  bloguma bakabilirsiniz. 

Hangi bağışıklık kuvvetlendirici uygulamaları yapıyorum burada sizinle paylaşmak istiyorum. Bazen ihtiyaca göre birden fazlasını, bazen tek tek tüketiyoruz. Bu destekleri uygularken okul günleri genelde verip hafta sonunda mola veriyoruz, ya da hafta içi içmediklerimiz hafta sonuna dönüşümlü oluyor. Bu listeye kefir ve yoğurdu koymadım, çünkü ateş ve ağır hastalıklı günler geçtikten sonra barsaklarda kaybolan faydalı bakterileri geri kazamnak için tüketmeye başlıyoruz.


Bu takviyeleri uygularken en önemli olan yüksek moral, kahkaha ve gülümsemeyi sakın ihmal etmeyin :)

Limon: Her gün yetişkinlere 1 limon, çocuklara yarım limon suyu sıkıp kahvaltıda sek ya da portakal suyu ile birlikte içiriyorum.

Sarımsak: Öksürük, nezle, grip ve ateşli tüm hastalıklarda enfeksiyonu gidermek için sarımsağı ezip, sonra bıçakla iyice ufaltıp suyla yutturuyorum. Üzerine bal dökerek yutmak ya da suyun içine ekleyerek yutturmak da mümkün. Sarımsak ve soğan en kuvvetli antibiyotiklerimiz.

Ateş düşürücü soğan-sarımsak-zencefilli bitki çayı: Bir soğan, bir kaç diş sarımsak ve yarım santim kalınlığında zencefili 1 lt suda 10dk kaynatıyorum. Üstüne ıhlamur ve meyankökü demliyorum. Meyan kökü ateş düşürüyor ve tatlandırıyor. İçine elma kabuğu, ilaçsız nar, mandalina ya da limon kabuğu c-vitamini olarak konabilir. Öksürük varsa kekik koyuyorum. Ancak tansiyon varsa meyan kökü ve kekiğe dikkat edilmeli. Kızlarım gün boyunca 2-3 kere iciyorlar. Evdeki herkes içiyor. En son grip olan 82 yaşındaki ananeme de sarımsak ve soğanla yaptık ateşinde çok etkili oldu.

21 Ocak 2016 Perşembe

Bentonit killi yenebilir diş macunu ile diş çürüklerinin tedavisi

Yeşilimsi Bentonit killi yenebilir diş macunu

Hayatımıza havadan, sudan, gıdadan, temizlik malzemelerinden ve evdeki eşyalardan olmak üzere günde 3000’den fazla toksik kimyasala maruz kalıyoruz. Yeni doğan bir bebeğin göbek kordonu kanında Dr. Mercola ve Scientific American’a göre 200’den fazla kimyasal bulunuyor. Hayatımızda bunları eleyebilmek için yapabileceğimiz bazı şeyler var:




1)      Toksinlerin dışarıdan vücudumuza girişini önlemek. Bunun için doğal, hormonsuz ve ilaçsız gıdalarla beslenmeye çalışmalıyız. Evdeki temizlik malzemelerini doğaya dost ekolojik ürünlerden seçmeliyiz. Evde deterjan yapımını bu blogumda anlatmıştım.
2)      Gıdalar ve yardımcı maddelerle içimizdeki toksinleri arındırmak. Bunun için su yosunları, meyveler, çekirdekleri ve bentonit kili çok etkili.
A’dan Z’ye Bentonit kili yazımda kalsiyum bentonit kilinin bize sayısız hastalıkta şifa verdiğini, bunu nasıl yapabildiğini ve tarihteki kullanımlarını anlatmıştım. Bunlardan biri de ağız, diş ve diş eti sağlığı. 30 yaşıma kadar dişlerimde hiç bir çürük bile yokken 3 tane hamilelik, 4.5 sene boyunca emzirme sonucu dişlerimde çürükler oluştu. Tabii ne kadar yeterli beslendiğimi düşünsem, doğal yesem takviyeler de aldıysam durum böyle olunca literatörde bu konuda ne var ne yok hepsini gözden geçirmeye başladım.
Yaklaşık 6 sene önce Rami Nagel’in “Diş Çürüklerini Tedavi Et” (Cure Tooth Decay) adlı kitabına denk geldim. Kitapta dişlerin çürümesine sebep olarak şöyle diyor. 

"Yüksek şeker, beyaz un vb işlenmiş gıdaları tüketince, bunlar kandaki mineral dengesin bozuyor. Gerekli dengeyi sağlamak için kemiklerden ve dişlerden minerallerin çekiliyor. Böylece kemikler daha kırılgan, dişler de ağızdaki bakterilerin asidine daha dayanıksız kalıyor."


Dişlerimi doğal yolla tedavi etmek için uyguladığım yöntemler kısaca şöyle oldu:

20 Ocak 2016 Çarşamba

Eğitimin evimizdeki adresi artık KiGaPortal

KiGaPortal aktiviteleri

İkinci kızım doğunca büyük kızımla yaş araları çok yakın olduğu için bir karar vermem gerekiyordu. Ya ikisini de anaokuluna verip işe geri döneceğim, ya da evde kalıp her ikisine bakacaktım. İş hayatını oldum olası sevmediğim için çocuklarıma tam zamanlı anne olarak evde bakma fikri aynı zamanda blog yazmak ve araştırma yapmak bana daha cazip geldi. İlk başta doğal olarak oturduğumuz çevredeki anaokullarını gezdik. Hiç bir okul tam olarak içime sinmedi. Ben de evde kendi becerebildiğim kadarıyla çocuklara okul yaşına kadar ev eğitimi vermeye karar verdim. Resim, el işi, boyama, yemek yapma, yaz kış her gün parka ziyaretler, park arkadaşlarımızla haftalık oyun grupları derken çok da hızlı geçti zaman. Büyük kızım direk ilkokula başladı. Aynı anda 3. bebeğimiz de olduğu için ikinci kızım da 4 yaşında anaokuluna başlamış oldu. Evde yaptığımız aktiviteleri genelde içimden geldiği gibi kendim yarattım taki bir kaç ay önce bir arkadaşım bana KiGaPortal’dan bahsedinceye kadar. Tam da artık ev işlerini bir kenara bırakıp 1 yaşına gelen minik kızımla aktivitelere daha fazla zaman ayırsam diye düşünüyorken bu çok yerinde oldu. Montessori, Reggio Emilio ve Waldorf sistemlerinden evde yapılabilecek malzemelerle 4 dilde binlerce aktivite bulunan bu portal gerçekten çocuklar, ev eğitimi yapmak isteyen anneler, ana sınıfı öğretmenleri için gerçek bir hazine. Benim gibi evde ya da okulda temalı ne yapsam diye konu ve aktivite arayanlar için portalın Türkiye ayağının kurucusu Naciye Çetin’e KiGaPortalı ufak bir söyleşiyle anlatmasını rica ettim.

Merhaba Naciye hanım. Mesleğiniz nedir ve KiGaPortal gibi bir kendin yap eğitim platformunu Türkiye’ye adapte etmek nereden aklınıza geldi?
Portalimize gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ediyorum. Ben de meslek olarak çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanıyım. Çocuk gelişimi ve eğitimi üzerine Türkiye ve yurt dışında yayınlanmış kitaplarım var. Halen de aktif olarak çalışmaktayım. Yurtdışında uygulanan Montessori, Waldorf ve Reggio Emilio tarzı eğitim yaklaşımları Türkiye’deki okullarda henüz yeni yeni yaygınlaşıyor ancak bu konuda yeterli kaynak olmadığını gözlemledim. Yurt dışında bu konuda çalışan KiGaPortal’i tanıdıktan sonra Türkçe portali hayata geçirebileceğimizi düşündüm. Böylece 2015 ikinci yarısında KiGaPortal’i Türkçe olarak açmış olduk. 
midye kabukları ile matematik

KiGaPortal’i diğer online eğitim sitelerinden farklı kılan şey nedir?
KiGaPortal 2003 yılında Avusturya'da bir grup eğitimci, pedagog ve bilgisayar
mühendisleri tarafından geliştirilmiş çok dilli ve uluslararası bir eğitim portalı. İngilizce,
Almanca, İtalyanca ve Türkçe hizmet vermekte. Her üye istediği dili seçerek istediği dilde aktivitelere ulaşabilir. KigaPortal Montessori, Reggio, rehabilitasyon pedagojisi, durum odaklı pedagoji, hareket pedagojisi vb. bir çok eğitim metodunu sentezleyerek aktiviteler geliştirmektedir. Portalde zeka oyunlarından strateji oyunlarına, çalışma sayfalarından proje çalışmalarına hikayelerden kukla oyunlarına kadar zengin seçeneklerle karşılaşırsınız.

21 Aralık 2015 Pazartesi

Kehribar kolye: bebeklerde diş çıkartma ve genel sağlık için kullanımı



Bebek kehribar kolyesi

Avrupa’da ve Uzak Doğu’da çocuklara kehribar takmak çok eski bir gelenekmiş ve diş çıkarma belirtileri gösteren bebekler için adeta olmazsa olmaz bir ürünmüş. Bir süredir kehribar kolyeleri duyuyordum. İki sene önce gittiğim anne bebek fuarında Sofimaya Kehribar kolyelerini tanıtan Aslıhan ile tanışmıştık. İki kızımda diş çıkarırken kullanmamıştım. 2. kızımda tam diş çıkarırken 2 hafta boyunca her 15 dakikada bir uyandığımı hatırlıyorum. Acaba işe yarar mı gerçekten diyerek 3. bebeğim olunca diş çıkarma zamanı geldiğinde denemek için hepimize sofimaya kehribar kolyelerinden aldım.

Kolyeler gelince hepimiz çok beğendik. Takınca çocuklarda çok güzel durdu. Fosilleşmiş kozalaklı ağaç reçinesi olan kehribar taşı kolyelerimizin şifalı etkisinden yararlanmak için 4 aydır iki büyük kızım (5.5 ve 7 yaş) ve bebeğimde (1 yaş) çıkarmadan gece gündüz her gün kullanıyoruz. Bu arada ben de kendim bir yetişkin kolyesi aldım onu da zaman zaman takıyorum. Seçtiğim modelin taşları daha ince ve sivri olduğu için gece takmaya uygun değil ancak gün boyunca şık bir aksesuar olarak takiyorum. İşte bu kolyelerle ilgili öğrendiklerim.

Kehribar kolye nasıl şifa veriyor?
Kehribarın sırrı boncukların içinde gizli. İçerdiği suksinik asit ya da amber asiti Avrupa ülkelerinde doğal bir antibiyotik olarak bilinmekte ve kullanılmakta. Kimyasal formülü C4H6O4 olan amber asiti bir mineral değil, kozalaklı ağaçların doğal reçinelerini içeren organik bir madde. Bebek diş boncuğunu taktığında, vücut ısısı bir tür reçine olan amberin içindeki şifalı yağları açığa çıkarıyor ve bu yağlar cilt tarafından emilerek kan dolaşımına karışıyor. Kehribar bir taş olmadığından, mineral taşlar gibi soğuk değil. Teninize değince sıcak ve yumuşak bir dokunuşu var. 

Kehribar bileklik

Doğal reçineden olan kehribar kolye neler için kullanılıyor?

*Kehribar kolye ve bilezikler bebeklerde ve çocuklarda diş çıkartma döneminde ağrı kesici şurup yerine daha sağlıklı bir çözüm olarak,
*Diş çıkarma döneminde artan tükürük salgısını azaltır böylece bebeklerinizin önü ıslanmaz ve göğüs hırıltıları azalır.
* Boğaz, kulak ve mide yanmalarını; enfeksiyonları ve solunum rahatsızlıklarını azaltıcı etkisiyle biliniyor.
*Etkisini 24 ila 48 saat arasında gösterdiği belirtiliyor. Sürekli takıldığı ve tene değdiği zaman etkisini gösterdiği görülmüş. Geceleri güvenlik için bebeğin boynundan çıkarılmarılması öneriliyor. Gün boyunca takıldığında gece ara vermenin etkiyi azaltmadığı belirtilmiş.
*Doğal böcek kovucu olan kehribar kolyeleri pire tasması olarak kedi ve köpeklerde de kullanmak mümkün. Pire ve kenelere karşı doğal kehribar tasma yazımda detaylı bilgi bulabilirsiniz. Bu özelliğiyle kızlarıma saç bitine karşı okula giderken her gün kehribar kolyelerini taktırıyorum. Geçen sene bize de zıplamıştı bitler, bu sene her gün tarakla kontrol ediyorum, gelen bir şey yok :)

9 Kasım 2015 Pazartesi

Bursa Organik Ev'de Doğal Annelik Seminerlerinde buluşuyoruz!

“Doğal Hamilelik, Doğal Bebek Bakımı ve Doğal Pişik Kremi Yapım Atölyesi”

Tarih: 28 Kasım 2015, Cumartesi
Saat: 12:00-16:00

Yer: Organik Ev, Bursa, Misi Köyü, Gümüştepe Mah. Bardakçı Sok. No:13 Nilüfer, Bursa
Kayıt: organikev.info@gmail.com , 0532 677 1004
Facebook Event: https://www.facebook.com/events/1517888388532436/
Ücret: 70TL 

Bu seminerde sağlıklı bir bebek doğurmak ve doğal anne olmak için gıda, sağlık, ilaç, kozmetik sektörlerinin bizi saran çarklarının dışına nasıl çıkabileceğimizi konuşuyoruz. Doğal hamilelik nasıl geçirilir, nelere dikkat etmeliyiz, doğal doğumla ilgili öneriler, bebek doğduktan sonra temel bebek bakımı ve emzirme ile ilgili soru ve cevaplar üzerine bir sohbet yapacağız. Sonrasında çarkın dışına çıkmanın ilk adımı olarak pek çok rahatsızlıkta kullanabileceğiniz pratik bir krem yapımını öğreneceğiz.

Doğal anne nasıl olunur?

“Doğal anne çocuklarını doğal ebeveynlik esaslarına göre, dünyamıza, çevreye ve hayvanlara saygılı, ekolojik farkındalık sahibi olarak yetiştirmeye çalışan annedir. Bunun için kullanacağı her türlü üründe çevreye zarar vermeyenini, doğal olanını seçmeye çalışır. Evde üretebileceklerini kendisi yapar. Doğal içerikli gıdalarla beslenir. Yapay, suni, zararlı kimyasal içeren, hormonlu, ilaçlı, fabrikasyon gıda ve ürünleri tercih etmez. Çünkü gıda, ilaç ve temizlik sektörünün dayatmaları bizi doğallıktan uzaklaştırıyor dolayısıyla sağlığımızı da bozuyor.”

Neden seminere katılmalıyım?

*Doğal yaşam konularına ilgi duyuyorsanız
*Doğal doğum yapmak istiyorsanız
*İnternet ortamındaki bilgi karmaşasında kaybolduysanız
*Doğal annelik konusunda gerçek hayattan gerçek kişilerle karşılıklı konuşmak istiyorsanız
*Doğal yaşama geçiş pratiği konusunda yönlendirmeye ihtiyaç duyuyorsanız
*Sağlıklı alternatiflere nereden ulaşabileceğinizi bilmiyorsanız
*Doğal ebeveynlik konusunda kendinizi yalnız hissediyor ve bir destek grubu arıyorsanız...

Doğal annelik semineri tam size göre.


Seminerlere katılmak size ne sağlayacak?

Dünya ve çevre için iyi bir şey yapıyor olacaksınız
Çocuklarınıza temiz bir gelecek bırakmak için adım atmış olmak gönlünüzü rahatlatacak.

Detaylı bilgi için: https://organikev.wordpress.com/2015/10/17/dogal-hamilelik-basak-pirtini/
 

***********************************************************************************************************

“Doğal Bağışıklık Sistemini Geliştiren Çocuk Beslenmesi, Antibiyotiksiz Çocuk Yetiştirme”


Gün: 20 Şubat 2016, Cumartesi
Saat: 12:00-16:00

Yer: Organik Ev, Bursa, Misi Köyü, Gümüştepe Mah. Bardakçı Sok. No:13 Nilüfer, Bursa
Kayıt: organikev.info@gmail.com , 0532 677 1004

Ücret: 70TL

Bu seminerde “Doğal anne nasıl olunur?” sorusuna pratik cevaplar bulacaksınız


“Doğal anne çocuklarını doğal ebeveynlik esaslarına göre, dünyamıza, çevreye ve hayvanlara saygılı, ekolojik farkındalık sahibi olarak yetiştirmeye çalışan annedir. Bunun için kullanacağı her türlü üründe çevreye zarar vermeyenini, doğal olanını seçmeye çalışır. Evde üretebileceklerini kendisi yapar. Doğal içerikli gıdalarla beslenir. Yapay, suni, zararlı kimyasal içeren, hormonlu, ilaçlı, fabrikasyon gıda ve ürünleri tercih etmez. Çünkü gıda, ilaç ve temizlik sektörünün dayatmaları bizi doğallıktan uzaklaştırıyor dolayısıyla sağlığımızı da bozuyor.”


Aklınızdan bunlar geçiyorsa bu seminer tam size göre:

*Normal doğum yapmak istiyorum
*Çocuğumun doğal bağışıklığını nasıl güçlendirebilirim? Neler yapmalıyım?
*Doğal beslenmeye nasıl geçeceğim? Aklım karışık...
*Antibiyotik kullanmak istemiyorum, yerine hangi doğal reçeteleri uygulayabilirim?
*Çocuğum sinüzit, ortakulak iltihabı, öksürük oldu, ateşlendi! Doktor ilaç verdi. Evde doğal hangi tedavileri yapabilirim?
*Çocuğumu şekerden ve katkı maddeli paketli gıdalardan nasıl koruyacağım?
*Evde hangi temizlik malzemelerini kullanmalıyım? diyorsanız
*Doğal bakım ürünleri hakkında sorularınız varsa....

Seminere katılmak size ne sağlayacak?


Dünya ve çevre için iyi bir şey yapıyor olacaksınız
Çocuklarınıza temiz bir gelecek bırakmak için adım atmış olmak gönlünüzü rahatlatacak.

Detaylı bilgi için: https://organikev.wordpress.com/2015/10/17/dogal-annelik-basak-pirtini/ 

28 Temmuz 2015 Salı

Mutlu ve başarılı çocuk yetiştirmek mümkün

Başarılı Mutlu Çocuk Semineri

Bu yazımda büyük kızım Melisa’nın katıldığı harika bir seminerden ve bu seminerde öğrendiği yöntemlerle nasıl 1 ay sonra ülke çapındaki bir resim yarışmasını kazandığını anlatmak istiyorum.

Her anne ve baba mutlu, sağlıklı ve başarılı bir çocuk yetiştirmek ister. Peki kendimizi nasıl görüyoruz? Çocuklarımıza nasıl örnek oluyoruz? Ben çocukluğumdan beri kişisel gelişim kitaplarını okumaya bayılırım. Her kitaptan beğendiğim bir kaç tekniği hemen hayatıma uygulamaya çalışırım. İşte çocuklarım büyüdükçe evde doğal beslenmeye dikkat etmenin yanısıra duygusal salmalar, nefes egzersizleri ve yaşadıklarımızın üstünden tekrar canlandırmalar gibi çalışmalar yapmaya başladık. Ne zaman yakın bir arkadaşım Kama Gelişim tarafından senede sadece belli zamanlarda verilen “Başarılı Mutlu Çocuk” seminerinden bahsetti, bu seminerin çocuklarım için çok faydalı olacağını anladım. Çünkü henüz kişisel gelişim kitapları okuyacak kadar büyük değiller. Ancak bu bilgileri çocuklara en güzel anlatmanın yolu oyunlar, egzersizler ve müzik. Böylece biz de geçmiş Haziran ayında yapılan bu seminere kaydolduk. İyi ki de katılmışız.

Seminerin amacı çocuklara mutlu, sağlıklı ve başarılı olmak için hayatları boyunca kullanabilecekleri kadim bilgileri aktarmak. Eğitmenlerden Mahram Satymbaeva, Sosyoloji yüksek lisansı sahibi ve Norbekov Enstitüsü’nde 3 sene eğitim almış. Kabuljan Murzaev ise Pedagoji ve eğitim bilimleri üzerine 2 doktoraya sahip, 50’den fazla bilimsel makale ve 6 kitabı bulunuyor. Melisa, 5 gün boyunca 3’er saatlik seminerlere katıldı. Devamlı gülen bu değerli eğitmenlerden hayatı boyunca kullanabileceği bakın neler öğrendi:

*Bağışıklığı kuvvetlendiren çocuklara özel omurga ve vücut egzersizlerini
*Görmeyi iyileştiren ve gözlük attıran göz egzersizlerini
*Bedenine iyi bakmayı
*Duygularını fark edip yönetme yöntemlerini, affetmeyi ve kabul etmeyi

Çalışmaların bir amacı da henüz çocukken dikkat dağınıklığını yoketmeyi, duygularına hakim olmayı ve affetmeyi öğretmek. Motivasyonu artırıcı oyunlar, hikayeler ve meditasyonlar ile strese dayanıklıklarını artırmak, hafızayı kuvvetlendirmek, ders ve sınavlarda başarılarını artırmak. Seminerde anne ve babaya karşı sevgilerini sözcüklerle ifade etmeyi de çalıştılar.