9 Mayıs 2016 Pazartesi

Haluk Otman ile doğal terapiler ve manyetik terapi üstüne bir söyleşi

Küçüklüğümden beri doğal terapiler ilgimi çekiyor. Kimi zaman seminerlere katılarak, kimi zaman da kitaplardan öğrendiğim enerji çalışmaları, masaj, refleksoloji, homeopati, bitkisel yağlar gibi yöntemleri kendimi ve çocukları hastalıklardan iyileştirmede beslenmeye ek olarak uyguluyorum. Doğal terapilerle ilgili kitap, alet, taşlar ve mıknatısları alıp kullanmayı seviyorum. Bundan 10 sene önce manyetik terapiyi duymuş ve kendime Haluk Otman’dan acil yardım için yüksek gauss değerinde mıknatıslar almıştım. Zaman içinde mıknatısların dış kabı açılınca Haluk Bey ömür boyu garantisi olduğunu söyleyip bana yeni mıknatıslarımı verdi. En son yaşadığımız kulak ağrımızda ağrıyı azaltmakta kullandık. Bu vesiyleyle, anne ve çocuklarda uygulanabilecek doğal terapilerle ilgili aklımdaki soruları Doğal Terapiler, İleri Masaj Teknikleri ve Kişisel Gelişim Uzmanı Haluk Otman hepimiz için cevapladı.

“Doğanın bize sunduğu tüm iyilik getirici güçleri kendimizden başlayarak doğru kullanmak, doğru uygulamak hem kendimize hem de çevremize sunabileceğimiz en büyük hediyedir.”

Başak - Doğal terapiler dediğimizde neyi kastediyoruz?


Haluk O. – Doğal terapi ayağımızı bir yere çarptığımızda elimizle hemen ayağımızı tutmak, ovmak ile başlar. En etkili doğal terapi yöntemi dokunmaktır. Bedenimizin doğal refleksidir. Doğal terapiler dokunmaktan başlayarak ayurvedik masajlara, romatizma sorunları için arı sokması tedavilerine kadar devam eden zengin bir dünyadır. Kısacası doğadaki güçleri sağlığımız için kullanmak olarak özetlenebilir. Beden – Akıl – Ruh arasında kurduğumuz denge varolan sağlığımızı korumayı ve olası problemlerimizin ortadan kaldırılmasını sağlar.

Teknik olarak; Doğal Terapiler (Alm. Naturheilkunde, İng. Naturopathy veya Naturopathic Medicine); her insanın sahip olduğu doğal güçlerinin harekete geçirilmesi ve güçlendirilmesi sayesinde hastalıkları önlemeyi ve terapi etmeyi amaçlayan yöntemlerinin tamamına verilen isimdir.

Başak – Doğal Terapiler nasıl çalışıyor?

Haluk O. – Doğal Terapilerin en üst prensibi, doğanın yasaları ve bize sunduklarının kendi doğal işleyişleri doğrultusunda hareket etmektir, doğaya karşı değil.

Başak - Doğal terapilerin modern tıptan farkı nedir?

Haluk O. – Organizmamızın fizyolojik çalışma şekli aslında bize pek çok konuda yol göstermektedir. Denge dışı durumlarda bize sinyal vermektedir, bu sinyali algılamak ve anlamak çok önemlidir. Bunu bastırıp yok edersek, sorunun nerede olduğunu anlayamayız. Sorun aslında yok olmamıştır ve başka bir zaman muhtemelen terapisi daha zor (ör. Kronik olarak) bir şekilde karşımıza çıkacaktır.
Doğal terapiler hastalık ve sağlık olgularını modern tıptan farklı olarak, neden-sonuç ilişkisi içinde bakar ve bir hastalığın sadece bir sebebi olmadığına, aksine birçok sebebi olduğundan yola çıkarak insanı bir beden – ruh ve zihin bütünlüğü içinde algılar. Bunu değerlendirir ve duruma göre tamamen bireysel terapi yöntemleri uygulamaktadır.

Başak - Doğal terapi yöntemleri nelerdir?

Haluk O. – Şu şekilde sayabiliriz:
•    Su ile terapi ( Kneipp’ın geliştirdiği Su Metodları)
•    Masaj
•    Kupa (Vacuum therapy)
•    Yoga
•    Aschner’in Yapı Terapileri (kan akıtma, şişe çekme, sülük koyma vs.)
•    Fitoterapi (bitkiler ile terapi)
•    Bağırsak temizliği, arınmalar (detokslar)
•    Terapi amaçlı oruç
•    Terapi amaçlı sadece meyve ve sebze suları tüketimi
•    Beslenme
•    Diyetler
•    Hareketle terapiler
•    Hayatı düzenleyici tedbirler
•    Geleneksel Çin Tıbbı
•    Tibet Tıbbı
•    Aromaterapi
•    Ayurveda
•    Homeopati
•    Ve değişik kıta ve halkların uyguladıkları sayısız terapi yöntemleri

Modern Doğal Tıp Yöntemleri:
•    Osteopati, Kranio –Sakral-Terapi
•    Dorn-Metodu
•    Refleksoloji
•    Reiki
•    Bach-Çiçekleri ile terapi
•    Kinesioloji
•    Hipnoterapi
•    NLP
•    Masajlar
•    Müzikle ve el sanatları ile terapi

Başak - Doğal Terapiler Kavramı nasıl ortaya çıktı ve gelişti?


Haluk O. –
Doğal Terapilerin uygulanışı insanlık tarihi kadar eski olsa da, bir konsept olarak Doğal Terapi Konsepti batı ülkelerinin endüstrileşme süreci sonrasında ortaya çıkmıştır. Bu dönemde oldukça yaygın kullanılan Modern Tıp tedavi yöntemlerine destek ihtiyacı ortaya çıkmış  yeni arayışlar ile eski geleneksel ve yeni bilimsel bilgilerin sentezi olarak Almanya’da 19. yüzyılda Teolog J. H. Rausse ve Eczacı T. Hahn tarafından ilk defa kaleme alınıp, o dönemin üniversitelerinde felsefe ağırlıklı tıp eğitimi müfredatı olarak öğretilmiştir.
Bu konsept günümüze kadar ilk şekliyle gelmiştir ve şu beş temel direk üzerine oturtulmuştur. Bunlar:
1.    IŞIK
2.    HAVA
3.    SU
4.    HAREKET
5.    BESLENME

Doğal Terapilerin yukardaki beş ana direklerinin birinin veya bir kaçının aksaması durumunda meydana gelen problemlerin terapi edilmesi şekillerini üç ana grupta toplayabiliriz:

I. Fiziksel uyarma yoluyla organizmadaki bazı süreçleri harekete geçirmek: Örneğin: ışık, hava, su, güneş, hareket, soğuk, sıcak, vs. yöntemler: Kneipp su metodları, masajlar, akupunktur, şiatsu lenf dranajı, osteopati vb.

II. Doğal maddelerin özel besin veya ilaç haline getirilme yoluyla organizmaya içten etki göstermesini sağlamak. Örneğin: özel beslenme şekilleri/diyetler ve bitkilerden, hayvanlardan ve minerallerden hazırlanmış ilaçlar; diyetler, detokslar, fitoterapi, homeopati, aromaterapi, ayurveda vb.

III. Zihinsel farkındalık yaşatmak: Bu da genelde danışmanlık şeklinde verilir.

Başak – Peki, neden doğal terapileri seçelim?

Haluk O. – Çünkü doğal olmayan bir çevre ve yaşam koşulları içinde yaşıyoruz. Ana ritmimiz olan kalp ritmimizin dışında şehrin ve iş yaşantısının gürültüsü içinde sağlık ritmimizi kaybediyoruz.

İlginç bir örnek vermek gerekirse; şehirde yaşayan insanlarda görülen göz bozukluğu oranı kırsal kesimde yaşayan insalardan %70 fazladır. Sebebi ise kırsal kesimde göz sürekli sonsuzluğa odaklanırken şehirde sıkışık bina yapılanması ve görsel kirlilik gözün odaklanma yeteneğini olumsuz etkiler.

İnsan doğal bir varlıktır. Yaşamı ise yapay koşullar ve birarada yaşamanın getirdiği stres ile örülüdür.
•    Varolan sağlığımızı korumak için,
•    Sağlık problemlerimizden kolayca sıyrılabilmek için,
•    Doğal ritmimizi ve ihtiyaçlarımızı hatırlamak için,
•    Kendimizin ve hayatımızın tadına varabilmek için,
•    Sevdiklerimizle daha güzel zamanlar geçirmek için,Kapınız doğal terapilere her zaman açık olsun.

Başak – Peki annelerin bebeklerinde uygulayabilecekleri doğal terapiler neler?

Haluk O. –
Az önce bahsettiğim terapilerden pek çoğu bebeklere uygulanabilir. Yaşanan soruna göre bir uzman tarafından uygulanabilecek terapi yöntemine karar verilebilir. Ancak evde kolaylıkla kulak masajı, bebek masajı ve manyetik terapi anneler tarafından uygulanabilir ve hızlı sonuçlar verir. Mesela bebeklerdeki kolik, gaz çıkarma, kabızlık için uygulanabilecek sakinleştirici bebek masajı ve kulak masajı tekniklerini web sitemdeki videolardan izleyebilirsiniz. Her gün bir kaç dakikalık kulak masajı ile bebeğinizin kulaklarını ovalamak da tüm vücudundaki organların dengesini korumaya büyük ölçüde yardımcı olur.
Duygu Şifresi kitabında mıknatıslar aracılığıyla 1dk içinde ağrılarınızı nasıl azaltabileceğinzi anlatıyor




Başak – Ben mıknatısları Dr. Bradley Nelson tarafından yazılmış Duygu Şifresi kitabında anlattığı yöntemle vücudumuzda sıkışmış duygu enerjilerini salmada kullanıyorum. Özellikle kızlarım onlara yaptığım bu seansları kendileri sıkça talep eder oldular. Ancak mıknatıslar bildiğim kadarıyla çok güçlü bir ağrı kesici aynı zamanda. Biraz da manyetik terapiden bahseder misiniz?

Haluk O. – Manyetik terapide kullanılan taş Neodymium (rare earth/supermagnet) ve doğal magnet “Heamatite”tir. (özel şartlarda soğumuş ve dünyanın binlerce yıl önceki güçlü manyetik alanı ile manyetize olmuş lav taşı ve buna bağlı teknolojilerdir. Günümüzde etrafta pek çok farklı elektromanyetik alana maruz kalıyoruz ve gerçekte olması gereken manyetik alanımızda şaşmalar oluyor. Doğal magnetler bize dünyanın kendi manyetik alanını, doğamızın gereğini bize sunuyorlar.

Magnet nasıl etki eder?
 Magnetin öncelikli özelliği ağrı dindirici ve kesici özelliğidir. Ardından uyku ve uykudan uyanma sorunları başta olmak üzere yorgunluk, böbrek taşı, süt eksikliği, tansiyon ve benzeri konularda etkilidir.

Magnetin etkisi bedende 2-3 gün daha devam ettiğinden ağrı durumları dışında aralıklı kullanıma uygundur. Yani kişi magneti ister gece uyurken ister gündüz takabilir.

Magnet ile içme suyunuzu da manyetize edebilir ve bu sayede üriner sisteminizi rahatlatabilirsiniz.

Magnetin hiç bir yan etkisi yoktur ve herkes tarafından kullanılabilir. Sıkça sorulan sorular linkinden diğer pek çok soruya da yanıt bulabilirsiniz.

Aynı şekilde facebookta manyetik terapi (sağlık-güzellik) sayfasında bu terapiyle ilgili pek çok bilgi paylaşıyorum.

Başak - Manyetik terapide ne tip ürünler var? İlk kez kullanacaklara ne öneriyorsunuz? 
Haluk O. – Manyetik ürünler arasında diz, dirsek gibi eklemler için ufak magnetlerden oluşan ağrı kesici bantlar, genel sağlık için magnetik bileklik ve kolyeler, suyu manyetize etmek için magnetik çubuk, hatta hayvanların genel sağlığı ve ağrılara karşı magnetik battaniyeler ve tasmalar var. Ben ilk kez manyetik terapi ürünü alacaklara sizin kullandığınız ilk yardım kiti magnetini öneriyorum. Diğer çeşitli ürünlerde kullanılan ufak 500-1000gaussluk mıknatısların çok daha kuvvetli ''Manyetik terapinin altın çocuğu'' ismini kazanmış 14800 gauss gücünde paslanmaz çelik kaplı, bedeninizin her noktasında kullanabileceğiniz özellikte bir magnet. Neotymium Rare Earth Dünya üzerinde sürekli kullanıma uygun üretilmiş en güçlü magnettir. Bugün itibariyle danışmanlık ve kargo dahil fiyatı 280TL. Türkiye’de ömür boyu garantili tek ürün.

14800 gaussluk İlk Yardım Kiti Magneti
14800 gaussluk İlk Yardım Kiti
 

Başak –
Bu kadar güçlü bir mıknatıs hangi rahatsızlıklara iyi geliyor?

Haluk O. – İlk Yardım Kiti kullanmak için sağlık sorunu yaşamanıza gerek yok. Bu magnet var olan sağlığınızı korumanıza büyük destek verir. Bu inanılmaz gücü ile kullanıcının immün sistemini güçlendirirken, bedenin %100 oksijen almasını sağlar. Bu şekilde sağlığınızı korurken akut ve kronik ağrılardan;

•    migren, regl, romatizmal ağrılar,
•    baş, boyun, sırt, bel, kalça, diz, eklem ağrıları,
•    disk kayması, sinir sıkışması kaynaklı ağrılar,
•    boyun düzleşmesi kaynaklı ağrılar,
•    uykusuzluk, sabah uyanma güçlüğü,
•    böbrek ve mesane taşları, kumun ağrısız bedenden atılması,
•    osteoporoz (kemik erimesi),
•    stres, depresyon, menapoz problemleri,
•    dolaşım bozukluğu,
•    enerji düşüklüğü,
•    kırıkların çabuk iyileştirilmesi,
•    cinsel performans düşüklüğü,
•    sigaranın zararlı etkileri,
•    kemoterapi sonrası iyileşme sürecinde destek,

Konularında ani, sürekli, güçlü ve uyumlu bir şekil de destek verir.

Başak – Magnetleri ne kadar süreyle ve nasıl takmak gerekiyor?

Haluk O. –
Doğal olduğundan magnetler sürekli kullanıma uygundur, hiçbir yan etkisi yoktur, kullanımı çok rahattır. Bedeninizin ihtiyaç olan her noktasına takılabilmesi özelliği ile büyük avantaj sağlar. Kullanmaya başladıktan dakikalar sonra etkisini göstermeye başlar, ertesi gün daha yenilenmiş ve daha zinde kalkmanızı sağlar, aynı magneti garantisi olan ömür boyu kullanabilirsiniz.

İlk Yardım Kitini kullanımı son derece kolaydır. 2cm çapında iki adet birbirini kuvvetlice kendine çeken parçadan oluşan magnetin ilk parçası giysiniz içinden teninize değecek şekilde yerleştiriyorsunuz, ikinci parça da giysinize zarar vermeden üzerinden ilk parçaya tutunuyor.

Genelde danışanlarıma tercihlerine göre ya sabah ya da akşam takmayı öneriyorum. Mesela ben sabah zor kalktığım için gece takmayı tercih ediyorum. Sabah uyanmam daha kolay oluyor. Ancak acil durumlarda mıknatıs hiç çıkartılmadan da takılı durabilir. Magnet paslanmaz çelik kaplı olduğundan alkol ile silinerek dezenfekte edilebilir.

Magnetinizi günlük kullanımda kan akışının yoğun olduğu kalp, kasık bölgelerinde kullanabilirsiniz.

Ağrı durumlarında, ağrı hissettiğiniz noktaya yerleştirin. Baş ağrılarında boyun yada saçınıza takın.

Çocuklarda oluşan kulak ağrılarında ağrıyan kulak üstüne bir saç bandıyla tutturarak takılabilir. 7 yaştan ufak çocuklarda düzenli ve sürekli magnet kullanımını onların harika çalışan sistemlerine müdahale etmeme anlayışıyı sebebiyle önermiyoruz. Ancak akut ağrı ve problemlerde 7 yaş altı çocuklarda ağrı oluştuktan sonra magneti en fazla bir iki saat kullanmanızı öneriyoruz. (Her gün bir iki saat demek). Bu sırada magnetin sağladığı zindelikle biraz hiperaktif oluyorlar o kadar :)

Eğer varisiniz varsa olduğu bacağın kasık bölgesine gelecek şekilde çamaşırınıza takabilirsiniz.

Emziren annelerde de sadece akut ağrılarda (baş, bel, boyun vb.) kullanmayı tercih ediyoruz. Emzirirken göğüslerde oluşan mastit problemlerinde ağrılı bölgeye yine iç çamaşırınıza tutturarak takabilirsiniz. Annenin sütünün manyetize olmasında hiçbir sakınca yok tam tersine manyetize olan süt bebeğin bedeninde daha yüksek oranda emilim gerçekleşiyor.
 
Başak – Peki İlk Yardım Kiti magnetini almak isteyenler nasıl temin edecekler?

Haluk O. – Manyetik terapiyi kullanmak istediğiniz konularda danışmanlık hizmeti almak ya da tüm bilgi ve sipariş istekleriniz için 0533 651 96 99 nolu telefonu arayabilir ya da halukotman@gmail.com adresine yazabilirsiniz. Diğer doğal terapilerle ilgili web sitem www.halukotman.com

Başak – Magnetlerin yan etkileri var mı?

Haluk O. – Sağlık magnetinin hiçbir yan etkisi yoktur. Magnet takıldıktan sonra 10 dakika içinde etkisini göstermeye başlar. Nasıl ki içeceğiniz bir litre portakal suyu size gereken C vitamini alındıktan sonra vücuttan atılıyorsa beden de manyetize olduktan ve gereken alanı yarattıktan sonra magnetten etkilenmez, bu sebeple magnetler beden üzerinde sürekli taşınabilirler.

Her dört kişiden biri magnetin ilk kullanımında hafif baş dönmesi, güçlü kalp atımı ve benzer belirtiler göstermektedir. Oksijen yüklenmesinden kaynaklanan bu durum zararsız ve geçicidir. Farklı kullanıcılar aynı magneti kullanabilir.

Başak - Sağlık magnetini kimler kullanabilir? Hangi durumlarda kullanılmamalı? 

Haluk O. – Sağlık magnetlerini 7 yaş üstü kişiler kullanabilir. Buna özellikle kanser operasyonları, kalp operasyonları, fıtık ameliyatı geçirmiş kişiler ve her türlü depresyon durumunda olanlar da dahildir. Sağlık magnetini kalp pili, kan anomalisi, hamilelerde, 20cm’den uzun metal implant kullanan kişiler kullanmamalıdır. 7 yaştan ufak çocuklarda akut ve ağrılı durumlar dışında düzenli ve sürekli magnet kullanımını onların harika çalışan sistemlerine müdahale etmeme anlayışıyı sebebiyle önermiyoruz. Magnetinizi kredi kartı, cep telefonu gibi manyetik özellikli eşyalarınızdan uzak tutmalısınız. Magnetler açık yaralar üzerinde kullanılmamalıdır. Sürekli ağrısı veya rahatsızlığı olanlar kesinlikle doktor yardımı almalıdır.

Başak – Manyetik terapi etkisini ne kadar sürede gösterir?

Haluk O. –
Hemen! Magneti taktıktan sonra 10 dakika içinde farkedersiniz. Ancak magnetlerini düzenli kullanmayan kişi sonuç da beklememelidir. Atletik yapılı, enerji dolu ve rahatsızlığı olmayan birisiyseniz, göze çarpan bir etki göremeyebilirsiniz. Bu noktada manyetik terapi sizin bu gücünüzü ve sağlığınızı korumak ile ilgilenecektir! Mesela uyku problemi için kullanıyorsanız gece taktığınızda sabaha dinç kalkarsınız, gün içindeki yorgunluğunuz ilk günde ortadan kalkar.

Başak – Bu sorum da hayvanlarla ilgili. Kedi, köpek ve at gibi evcil hayvanlarda manyetik terapi ürünleri nasıl kullanılıyor? 

Haluk O. – Elbette. İnsanlar gibi hayvanlar da manyetik terapiden faydalanabiliyorlar.  1970’lere kadar sakatlanan atların tedavi edilemediğini ve vurulduğunu ancak manyetik terapiden sonra bunun tüm dünya da değiştiğini biliyor musunuz? Manyetik terapi insan sağlığı kadar hayvan dostlarımızın sağlığı içinde son derece önemli katkılar barındırıyor.
yarış atları için magnetik bileklik
Küçük dostlarımızın daha sağlıklı, enerjik ve daha uzun süre mutlu bir şekilde yaşayabilmesi için manyetik terapi kolaylıklar sunuyor. Manyetik alan vücut dokularını uygun bir şekilde etkileyerek hücre zarlarının geçirgenliğini arttırır. Bu doğal metod aynı anda bir çok hastalığın tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
Kedi ve köpekler için magnetik tasma

Kedi ve köpekler için magnetik tasma

Atlar için magnetik battaniye
Laboratuar deneyleri ve klinik deneyler pulsatif magnetik alanın vücutta şu etki ve mekanizmalara neden olduğu sonuçlarını ortaya koymuştur:

Damarları genişleterek kan akışkanlığının düzenlenmesi, ağrı kesici aktivite, antinflamatuar (iltihap kurutucu) aktivite, spazm çözücü, iyileşme hızlandırıcı, ödem çözücü, hormonal ve enzimatik süreçleri düzenleyici etki, hücre zarlarında metabolik transferler ve hücre zarının fonksiyonlarının aktivasyonu, hücrelerin solunumlarının aktivasyonu (oksijen girişi, karbondioksit çıkışı)...

Manyetik terapinin hayvan dostlarımız üzerindeki olumlu etkileri:

•    Vejetatif sinir sisteminde düzenleyici (stres giderici)
•    Yaşlılık dönemi sorunları ve ağrıları
•    Kemik, kıkırdak, kas ve kan hücrelerinin uyarılması
•    Sinirlerde onarım
•    Yaraların ve kırıkların iyileşmesi
•    Ağrıların hafifletilmesi, durdurulması
•    Metabolizma durumunun iyileştirilmesi,
•    Daha iyi dolaşım ve madde alışverişi yoluyla daha iyi boşaltım
•    Makrofajların aktifleştirilmesi (Bağışıklık sistemi fagosit hücreleri)
•    Adrenalin, noradrenalin, serotonin (stres hormonları) reseptörlerinin hassasiyetinin azaltılması ve böylece stres, depresyon ve anksiyetenin azaltılması
•    Bağırsakta plexus myentericusun düzenlenmesi ve böylece sindirim işlevinin düzenlenmesi
•    İmmün sistemin (bağışıklık sistemi) güçlendirilmesi
•    Daha iyi metabolizma ve daha iyi kan dolaşımı sayesinde alınan ilaçlarda iyi sonuç alınması
•    Solunum kaslarının daha iyi çalışması sayesinde solunum hacminin arttırılması

Manyetik terapinin hayvan dostlarımızda kullanımının 3 farklı çeşidi mevcut;  tasma üzerinden kullanım, su kabı üzerinden kullanım, bir de altlık ve matlar ile kullanım.
Magnetik su kabı
Başak – Manyetik terapi gerçekten çok ilgi çekici. Hepimiz bir manyetik alandan oluşuyoruz. Ancak günümüzün teknolojilerinde evde, dışarıda bedenimize uyumlu olmayan çok fazla elektromanyetik alan kirliliği içinde yaşıyoruz. Magnetler, milyonlarca yıl evvel Dünya’nın ilk oluştuğu sıradaki manyetik alanını içine hapsetmişler. Biz bu doğal magnetleri kullandıkça onlar insanların alanını doğal manyetik yapısına geri dönüştürüyor. Bu magnetlerin bizim için yapabilecekleri çok şey var. Eklemek isteyeceğiniz başka bir şey var mı?

Haluk O. –
Magnetler gerçekten de muhteşemler. Her yüz senede, %1 etki kaybına uğrarlar bu sebeple bir kaç nesil aynı magneti kullanabilir. Sağlık magnetlerinin sanayi magnetleri ile hiçbir ilgisi yoktur.
Manyetik terapi tek başına bir tedavi yöntemi değildir! Güçlü bir sağlık destek sistemidir. Sağlığınız için mutlaka bir hekime başvurmayı ihmal etmeyin!

Her türlü soru, istek ve şikayetleriniz için magnetinize ait künye numarası ile 0533 651 96 99 nolu telefondan ya da halukotman@gmail.com adresinden, ya da manyetik terapi facebook sayfamdan bana ulaşabilirsiniz.

Başak - Bu değerli bilgiler için teşekkür ederim.




***************************
El yapımı, organik ve yenebilir anne-bebek bakım ve pişik kremimi gördünüz mü? Detaylar burada:
http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/2013/07/hindistancevizi-yagl-ve-bocek-kovucu.html?m=1
***************************
Bana ulaşabileceğiniz linkler:
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Milliyet Blog: http://blog.milliyet.com.tr/bashico 
Doğal Anneyim Facebook Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Doğal Anneyim Facebook Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram @dogalanneyim: www.instagram/dogalanneyim
Twitter @dogalanneyim: www.twitter.com/dogalanneyim
Doğal Anneyim e-bülten ile takip: http://eepurl.com/TeYdX
Köpek ve kedi bloglarım:
http://Kopeklerveinsanlari.com

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Homeopatiyi Vitamingiller podcast yayınlarını dinleyerek öğrenin!

Homeopati'yi ilk kızım doğduğundan beri evde başarıyla kullanıyoruz. İlk doğumumdan önce bir İngilizce online homeopati kursu bulmuş ve evde akut durumlarda kullanılabileceğim homeopatik ilaçları öğrenmiştim. Şimdi İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde Homeopati Dernekleri tarafından anne ve babalar için homeopatik acil yardım seminerleri düzenleniyor. Homeopatiye başlayalı beri üstünden yıllar geçti. Evdeki homeopati kitaplarıma bakarak kendi kendime öğrendiklerimi uygularken son 1 yıldır homeopat arkadaşım Burcu Budak Albayrak'a danışarak çocukların hastalıklarında gerekli remedileri (ilaçları) veriyorum. Homeopati herkesin yapabileceği kolay bir tedavi dalı değil. Akut durumlarda belli başlı hastalıklarda kullanılan ilaçları kavrayabilirsiniz ancak kronik hastalıklar mutlaka iyi bir homeopatın bakmasını gerektiriyor. İyi bir homeopat 5 sene teori öğreniyor, 5 sene pratik yapıyor, daima bir ustası oluyor, 10 senede biraz pişiyor, ancak 30 senede kendi usta oluyor. Kendiniz öğrenip uygulamak yerine bir homeopatla çalışmak omuzlarınızdaki remediye karar verme yükünü hafifletiyor, daha hızlı ve iyi sonuç almanızı sağlıyor.

Homeopatiye güvenim tam. Son 8 senedir antibiyotik  kullanmadan, ilaç gerektiren mastit, yüksek ateş, ishal, kusma, yaralanma, kulak ağrıları, enfeksiyonlar ve su çiçeği gibi çocuk hastalıklarında güzel sonuçlar alarak homeopatiyi kullandık. 

 https://vitamingiller.com/podcast/

Vitamingiller.com ekibi ile birlikte homeopati hakkında Homeopat Serdar Büyüközer'in anlatımıyla bir podcast serisi oluşturduk. İlk iki podcast radyo yayınını Serdar Bey ile birlikte ben yaptım. Resme ya da aşağıdaki linke tıklayarak evinizde yemek yaparken ya da işe giderken, araba kullanırken bu podcastları internetten ya cep telefonunuza, bilgisayarınıza indirerek dinleyebilirsiniz. Homeopatiyi merak ediyorsanız bu seriyi kaçırmayın derim!

HOMEOPATİYE GİRİŞ PODCAST linki.


22 Nisan 2016 Cuma

Aysun The Sütçü çocuklara inekler-doğa-toprak-nefes ilişkisini anlatıyor!


Aysun The Sütçü markasıyla tanınan ekolojik yaşam meraklısı sevgili Aysun Sökmen’in sütünü çocuklarım doğduklarından beri evimize alıyoruz. Daha önce hakkında bir yazı yazmıştım. Kendisi ricamı kırmadı sağolsun ekolojik yaşamla ilgili sohbet davetimi kabul ederek bizi okulumuzda ziyarete geldi! Anasınıflarına ve ilkokul 1. sınıflara ekolojik yaşamla ilgili neler anlatacak diye çok merak ettim. İnek sütü üretimi konusundaki temizlik, titizlik ve özenini, bu defa da çocuklara vereceği seminere taşımış.

(Not: Yazının sonunda Aysun Sökmen’in videosunu, sunumundan resimleri ve konuşmasından bazı bölümleri çocuklarınıza aktarabilmeniz için paylaşıyorum. Miniklere Aysun hanım’dan sevgilerle...)

“İnek kakası kötü kokar mı?” başlığı altında oldukça eğlenceli bir konuşma yaptı. Çocuklara kokudan yola çıkarak, önyargılarını kıracak şekilde hayvan dışkılarından iğrenmemeyi, doğadaki kokuları ve nefes almanın önemini, inek ve hayvan kakalarının nasıl ağaçlar için besin olan gübreye dönüştüğünü, bizim için bu ağaçların nasıl temiz hava ürettiğini anlattı. Beraberinde getirdiği üç çeşit gübreyi; taze gübre, sıkılmış gübre ve beklemiş, üstünde ot bitmiş toprağa dönmüş gübreyi çocuklar gördüler ve deneyimlediler. Özellikle sonunda çocukların soruları ve kendilerini anlatma şekilleri çok hoştu. Çocuklar anlatılanı nasıl iyi anladıklarını göstermek için tek tek bir defa daha kendi dillerinden geri anlatmak istediler.

Toprak --> Bitkiler --> Hayvanlar --> Gübre --> Ağaçlar --> Temiz Hava --> Nefes


Bu döngünün gerçek anlamını sadece biyoloji dersi gibi değil hayatın bir parçası olduğunu okullarda iyice anlatmak geleceğimizin dünyasının iyiliği için çok mühim. Bunu okuyan anneler ve babalar, lütfen çocuklarınızın okulunda öğretmenlerinden temiz toprak ve temiz havada nefes almanın döngüsünü örneklerle iyice anlatmalarını isteyin. Böylece ileride doğayı korumak isteyen yetişkinler olacaklar.

Ağaçların, doğanın ve ekolojinin önemi yanısıra sağlıklı nefes almanın hayatımızın en önemli parçası olduğunu çocuklarımıza ilettiği için tekrar buradan Aysun Sökmen’e teşekkür ediyorum.

Aysun Sökmen'in Hayatımın macerası videosu:


Aysun Sökmen’in çocuklar ve öğretmenler için hazırladığı resimli ekoloji sunumu:

Şimdi inek-doğa-toprak-nefes ilişkisini öğrenelim!
(Bu bölümü çocuklarınız ile okuyabilirsiniz)

Permakültür, doğal tarım ve Aklın Ekolojisi Semineri




Çocuklarımıza bu hayatta gelecekleri için en önemli öğretmemiz gereken şey nedir? Okumak mı? Yazmak mı? Nasıl para kazanacağını mı öğretmek? Doğru para harcamasını mı? Yemek pişirmeyi mi? Bana kalırsa gelecekteki en önemli şey doğal ve sağlıklı kaynaklardan yiyecek bulmak olacak. Bunun için çocuklarımıza öğretebileceğimiz en önemli şey “kendi yiyeceğini doğal bir ortamda, ekolojik olarak nasıl yetiştireceğidir” diye düşünüyorum.

Unutmayalım Kendi yiyeceğini yetiştirmek para basmak gibidir.

Eskiden daha fazla insan köylerde yaşarken, şehir hayatına bu kadar özenme yokken, herkes için kendi bahçesini ekmek, ailenin ihtiyacı olan gıdayı yetiştirmek doğal sayılıyordu. Şimdi köyü olmayan, şehirde büyümüş bir anne ve babanın çocuğu olarak, köyünden ailesinden doğal gıdaları temin edenlere özenerek bakıyorum. Eminim buna özenen, doğal olanın peşinde olan tek kişi ben değilim. Arkadaşlarımdan birkaç aile şehirden göçüp kendine bir köy bulup yerleşti bile.

İlk başta insanın bir arayışta olması gerek, bir şeyler yapma arayışında.
Bulduğu cevap doğa ise her şey olur zaten. 

Kısa bir süredir topraktan kendi domates ve salatalığımı yetiştirmeyi öğrenmeye çalışıyorum. Bahçecilikte emekleme devresinde sayılırım. Ancak okuduğum Masanobu Fukuoka’nın “Ekin Sapı Devrimi” kitabı etkisiyle bunu nasıl doğanın halledeceği şekilde yaparım diye kafa patlatmaya başladım. Hatta kısa bir süre önce Fukuoka yöntemiyle gübresiz, ilaçsız, sürmesiz tarım yapan Üç Elma Doğal Tarım çiftliği hakkında yazmıştım. Diğer taraftan permakültür diye bir tanımı bir kaç senedir duyuyorum. Sürdürülebilir kültür anlamına gelen “Permanence+Culture” kısaltması olan permakültür hakkındaki açıklama şöyle:

“Permakültür, insanoğlunun sürdürülebilir bir şekilde yaşayabilmek adına gereksinimlerini temin edebilmesi ve içinde bulunduğu çevreyi zenginleştirebilmesine yönelik tasarımlar gerçekleştiren bir tasarım bilimidir. Dolayısıyla, permakültür ilkeleri insanlığın ayak izini, en zararlı ayak izi olmaktan çıkarıp yeryüzündeki en faydalı ayak izine dönüştürmektedir.”

Permakültür, etik temelli, sürdürülebilir yaşam yerleşkeleri tasarımı bilimi olarak tanımlanıyor. Temelinde 3 etik prensibi var:

1-Doğayı Gözet
2-İnsanı Gözet
3-Elde ettiğin getiri her ne ise ilk iki ilkeye vakfet.

Permakültürün kurucusu Bill Mollison'a göre "Permakültürün %65'i sosyal permakültür. Ne kadar ekolojik, ala bir sistem kurarsan kur, insan ilişkilerini eksik bırakırsan oradaki tasarımı oturtmaz, ağlarını örmezsen yaptıkların hiç bir işe yaramaz."

Permakültür hakkındaki online mecralarda gönüllüler tarafından çevirilerin konulduğu etkili ve kapsamlı bir kaynak permakulturplatformu.org. Basılı olarak da Permakültüre Giriş ve Permakültürle ilgili çeşitli kitaplar bu linkte mevcut.

Permakültürcüler ayrıca marmaric.org ve istanbulpermakulturkolektifi.org üstünden aktif çalışıyorlar. İstanbul Beykoz'da permakamp çocuklarıyla birlikte permakültürü deneyimlemek isteyen ailelere açık bşr toplum destekli tarım projesi.

Ünlü permakültür tasarımcısı Geoff Lawton’in sitesinden ücretsiz üyelik yaparak izlenebilen 40’dan fazla İngilizce permakültür videosunda en kurak, en sıcak, en soğuk iklimlere uygun bitki yetiştirme ve toprak geliştirme çözümleri gerçekten bir harika.

Buğday Derneği'nin aylık yayınları hap bilgiler içeriyor.

Bunun dışında Sinek Sekiz'in ekoloji ile ilgiliyayınları bu felsefenin oturması açısından çok güzel.

Doğrudan permakültür ve organik tarımla ilgili deneyim kazanmak isteyenler için TaTuTaçiftlikleri çok uygun, gezen arkadaşlarım var. Çocuklarım için sütünü uzun yıllardır tükettiğimiz Aysun The Sütçü’nün Gündönümü Çiftliği de konaklamalı gönüllüleri kabul eden yerlerden biri.

Buğday derneğinin düzenlediği Açık Radyo üzerinden yapılan bir radyo yayını var.

Yeryüzü derneği ise özellikle şehirlerde yaşayan insanlara eğitimler vererek, Kent bahçeleri projesi kapsamında ücretsiz yerli tohum ve fide dağıtımı yapıyor. Bu sene okulumuzun bahçesi için de başvurduk bu projeye.


Bunların dışında facebookda evde kompost yapım hakkında bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı farklı gruplar mevcut. UlusalTohum Takas Merkezi grubunda hem görüşler paylaşılıyor, sorular soruluyor, hem de Tohum Takası yapılıyor.

Bunlar dışında da BelenTepe Permakültür Çiftliği’nin permakültür ve doğal yapı paylaşımları çok açıklayıcı.

Permakültür, ekoloji ve doğal tarım hakkında çeşitli kurslar da düzenleniyor. Yakın zamanda Mayıs ayı başında Bodrum Gümüşlük’te Emet Değirmenci tarafından bir ekoloji kursu düzenlenecek. 12-21 Mayıs 2016 tarihlerinde düzenlenecek “Aklın Ekolojisi ve Ekolojik Yaşam Uygulamaları” isimli bu kurs bir Permakültür kursu değil. Permakültür eğitimi almamış olanlar gelip yeni bir bakış açısı kazanıp, pratik uygulamalara başlayabilecekler. Öyle ki Permakültür eğitimi almış olanlar da gelip yeni şeyler öğrenebilecekler. Programı inceleyince çok beğendim, sizinle de paylaşmak istedi. Vaktimi ayarlayıp bu kursa katılmayı çok isterdim. Umarım ileride bir zaman çocuklarım biraz daha büyüyünce katılacağım. Bu konularla ilgilenen anne, babalar ve gençler için etkinlik programı şöyle:

Program bilgileri aşağıda yer alıyor. Etkinlik programı son hali için buraya bakabilirsiniz.

9 Nisan 2016 Cumartesi

Doğal Anneler Toplantısına Davet: 16 Nisan 2016, Çekmeköy

16 Nisan 2016, Cumartesi günü Çekmeköy'de Köy kahvaltısı'nda Doğal Anneler ile buluşuyoruz!

Düzenleyen: Belkıs Hopur
Doğal Anneyim: Başak Yaykin Pirtini 
Etkinlik Detayı: https://www.facebook.com/events/1559084524388827/

Doğal Annenin de katkılarıyla planlanmış sağlıklı beslenme ve nitelikleriyle donanmış olan kahvaltımızda,doğal anneden öğreneceğimiz birçok şey var!

Siz de kendi evinizde doğal yaşamla ilgili hazırlıklar başlatmak,uygulamalar yapmak ve sevdiklerinizle paylaşmak istiyorsanız,kahvaltımıza bekliyoruz...
Doğal Yaşam ve Doğal Annelik başta olmak üzere;
Kendi kendimize,kefir-yoğurt-doğal kremler vb ihtiyaçlar yapmak konusunda sohbetler ederek ardından bu yaşam tarzının ekolojiye ve sağlığımıza yönelik olumlu etkilerini değerlendirmek üzere doğa dostu anneleri bekliyoruz...
Doğanın içinde
Doğal besinlerle
Doğal Anne ile tanışma fırsatı için önceden rezervasyon yaptırmanız gereklidir.
Kontenjanımız: 20 Kişi
Katılım Ücreti: 50 TL
Bilgi ve Kayıt için:
Atölye Sobe! (0507 254 72 13)
Adres: Sultan Reşad Caddesi Benek Sokak Villa 005 B/Blok Çekmeköy (Reşadiye)


Boğaziçi Kimya Bölümü mezunu Başak Pirtini profesyonel iş hayatında bilişim sektörüne yönelik yurt içi ve yurt dışında etkinlik, fuar ve konferans organizasyonu ve pazarlaması konularında çalıştı. İş hayatında gelişen teknolojiler ile ilgilenirken, özel hayatında da kimyager kimliğinin sağladığı analiz yeteneğiyle doğal yaşam ve doğal tedaviler konularında araştırmalar yapıyor. Homeopati ve çocuk hastalıkları kurslarına katılarak 2007’den bu yana birikimlerini daha fazla insanla paylaşmak için bloglar yazmaya başladı. Başak, çocuklar ve hayvanlar üzerine “Bashico”, “Doğal Anneyim”, “Milliyet Blog” ve “Köpekler ve İnsanları” bloglarında, basılı ve online dergilerde, milliyet.com.tr'de köşe yazıları yazmaktadır.


Başak, profesyonel iş hayatına ardarda iki kız çocuğu dünyaya getirerek ara vermiş olup, bir blogger anne olarak çocuklarına nasıl daha sağlıklı bir yaşam sunabileceği üzerine bol bol okumaktan ve kendini devamlı geliştirmekten çok zevk almaktadır. Şu an 3. kızını büyütmekte olan Başak, tüm sağlıklı ev yaşantısının annelere dayandığı bilinciyle her gün taze, doğal ve organik sebze yemekleri hazırlamaktan, kendi yoğurdunu, kefirini, kuruyemiş sütlerini yapmaktan ve ekşi mayalı ekmeğini pişirmekten büyük zevk duymaktadır. Ayrıca kendi temizlik malzemelerini ve bakım kremlerini üretmektedir.
Üç başarılı epiduralsiz normal doğum gerçekleştirmiş ve 5.5 seneyi aşkın emzirme teceübesi ilan Başak’ın facebook üzerinde doğal doğum ve emzirmeyi destekleyen ve doğal yöntemlerle çocuklarını yetiştirmeye çalışan anneler ve babalar için yaklaşık 20.000 kişiyi aşkın “Doğal Anneyim” adında bir doğal yaşam grubu da bulunmaktadır.


Başak, son zamanlarda doğal annelik üstüne kitap yazmak, kendisinin de deneyimleyerek beğendiği ve tavsiye edebileceği ürünlerin araştırılması, tanıtılması ve doğal yaşam danışmanlığı konularıyla ilgilenmektedir.


http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/
http://blog.milliyet.com.tr/bashico
http://www.facebook.com.tr/dogalanneyim
http://bashico.blogspot.com.tr/ (kedi-köpek)
http://kopeklerveinsanlari.com/

Üçüncü bebeğimin şiddetsiz doğal doğumu



Daha önce ilk normal ve ikinci doğal doğumumu anlatmıştım. 3. kızımı kucağıma aldıktan ancak 1.5 sene sonra yazmak için gücümü toplayabildim. Tüm doğum zorluklarının anılarının zayıfladığı, güzel anların belirginleştiği an işte bu anmış!

Fala inanma falsız da kalma derler ya hani... Eşim bir gün iş toplantısında kahve içtikten sonra karşı firmadan bir bayan kahve falına bakmış. Kaç çocuğumuz olduğunu bilmeyen bayan eşime iki kızımız olduğunu ve üçüncü bebeğin ise 5 sene sonra olacağını ve erkek olacağını söylemiş. Günümüz şartlarında çok çocuklu olmak ve hepsine aynı ilgi ve alakayı gösterebilmek kolay değil. Kardeşim genç yaşta eğitim sebebiyle yurt dışında yaşamaya başladı, o yüzden anneme büyürken  ikinci bir kardeş daha yapsaydın dediğimi hatırlıyorum. O zamandan beri her zaman aklımda bir 3 sayısı vardır... Neyse, gel zaman git zaman faldan sonra ya bir gün olursa diye eşimle birbirimize takılır olduk. Sonra espri yapıp vazgeçiyorduk. Derken bir gün hiç planlamadığımız bir anda sürpriz bir şekilde hamile kaldım! Eşimle aramızda konuşup bu işin altından kalkabileceğimiz konusunda kendimizi ikna ettikten sonra doğurmaya karar verdim :)

1 Nisan tarihinde doktorum Meltem Özkan Girgin’e kontrole giderek hamileliğimi onayladık. İlk açıkladığımızda annem inanamadı. Zaten peşpeşe 1.5 yaş arayla iki çocuğu nasıl doğurup, evde tek başıma bakarak yorulduğumu gördüğü için sanırım hiç ihtimal vermemişti tekrar doğuracağıma. İlk başta 1 Nisan şakası sandılar sonra gerçek olduğunu görünce babam benden bomba bir istekte bulundu. İkinci kızımı erkek kardeşimin doğumgününde doğurmuştum. Bana bu doğum gününü ayarlama işini iyi becerdiğimi ve Kasım’da kendi doğum gününde bebeği doğurmamı dilediğini söyledi. İlk başta buna pek ihtimal vermesem de gerçekten doğum tarihi Kasım’a denk geliyordu.

Önceki iki hamileliğimde taş devri diyeti şeklinde beslenmiştim. İlk doğumdan sonra kolumda ve 2. hamileliğim sırasında sol bacağımda doktorlar tarafından yapısal kaynaklı denen 2 kez damar tıkanıklığı yaşamıştım. O zaman kan sulandırıcı iğneler vermişlerdi. Bunları artık kullanmıyordum. Acaba bu sefer yine hamilelikte kan basıncı değişeceği için damar tıkanıklığı tekrarlanır mı diye merak ediyordum. Son bir senedir faydalı olacağını öğrendiğim vegan ve vejetaryen diyetle besleniyordum. Çok iyi test sonuçları almıştım. Hamilelik belirli olunca etsiz beslenmeme dönüşümlü balık yağı ve krill yağı, su yosunu ve bol bol çiğ sütten kefir ve ev yoğurdu katmıştım. Damarlara iyi gelmediği öğrendiğimden beri beyaz şekerli tatlı ve çikolatayı zaten 5 senedir tüketmiyordum. Tatlı ihtiyacımı doğal şekerlerden olan bal, pekmez ve meyvelerden az bir miktar yiyerek aldım. Bol sebze, protein için de yiyebildiğim kadar bakliyat tüketmeye dikkat ettim. İlk hamileliğime kadar hiç çürüğü olmayan ancak sonra fire veren dişlerimi korumak adına magnezyum, K2 vit takviyeleri aldım. Dişimi organik veya kendi yaptığım kalsiyum bentonitkilli diş macunlarıyla temizledim.

5 Şubat 2016 Cuma

Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği gübresiz, ilaçsız, sürmesiz tarım yapıyor

Fukuoka yöntemiyle doğal tarım yapan Genç Ailesi


Gübresiz, ilaçsız tarım mümkün mü?
Yerli atalık tohumdan doğal unu nereden alabilirim?

Bu soruların cevaplarını Masanobu Fukuoka yöntemi ile tarım yapan özel bir çiftlik olan Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği veriyor.

Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği’ni ilk olarak yakın arkadaşım Esra’dan duydum. Bir koli Amasya elması söylemişti. Hemen ben de çiftliğin sahibi Hüseyin Genç ile iletişime geçtim. Telefon yaptığımız kısa söyleşide bana Masanobu Fukuoka’nın “Ekin Sapı Devrimi” kitabından etkilenip nasıl yıllardır uyguladığı tarım sistemini hiç bir şeye müdahale etmeden tarım yöntemine dönüştürdüğünü anlattı. (Not: Bu konuşmamızdan sonra Fukuoka’nın kitabı alıp okuma şansına eriştim. İyi ki de almışım. Bir tarım kitabı olmanın ötesinde doğa, tarım, sağlık ve hayatla ilgili bütünleşik harika bir felsefe sunuyor. Uzun yaşamın sırlarını anlatıyor. Kesinlikle okumanızı öneririm.)

Hüseyin Genç, özellikle yerli tohumdan elde edilen yerli Amasya elması ve üveyik buğdayı gibi değerlerimizin sürdürülmesine, geliştirilmesine çalışıyor. Kendisi hakiki, gerçek gıdanın peşinden gidiyor. Ürünlerine hiç bir şekilde tarım ilacı vermiyor, hayvansal gübre kullanmıyor, çapalama, havalandırma, budama yapmıyor. Nadir olarak sebzeleri için ot yiyen keçilerinin gübresini kullanıyor. Gübre ve ilaç kullanmadığı için normalde %13 olan verimi %6 olarak alıyor. Taş değirmende yerli tohumdan ilaçsız yetiştirdiği buğdayının ununu öğütüyor. Buğday kalitesini düşüren gübre ve ilaç gibi kimyasallar kullanmıyor,