31 Aralık 2013 Salı

Doğal Anneyim'den 2013 değerlendirmesi ve krem hediyesi!

Sevgili Anneler, Babalar ve değerli blog okuyucularım,
2014 yılını en doğal haliyle, her günün tadını çıkararak, sağlık ve mutluluk içinde geçirmenizi diliyorum.

2013 yılının son gününün hediyesi olarak, size bir hediye hazırladım. Bu yazıya yorum bırakan 3 şanslı kişiye bir adet portakal yağı kokulu, hindistancevizi yağlı, zeytinyağlı bebek pişik kremi yollayacağım. 


2013 yılını değerlendirecek olursam bu sene;

*Evde doğal içerikli, organik sertifikalı ürünlerden büyük bir keyifle ürettiğim kremlerden pek çok anne ve bebeği şifalandı. Pek çok anne blogumdaki tarifimden kendisi kremler yaptı, etrafındaki annelere hediye etti.

*Blogger olarak çok güzel gerçek arkadaşlar edindiğim bir sosyal ağ oluşturdum. Bloggerlardan da gerçek hayatta değerli arkadaşlar çıkıyor.

*Facebook Doğal Anneyim grubu çok büyüdü ve pek çok anneye yardımcı olmaya devam ediyor.

*Bu sene önceki bir kaç seneye kadar çocuklarımın da büyümesi ve birlikte güzel vakit geçirmelerinin de avantajı ile bol bol okumaya, araştırmaya ve internetten sağlık konusunda seminerler dinlemeye vakit bulabildim. Bir ara yüz sayfaya yaklaşan notlarımı umarım paylaşacağım. Belki 2013'de yapmak için vakit bulamadığım seminerlerime yeni yılda gelebilirsiniz :)

*Blogumda anlatmak istediğim pek çok ürün ve hizmeti sağlayan değerli annelerle kontak kurma şansım oldu. Bir kısmı desteklediğim doğal anneler sayfasında.

*Etkinlikler olarak en yoğun yılımdı. İki senedir arkadaşlar grubum arasında yaptığım kitap okuma oyun grubunu Esra'nın önerisiyle 2013 yılında çevredeki tüm annelere açtım. Böylece bizim ufak okuma grubumuz Kitap Okuyan Çocuklar Projesine dahil oldu. Çok da başarılı oldu. Kadıköy Belediyesi Özgürlük Parkı'na bir çocuk kütüphanesi kuracak. Arada katıldığım etkinlikleri takip etmek için Başak nerede? sayfasına bakabilirsiniz.

2014 yılında pek çok yeni projelerim olacak.

Seneye görüşmek üzere...

Not: Krem kazananlar bu yazıyı paylaşan ve isim ile yorum bırakan arkadaşlar arasından rastgele belirlenecektir. Son yorum bırakma tarihi 01 Ocak 2014 gece 24.00'dır. Bol şanslar :)


24 Aralık 2013 Salı

Baby&You Dergisi Aralık 2013 Yazım

Sevgili Blog takipçilerim,
Baby&You Dergisi Aralık 2013 sayısında sizinle Hastalanmayan Çocuklarla ilgili yazımı paylaşıyorum. Sevgiler.
Başak



Ailemizle TV'yle IBS Fuarında!

Geçen haftalarda yapılan IBS Anne ve bebek fuarında sevgili Yeşil Anne Işık Kırgız'ın davetlisi olarak standına konuk olmuştum. Fuarı ziyaret eden sevgili Berna Kadıoğlu Ailemizle TV ekibiyle birlikte Yeşil Anne standını ziyaret etti ve bizi doğal deterjanlar hakkında konuşurken kayda aldılar. Yorumlarımızı aşağıdaki bu linkten ya da aşağıya 30saniyeye tıklayarak izleyebilirsiniz.Videonun devamında arkadaşım sevgili Hassas Anne Ece Kumkale de 4.dakikada yer alıyor.


13 Aralık 2013 Cuma

Başak nerede? Gelin buluşalım, görüşelim :)

Sevgili Doğal Anneyim blogu takipçileri, son zamanlarda pek çok değerli etkinlikte yer almaktan keyif alıyorum. Siz de doğal yaşama, doğal ve sağlıklı beslenmeye merak duyuyorsanız, yer aldığım etkinliklerde görüşmekten memnuniyet duyacağım. Etkinliklerle ilgili haberleşmek için dogalanneyim@gmail.com adresine bir e-posta gönderebilirsiniz.



Her Çarşamba günü

Çocuk Kitabı Okuma Çemberi, Kadıköy Özgürlük Parkı, 11.00-12.00
Ahşap geminin yanındaki ağaç altında toplanılıyor.
Hava durumuna göre yaz kış yapılan etkinlikte anneler ve babalar dönüşümlü olarak kitap okuyorlar.
Çemberlerle ilgili iptal ve güncel bilgiler için facebook grubuna ve facebook sayfasına bakabilirsiniz.

15 Aralık 2013, Pazar
İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı
www.ibsfuar.com
Mom's Green, Yeşil Anne Standı
Doğal temizlik, doğal ürünler hakkında konuşmaya ve organik kremlerimi denemeye bekliyorum!
Görüşmek isteyenler bana dogalanneyim@gmail.com adresinden haber verebilirler.
 
Tüm etkinliklerimi blogun Başak Nerede? sayfasından takip edebilirsiniz.

MOM-Z 2013 annelerin yeni sosyal medya seçimlerini anlattı!

11 Aralık 2013 Çarşamba günü ikinci MOM-Z etkinliği yapıldı. Hava şartlarının kötü olması İstanbul'un karlı olmasına rağmen kızları babanemize emanet edip bir vapurla etkinliğe gittim. MOM-Z sosyal medyada aktif olan benim gibi 42 bloggerdan destek almış. Salonda pek çok blogger vardı.

Etkinlikten dinlediğim konuşmacılardan en çok dikkatimi geçen sene de bir konuşma yapmış olan Mom Central CEO'su Stacy DeBroff oldu. Geçen sene Stacy annelerin satın alma gücünün blogger pazarlaması tarafından nasıl müthiş bir şekilde yönlendirildiğini, Amerika'da bloggerların piyasadaki ürünlerin geri çekilmesine varan kampanyaları nasıl yönettiğini ve bunu gücü fark eden Türk şirketlerinin kazanacağını anlatmıştı. Bu seneki konuşmasında Stacy artık annelerin sosyal medya'yı çok fazla kullandığını, her an akıllı cep telefonlarından anlık olarak özellikle fotoğraf ve kısa video içeren instagram, tumblr gibi sitelere girdiklerini, yemek tarifleri ve pratik konuları incelediklerini anlattı. Hatta pek çok gencin artık facebook'tan ayrılıp daha hızlı paylaşım sağlayan instragram, pinterest tarzı sitelere yöneldiğinden bahsetti.

Türkiye'de sosyal medya akımınındaki yenilikleri daha iyi takip eden şirketler daha çok kazanmaya başladı. Ben de iletişim konusunda sosyal medyayı oldukça etkili buluyorum. Özellikle kendim gibi annelere ve babalara ulaşmada! Ancak çocuklarım için bu hızlı akımın 10 sene içerisinde nerelere gideceğini pek kestiremiyorum. Öyle ki insanlar internette bilgiye ulaşmak için fazla beklemek istemiyorlar. Daha hızlı bağlantı ve network sağlayan, basit internet sosyal medya siteleri daha revaçta. Bilişim Zirvesi 2013 ICT Summit Now'da dinlediğim Blue Kiwi konuşmacısı Robert Shaw da şirketlerin içinde çalışanları dışarıdaki sosyal medyadan içeriye çekmek için şirket içi çalışan sosyal medya yazılımı geliştirdiklerinden bahsetmişti.

Tüm dünya sosyal internet ağları ile örülmeye başladı. Ben yine de geleceğin sağlam temellerini atmada yüzyüze iletişim çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bilgi elbette en kolay internetten paylaşılacak. İnternette çok vakit geçtikçe gerçek arkadaşlarla daha az vakit harcanıyor. Ancak ben internetten kendime yakın bulduğum yeni arkadaşlarımla yüzyüze görüp bir çay içmeyi ihmal etmiyorum. Yoksa bu gidişle elektrik kesilince yalnız kalacağız...

Bu haftasonu çocuklar Vitringez.com ile çanta boyuyor!

Bu hafta oldukça yoğun etkinliklerle geçiyor. 11 Aralık Çarşamba günü Mom-z etkinliğine katıldım. Etkinlikte bilişim sektöründen tanıdığım sevgili Global Blogger Natali Yeşilbahar ile karşılaştım. Konuşmacı olduğu etkinlikte yeni girişimi Vitringez hakkında çok güzel bir konuşma yaptı. Vitringez herkesin kadın, erkek, anne, bebek, çocuk modasını internetten vitrin vitrin gezmek yerine tek noktaran takip edebileceği bir arama motoru. Aradığınız ürün için indirime girdiğinde hatırlatma alarmı bile var. Vitringez hem çalışan, hem de evde çocuklarıyla yoğun vakit geçiren annelere büyük kolaylık sağlayacak gibi gözüküyor. Resimde organik ürünlerin aramasından çıkan sonuçlar var. Şimdi toplamda 250.000 ürün var. Yakında 1.000.000 ürün olacakmış!

Modada trendleri belirleyen Vitringez.com, 13-15 Aralık’ta İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan Türkiye’nin en trend ve en çok ziyaret edilen fuarı İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı’nda 4 yaş üstü çocuklar için çanta boyama atölyesi düzenliyor.

Üç gün boyunca kısa aralıklarla devam edecek olan atölyede, katılımcılara neşeli ve uzman bir ekip eşlik edecek. Çocuklar, hayal gücüne dayalı desenleri, doğa dostu bez çantalar üzerine taşıyacak ve yaratıcılıklarını sergileyerek ailelerine unutulmaz birer hatıra bırakacaklar. 

İlgili Kişi:
Nurdan Gündoğdu, Marjinal Porter Novelli
0212 219 29 71, nurdang@marjinal.com.tr

Vitringez hakkında
Alışveriş ve moda tutkunu internet kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen Vitringez, Türkiye’nin moda arama motoru. Giriş ve kullanım için üyelik gerektirmeyen kullanıcı dostu web sitesi ile modaseverlere kapılarını açan Vitringez, aynı zamanda, kadın, erkek, çocuk ve bebek kategorilerinin dâhil edildiği kapsamlı arama motoruyla online mağazaların internetteki en iyi takipçisi. Moda, stil ve trend haberlerinin yer aldığı bloğu ile birlikte başlı başına bir moda platformu oluşturan Vitringez, deneyimli pazarlama uzmanları, profesyonel IT mimarları ve modayla yaşayan trend takipçisi bloggerlardan oluşan ekibiyle, moda ve e-ticaret sektörlerinde alışveriş alışkanlıklarını değiştiren "modanın Google'ı" olarak ön plana çıkıyor.   
www.vitringez.com

12 Aralık 2013 Perşembe

Yeşil Anne'nin konuğu oldum!

Son günlerde farklı yerlerde çıkan röportajlarıma bir de Yeşil Anne ile yaptığımız eklendi. Sevgili Işık Kırgız, Mom's Green Ecologic markası ile Türkiye'nin tek annelere özel doğal deterjanlarını üretiyor. Benimle sayfasında geçenlerde hoş bir röportaj yayınladı. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Okumak isterseniz linki burada.


Yeşil Anne Işık Kırgız bebeği için ekolojik deterjan üretti!

Türkiye’de şehirde yaşayan bir doğal anne olmak kolay değil. Hayatımda yaptığım alışkanlık değişikliklerinden, yemeyi ya da yememeyi seçtiğim besinlerden, kullandığım ürünlere kadar pek çok eleştiri alıyorum. Devamlı artık normal ve dünyanın sağlıklı geleceği için şart olduğuna inandığım uygulamalarımın karşısında duranlara göğüs germek kolay değil. Buna karşın en büyük destek sosyal medyadan geliyor. Facebook üzerindeki Doğal Anneyim grubumdaki üye sayısının 6500'e yakın olması doğal ve ekolojik yaşama olan ilginin hiç de az olmadığını gösteriyor. Grupta özellikle ekolojik marka sahiplerini de ürünlerini anne ve babalara tanıtmaları konusunda teşvik ediyorum. Yeşil Anne Işık Kırgız ile yollarımız Doğal Anneyim grubunda kesişince çok mutlu oldum. Çünkü hem doğal beslenmeye önem veren, hem de anneleri Türkiye’deki yeşil doğamızı korumak için bilinçlendirmeye çalışan değerli annelerden biri Işık.

Işık Yeşil Anneyim blogunda geçenlerde benimle yaptığı bir röportaja yer vermişti. Röportajı okumak için tıklayın.

Enerjisine ve bir kimyager olarak yaptıklarına hayran kaldığım Yeşil Anneyim Blogu yazarı Işık Kırgız ile Türkiye’de bir kadın girişimci anne olarak ürettiği Mom’s Green Ekolojik Temizlik malzemeleri konuştuk.


Sevgili Işık, ekolojik deterjan yapma fikri nereden çıktı?

Başakcım; öncelikle sana Mom’s Green ürünleri ve www.yesilanne.com sitemize gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim. Önce biraz kendimi tanıtayım. Ben 34 yaşında , iki çocuk annesiyim. İTÜ Çevre Mühendisliği mezunuyum. İTÜ’de İşletme Yüksek Lisansı yaptım ve 1999 yılından itibaren gıda, kozmetik ve deterjan üretimi yapan yerli, yabancı birçok şirkette pazarlama müdürlüğü yaptım. Bir çok paketli ürünün üretim süreçlerini gördüm. Evimde de ailemi paketli gıdaların, kimyasal deterjanların zararlı, kanserojen etkilerinden korumak için kendimce yiyecek ve deterjan yapıyordum. Sebze, meyveleri İpek Hanım Çiftliği'nden, ekolojik pazarlardan ve kendi bahçemizden yiyorduk. Kendimce yeşilanne  idim :) İkinci bebeğimin doğması ile de Mom’s Green markası oluştu ve yesilanneyim.blogspot.com adresinden anneleri bilgilendirici yazılar da yazmaya başladım.

Marka nasıl ortaya çıktı, size bu konuda en çok kim cesaretlendirdi?

6 Aralık 2013 Cuma

Jurassic Land dinozorları bizde bir fark yarattı!



Dinozorlar milyonlarca yıl önce yaşamış olmalarına rağmen pek çok çocuğun ilgisini çekiyor. İlk başlarda “kızlarım 3 ve  5 yaşında nasıl bu dinozolardan haberdar olacak, nasıl merak eder ki?” diye düşünüyordum. Derken dinozor kavramı TV’de izledikleri çizgifilmlerde, kitapçıda gördükleri kitaplarda karşılarına çıkmaya başladı. Hele benim çocukluğumda izlediğim Taş Devri çizgifilmine rastlayınca iyice meraklandılar. Tam bunun üzerine “Bi Fark Yarat” ajansından Forum İstanbul Alışveriş Merkezi’nde yer alan Jurassic Land gezisi davetini aldık. Böylece geçen Cumartesi dinozorlarla tanışma hayaliyle kızlarımızla birlikte yola düştük.

Jurassic Land, Forum AVM’nin en üst katında bulunuyor. Bir tema parkı olarak müze alanı, cafesi,  4 boyutlu 6 efektli sineması, dinozor laboratuvarı, dükkanı, laser oyun sahası ve çocuk aktivite alanı ile oldukça etkileyici ve kaliteli bir park olmuş diyebilirim.


Turumuzda bize tur rehberimiz ilk önce müzede dinozor kemikleri, dinozor çeşitleri üzerine detaylı bilgi verdi. Çocuklar dinozor kemikleri ve yumurtaları bulunan bir mağaraya tırmandılar.

Kızlar müzde bölümünde fosil bulma aktivitesi yaptılar. Bir mağarada fosil kemikleri gömülü kumlar arasında başlarında ışıklar, ellerinde küreklerle fosil buldular. Kaşif paleontolog sertifikası aldılar.

Müze sonrasında 6 boyutlu sinemaya girdik. Hayatlarında ilk kez sinemaya girmenin heyecanıyla üç boyutlu dinozorlardan korktular. Koltuklarda başlayan sinema keyfi kucakta sona erdi. Sinemada dinozor adasında gitmekte olan juracopter adında bir uçuş aracına biniyorsunuz. Üç boyutlu gözlüklere koltukların sallanması, bacaklarımıza hava üflenmesi, yüzümüze su fışkırtılması eklenince 6 yaş altındaki çocuklara göre oldukça ürkütücü bir sinema. İlkokul çocuklarının ise çok eğleneceğini düşünüyorum. Gözlerimiz kapalı sinemayı atlattıktan sonra dinozoların yetiştirildiği adaya varmış olduk.

Tema parkının jurakopterle gidilen ada bölümü sanki gerçek bir bilim merkezi gibi yapılmış.
Bu merkezde kuluçka odasını, yenidoğan ünitesini, tedavi odasını ziyaret ettik. Sonra uysal ve vahşi dinozorları gördük. Bu dinozorlar ses çıkarıyor, hareket ediyor ve sürpriz su fışkırtıyorlardı! Kızlar özellikle vahşi dinozorlardan korktular çünkü maketler çok canlı gözüküyordu. 6 yaşından küçük çocuklarıyla gelen ailelerin hazırlıklı olması gerekiyor.

Adadan geri döndükten sonra cafede bir şeyler atıştırdık. Sonra aktivite odasına geçtik. Orada çocuklar dinozor yumurtaları ve t-shirt boyayabiliyorlar. Biz de hediye yumurtalarımızı ve dinozor maketlerimizi aldık.


Kızlar Jurassic Land gezisi sonunda fosil keşfetme oyununu o kadar sevdiler ki, Jurassic Land’de bize hediye edilen tahta dinozor iskeletlerini önce rengarenk boyadılar. Sonra bir paket bulgur ile tepsilere koyduk. Allık fırçaları ile kemikleri kumda bulma oyunu oynadılar.

Jurassic Land gezisi o kadar etkileyici oldu ki bir hafta sonra halen “Anne gerçekten dinozor adasına gittik mi?” diye soruyorlar. Her seferinde bu gerçek değil desem de sonunda evet gittik deyince çok mutlu oldular.

Eğer bir hafta sonunda evde kalmayalım ailecek nereye gidelim diyorsanız bu tema parkını listenize alabilirsiniz.

11 Kasım 2013 Pazartesi

Kitap Okuma Çemberlerine gelin!

Hayatta en çok sevdiğim hediye kitap! Bir arkadaşım bana kitap getirince havalara uçuyorum. Evde tüm eşyalarımı sahip olduklarımı verebilirim ama kitaplarıma kıyamıyorum. Her seferinde inanılmaz bir okuma açlığı ile bir sürü kitaba dalıyorum. Artık pek satın almıyorum, çünkü basılı kitabın yerini tutmasa da internetten pdf olarak indiriyorum. Ama her gece kaçta yatarsam yatayım mutlaka bir paragraf dahi olsa kağıt kitap okuma alışkanlığımdan vazgeçemiyorum.

İki senedir Kadıköy Özgürlük Parkı'nda kendi arkadaşlarımızla buluşup 8-10 çocuk etraftaki çocukları da ekliyoruz, doğuk, yağmur, çamur demeden getirdiğimiz çocuk kitaplarını okuyoruz. Bu sene sevgili Delfina'nın annesi Esra'nın başlattığı harika bir projeye katkı vermeye başladım.

Kitap Okuyan Çocuklar projesi olarak şimdilik belirlenen bir kaç organik pazarda çocuklar için kitap okuma çemberleri kuruluyor. Hangi pazarda saat kaçta gibi bilgiler projenin sayfasında ve Kitapokuyancocuklar facebook sayfasında yer alıyor. Bu yaz projede ben de kitap okuyan anne olarak Göztepe 60.Yıl Parkı'da destek verdim. Esra proje kapsamında  mobil çocuk kütüphanesi getirtti ve 100 kadar özenle seçtiği harika resimli kitap aldırttı. Bu yaz çocuklara en keyifli kitap okuma seanslarımı yaptım. Bazen 10 bazen 20 çocuğu aştı katlımcılar.


Şimdi kitap okuma çemberini Özgürlük Parkı'nda her Çarşamba saat 11'de yapmaya devam ediyoruz. Aynı gün organik pazar da parkta kuruluyor. Genelde yoğun talep üzerine ben kitap okusam da, gelen anneler ve babalar da kitap okuyorlar. Hatta son günümüzde bizden cesaret alan iki ufaklık, 5 yaşındaki kızım Melisa kendi çizdiği bir kitabı ve Aslı arkadaşımızın 3.5 yaşındaki kızı Nehir ilk kez kendi kitabını okudu dinleyici kitlesine.

Gelmek isteyenler için her Çarşamba saat 11 civarı Özgürlük Parkı'nın içindeki ahşap geminin yanında buluşuyoruz. Dilerim bu proje sayesinde kitap okuyan çocuklar çoğalır, benim kitaplardan aldığım zevki kızlarım da doya doya yaşarlar :)

Star Gazetesi Röportajım ve Baby&You Dergisi

Bu ay iki kere basılı medyada yer alma mutluluğuna eriştim. Geçtiğimiz Cumartesi Star Gazetesi'nde evdeki doğal temizlik ürünleriyle ilgili bir röportajım yayınlandı. Resmi aşağıda.


Ayrıca bundan böyle Baby&You Dergisi için de köşe yazmaya başladım. Kasım 2013 sayısındaki ilk yazım da burada :)


30 Temmuz 2013 Salı

Doğal Anneyim seminerleri başlıyor!

DOĞAL ANNEYİM SEMİNERLERİ: Tabii ki babalar da davetli ;)

Sevgili arkadaşlar, uzun süredir aklımda Doğal Anneyim blogumda bahsettiğim ve hayatıma geçirdiğim konularla ilgili seminerler dizisi yapmak vardı. Sonunda konularımızı karşılıklı paylaşıyor olacağız.

Çocuklarımıza huzurla bırakabileciğimiz sağlıklı bir dünya için hangi konuları merak ediyorsunuz? Aşağıdaki başlıklar çerçevesinde bir seminerler dizisi planlıyorum.

-Yeni çağın ebeveynliği: Doğal Ebeveynlik
-Doğal doğum ile hayata başlangıç
-Bebek emzirme sanatı
-İlaç ve antibiyotik kullanmadan çocuk büyütme yöntemleri
-Sağlıklı kalmak için doğal beslenme
-Evdeki kimyasal dolu ürünlerin yerine doğal olanları keşfetmek
-Doğal güzellik malzemeleri
-Homeopati ile tanışın
-Aromaterapi ile gelen sağlık
-Doğumdan itibaren bebek masajı
-Bebek ve hamile yogası ile bebeğinizle iletişim kurmak
-Ekmek yapım atölyesi
-Zeytinyağının sırları
-Çocuklar için yeşil bir gelecek, dünya için permakültür
-Şehirde yenebilir bahçeler yapmak

Konu başlıkları ve eğitim ücreti seminere göre değişiklik gösterebilir. Seminer başına katılım ücreti: 50TL. Seminerler hakkında bilgi almak ve katılmak isteyenler lütfen bana bir e-posta gönderin. Katılımcı sayısına göre yakın zamanda yer bilgisini de veriyor olacağım.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Gündönümü Çiftliği - aysun the sütçü



“aysun the sütçü” adını İstanbul’da ilk defa bundan 5 sene önce kendisinden süt alan bir arkadaşımdan duymuştum. Gündönümü Çiftliği’nin sahibi Aysun Sökmen, müzisyen eşi ile birlikte 13 senedir çiğ inek sütü üretimi yapıyor. Aslında geçmişte tekstil sektöründe çalışmış olan Aysun hanım, inekleri çok sevdiği için hayalinin peşinden gidip bir çiftlik kuruyor. İlk başlarda endüstriyel bir üretim çiftliği olarak kurulan Gündönümü Çiftliği bugün son dört senedir yaptığı değişikliklerle ekolojik ve sürüdülebilir tarım ve hayvancılık uygulamaları ile süt üretimi yapan bir çiftlik olma yolunda diğer üreticilere örnek oluyor. Kişisel olarak son zamanlarda vejeteryan ve vegan beslenmeyi tercih ediyorum ama ineklerini tımar ettirmek, onlarla uyumaları ve sevgi göstermeleri için yurt dışından gönüllüler getiren bu çiftliği anlatmak istiyorum.Türkiye’de kendi alanında dürüst ve iyi iş yapan böyle çiftlikler olması doğal ve ekolojik tarım ve hayvancılık geleceğimiz açısından çok önemli. Ben de bu farkındalığa sahip çiftliklere ve işletmelere blogumda yer vermeye çalışıyorum.

İlk süt aldığım andan itibaren aramızda Aysun hanım ile organik bir sevgi bağı oluştu. Ardından karşılıklı e-postalarla inekler ve bashico blogumda yazdığım doğal hayvan bakımı ve gerçek yiyecekler üzerine güzel bilgiler paylaştık. Her yaz haftasonları çiftliğinde düzenlediği pikniklerin birinde yüzyüze tanışma şansımız oldu. İyiki oldu çünkü sonra bir de baktım ki aynı ilgi alanlarını paylaşıyoruz, armağan ekonomisi konferanslarına, gruplarına birlikte katılıyoruz, Slow Food üzerinden haberleşiyoruz ve her telefonu ele aldığımızda en az 1 saat konuşuyoruz.

Bir kaç gün önce yaptığımız konuşmamızda sevgili Aysun hanım bana çiğ süt üretimi, çiftliği ve inekler hakkında tekrar pek çok bilgi verdi. Gündönümü Çiftliği’nin geçmişinde bir sene ineklerinde brucella hastalığı çıkıyor, sürünün yarısı telef oluyor ve Aysun hanım çok fena hasta oluyor. Bu ağır hastalığı uzun sürede atlatabilen Aysun hanım, süt hijyeni konusuna ciddi kafayı takarak, çok sevdiği inek sütünü ilk başta kendisi, eşi ve oğlu için en saf en temiz haliyle üretmeyi başarıyor.

“Dedem ehem ile mühimi ayırmamı öğütledi. Benim için ineğin ne yediğinden ziyade sütün zoonozdan (hayvandan insana geçen hastalık) arındırılmış olması mühim. Ülkemizdeki koyun, keçi ve ineklerin büyük bir kısmında fazlasında salgın hastalık var. 200’dan fazla ineğimiz var ancak son 4 senedir beslenme konusunda senin gibi duyarlı müşterilerimin görüşleri ile %80 oranında verdiğimiz mısır silajını azalttık, aynı oranda taze ve kuru ot koyduk. Karmaşık bir hesaplama ile sütün protein oranını tutturmak için geri kalan miktarda mısır ve kendi tahıl karışımımızı veriyoruz. Fabrika yemi kullanmıyoruz. Antibiyotik alan ineklerin sütleri ayrı tutuluyor, asla karıştırılmıyor. İneklerimizi diğer otlaklardan hastalık kapmamaları için çiftlik dışında serbest bırakamıyoruz, ancak bir kaç saat serbest otlayabildikleri ufak bir arazimiz var. Her sene otlama alanını kiraladığımız tarlalarla arttırıyoruz. Örneğin bu sene 150 dönüme çıktık. İneklerimiz yaşayabildikleri sürece çiftliğimizde kalıyorlar. Herbirini ayrı ayrı seviyorum. İneklerimi tedavi etmek için hastalıklara karşı senin de önerdiğin inek sürülerine yönelik homeopati kitaplarını aldım, homeopatiyi öğrenmeye çalışıyorum.” diyor.

Aysun hanım, kendi gerçeklerini sütü çok seven ve çok tüketen bir insan, çok yoğurt yiyen, öncelikle ailesi için çok kaliteli bir süt üretmeye çalışan biri olarak tanımlıyor. Olmazsa olmazları ise sırasıyla şöyle:

İlk olarak sağlıklı çiğ süt üretmeye çalışıyor. Süt mutlaka hastalık içermeyecek çünkü şap, şarbon, brucella ve verem çok yaygın. Resimde Aysun hanım'ın ineklerinin ari sürü sertifikası var.

İkinci olarak geçmişte yaşadığı brucella hastalığı ile sürüsünün yarısı telef olduğundan bir sağım hijyeni takıntısı var. Süt memeden şişeye kadar dış ortam havası ile temas etmeden gitmeli diyor. Biraz şartları itibariyle GDO’lu yiyebilir ama sütün etraftaki mikroorganizmalar tarafından zarar görmemesi önemli. Hava ile temas etmeyince sütte zararlı bakteri üremesi olmuyor, süt şekeri de bu bakteriler tarafından yenmiyor. İçenler bu sebeple “Senin sütün çok şekerli” diyor.

Üçüncü sırada otlanmak ve beslenmek geliyor. Slowfood Türkiye ve Fikir Sahibi Damaklar kurucusu Defne Koryürek, Aysun hanım’ın etkilendiği kişiler arasında. Onun “Biz ne yersek oyuz” lafını hatırlatıyor. Slowfood akımı etkisiyle zaman içinde kendi beslenmesini ve ineklerinin beslenmesini de çok değiştirmiş. Yüzdeyüz otlayan inek sütü elbette en yüksek besin değerlerine sahip ancak sütün hastalıklardan arındırılmış olması daha önemli. Normalde çiftliklerde yaşayan süt ineklerine fabrikasyon tahıl yemler ve süt artırıcı maddeler veriliyor. Bu bakış açısından Aysun hanım’ın inekleri yüksek oranda ot yiyerek, yedikleri az miktardaki GDO’lu, GDO’suz yemlere tölere edebiliyor ve sütün kalitesi yine yüksek oluyor. Süt tüketmek isteyenler için marketlerde satılan UHT ve pastörize sütlere en iyi alternatifin eğer otlayan sağlıklı ve temiz inek sütü bulunamıyorsa yine büyük miktarda ot tüketen Aysun hanım’ın ineklerinin sütü olduğunu düşünüyorum.

(Güncelleme 26 Kasım 2015: Aysun The Sütçü bu yazının yayın tarihinden sonra GDO hakkında gelen sorular üzerine sütünün GDO analizini yaptırdı ve temiz çıktı belgesini kendi grubunda paylaştı. Geçtiğimiz hafta da bundan sonra sadece GDOsuz yem kullanacaklarına dair işletme kararını aldıklarını açıkladı.)

Dördüncü sırada ise Buğday Derneğinin TaTuTa projesi var. Tüm dünyadan gönüllüler gelip yatak ve yemek karşılığı çiftlikte çalışarak konaklıyorlar. Parayla tutulan elemanların hayvanların refahını sağlayamadığını, betonlu suni ortamda yaşayan ineklerin sevgi boşluğunu bu gönüllü işçilerin doldurduğunu söylüyor. Şu an çiftlikte bir İspanyol, bir Japon, bir Tazmanyalı ve bir Fransız günde 4’er inek tımar ediyorlar. Kendi dillerinde ineklere kitap okuyor, şarkı söylüyor, onları seviyor ve ayaklarını yıkıyorlar. Aysun hanım’ın söylediğine göre çok acaiyip sonuçlar alıyorlarmış.

Süt ve inekler konusunda bilmediği konu olmayan Aysun hanım bu bilgilerini google grubu üzerinden üyeleriyle paylaşıyor.Aysun hanım’ın süt dağıtım ağına girebilmek için bu e-posta adresine cep telefonu numaranızı ve İstanbul’da yaşadığınız bölgeyi atmanız gerekiyor. 

aysun the sütçü Buğday Derneği TaTuTa Kasım 2012 söyleşisi:


26 Temmuz 2013 Cuma

Doğal Anneyim Facebook Grubu devam etsin mi?

DOĞAL ANNEYİM FACEBOOK GRUBUNUN DEVAMLILIĞI İÇİN LÜTFEN OKUYUN:
Sevgili arkadaşlar, doğal anneyim grubunu benimle aynı merakları ve uyanışları paylaşan annelerle buluşabilmek adına Doğal Anneyim blogumun ardından kurdum. Doğal yaşam ve doğal ebeveynlik konulu bu blogumu takip etmek isteyenler emaillerini sayfamda sağdaki takip edin kutucuğuna bırakabilirler. Doğal Anneyim Facebook Grubu ise 2 sene içinde çok büyüdü. 3800 kişiye ulaştı. En son Haziran ayı başındaki Taksim Gezi olayları sırasındaki paylaşımlarıyla grupta bazı üyeler barışçıl havayı bozdu. Şikayet aldığı için de facebook iki kere kapattı. Grup kapatılınca değerli dosyalar ve paylaşılan bilgileri kullanamayan pek çok mağdur anne oldu. Grubu tekrar açtırmak için 2 ay boyunca çok uğraştım, sonunda tam artık ümit yok derken tekrar açıldı. Bu zaman zarfında grubumu açılırsa artık modere etmemek üzerine bir karar aldım. Üye olduğum tüm anne gruplarından ayrıldım. Doğal Anneyim grubumu tüm üyelere emanet ediyorum, herkesin zamanı çok değerli, hepimiz gibi. O yüzden tekrar bir grup üyesi tarafından şikayet edilip kapatılmasını istemiyorsanız lütfen gruptaki tarzınıza ve paylaşımlarınıza dikkat edin. Facebook her yere şikayet butonu koymuş, devamlı müdahale ediyor. Elimizdeki bu değerli grup hepimizin. 

İçindeki bilgileri ve sizinle benzer ebeveynlerle iletişim şansınızı korumanız dileklerimle. 

Sevgi ve barışla kalın.

Başak

23 Temmuz 2013 Salı

Doğal Anneler Toplanıyor Grubu

Doğal Anneyim grubum bu haziran başında kapatıldı ve henüz grubun bulunduğu facebook bana geri dönmüyor. Emekli çocuk doktorumuz Hülya Sonugür ile grup üzerinden İstanbul'da toplantılar yapıyorduk. Şimdi tekrar bu toplantıları yapmak adına yeni bir grup oluşturduk. Doğal yaşam ilkelerini takip etmek isteyen anneler hadi bu grupla buluşmalardan haberdan olun :)

Doğal Anneler Toplanıyor


Hindistancevizi yağlı organik kremlerim


20cclik çanta boyu doğal kremler hazır

Yaklaşık 5 senedir çocuklarıma pişik kremi olarak zeytinyağlı bir krem yapıyorum ve vazelin yerine kullanıyorum. Etrafımdaki tüm arkadaşlarıma ve onların bebeklerine de bir sürü yapıp hediye ettim. Devamlı isteyenler oluyor. Talebin artması ve arkadaşlarımın çok sevmesi üzerine bu blogda kremlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Kimyager ama evinde çocuk bakan bir anne olarak mutfakta laboratuvar çalışmalarım sonucu iki tip organik krem yaptım. Kremlerimi bana dogalanneyim@gmail.com'a e-posta atarak temin edebilirsiniz. 

Kremi yeni doğan bebeği olan annelere, arkadaşlarınıza, annenize, eşinize (eşlerden de beğenen ve kullanan var) veya kendinize hediye olarak düşünebilirsiniz. Emin olun bebeklerinin pişik ve deri sorunlarında çok iyi sonuç verecek, anneleri çok mutlu edecek bir krem. Maceracı anneler ise temel zeytinyağlı krem yapımına diğer blogumdan bakabilirler.

Birinci tip bakım kremimde içerik olarak sadece organik hindistancevizi yağı, sevgili girişimci arkadaşım Dilek İnce Özenel’in zeytin bahçesinden doğal ve ilaçsız zeytinyağı, nerolinn organik portakal yağı ve doğal balmumu var. Bu kremi vazelin gibi tüm vücudunuza, bebeğinize gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Tüm bebekli arkadaşlarımın yeni gözdesi. Artık bunu hediye ediyorum.

İkinci tip iyileştirici kremimde ise içerik olarak organik hindistancevizi yağı, Dilek İnce Özenel’in bahçesinden doğal ve ilaçsız zeytinyağı, nerolinn'den organik lavanta yağı, organik çay ağacı yağı, organik citronella yağı ve doğal balmumu var. Bu kremi sivrisinek sokmalarına karşı olarak yaptım. Citronella diğer adıyla limonlu melisa otunun kokusu limona benziyor, sivrisinek ve böcekleri uzak tutuyor. Bazı bebek ürünlerinde de kullanılsa da aromaterapistler 5 yaşın altındaki çocuklara önermiyor. Ben kendim için kullanıyorum. Her türlü deri rahatsızlığınız için bu hoş kokulu kremi kendinizde kullanabilirsiniz.

Kremlerime koyduğum yağların faydalarına gelecek olursak:

Hindistancevizi yağının faydaları saymakla bitmez. Aşı hakkında blogunun sahibi Arzuhan’ın çevirdiği ile 80 faydasını bu linkten okuyabilirsiniz. Genel olarak bahsedecek olursak iltihaplanmaya, mikrop kapmasına, mantara, virüslere karşı, dudak çatlaklarında, deodorant olarak, pişiklerde, yara izlerine yardımcı, cildi beslemede, yara, kesik ve sıyrıkları iyileştirmede, böcek ısırıklarında kaşıntıya ve yanmaya karşı, akne sorunlarında kullanılır.

Portakal yağının kokusunu çok seviyorum. Kremlerimi bir kere koklayınca tekrar tekrar koklamak istiyorsunuz.

Portakal yağının faydaları şöyle:
Enerjisi durgunlaşmış kişilere, Strese ve yorgunluğa, kasvetli düşüncelere, can sıkıntısına, psikolojik gerilim ve strese karşı etkili.Olumlu bir bakış açısı sağlıyor, enerji veriyor. Sakinleştirici, cilde canlılık ve güzellik veriyor, sıkılaştırıyor, sivilce ve akneleri giderici, yara ve yanıkların tedavisinde kullanılıyor, Kuru ve hassas ciltlerde dengeleyici özellikleri var. Portakal yağı ile selülitli bölgelere masaj yapılarak selülitlerin azaltılması sağlanıyor.

İkinci tip iyileştirici kremimde kullandığım lavanta, çay ağacı (tea tree) ve citronella yağlarının özellikleri işe şöyle:
Lavanta yağının faydaları nelermiş:
Sağlıktan, güzelliğe ve ev temizliğine kadar pek çok yere girdi lavanta yağı müthiş kokusu ile. Kuru ve çatlak deriyi iyileştirici, deodorant etkili, çaylatan dudaklara, uçuklara, yanıklara, kesit ve yaralara, böcek ve arı sokmalarında şişme ve kaşıntıyı alıcı, böcek kovucu, güneş yanıklarında, taşıt tutmalarında, egzema ve dermatitte etkili.
Çay ağacı yağının faydaları ise:
Antiseptik olarak enfekte olmuş yaraları ve kesikleri temizlemede, akneleri ve mantarı tedavi etmede, cilt lekelerinde, bit, pirelere karşı, kokuları gidermede, iltihapları gidermede, bağışıklık sistemi uyarıcı, uçuklar, yanıklar, su toplamaları, siğiller, akneler, isilikler, böcek ısırmalarında etkilidir.

Citronella yağının faydaları da böyle:
Parfüm ve sabun sanayinde sıkça kullanılan citronella yağının en büyük özelliklerinden biri kene dahil bir çok zararlı böcekleri uzaklaştırmasıdır. Bu yağ Çin tıbbında romatizmaya karşı, sakinleştirici olarak, depresyonu ve melankoliyi gidermede, ruhu canlandırmada, uykuyu düzenlemede, hafızayı güçlendirmede, alerji, egzama, sedef, nörodermit durumlarında, kas ve baş ağrıları, aşırı terleme (özellikle ayaklarda) etkilidir. Serinletici ve deodorant etkisi sağlayan bir yağdır.

Alanlar ne dedi?

"Ağır bir ameliyat geçirdim diye. Eski üyeler yazdığım yorumlardan biliyorlar. Geçenlerde Basak Yaykin Pirtini ile konuşurken, ameliyat sonra karnımda oluşan deri çatlaklarından bahsettim. Eczaneden aldığım hiç bir krem bu çatlakları ve kurumaları önlemedi diye anlatırken, ben sana kendi yaptığım kremden göndereyim dene bak göreceksin, çok memnun kalacaksın dedi. Sağ olsun hemen kargoyla göndermiş. Bu kadar mı güzel olur, anında yumuşacık oldu karnımda ki çatlaklar ve kuruma bir anda kesildi. Tabii dolayısıyla müthiş kaşıntı da yapıyordu. Karnıma sürerken, ellerim pamuk gibi oldu.. O gün tesadüf kuzenim bana misafir gelmişti, bebeğinin poposunda ki pişiklerden bahsetti. Bir kavanozu da ona hediye ettim. Ertesi günü aradı, abla bu mucize nasıl bir kremdir, bebeğimin poposu sabah kalktığımda tamamen iyileşmiş dedi. Başak bunu mutlaka yapıp satmalı dedi. Ve hepimiz faydalanmalıyız... Evimizde bulunmalı mutlaka. Kavanozu açtığınızda mis gibi portakal ve limon kokusu yayılıyor etrafa... Dehşetle tavsiye ederim."Zeynep Gülay K.

"Bebeğimin pişiğine çok iyi geldi." Bora G.

"İleri yaşdaki annem şekeri sonucu dirseklerinde oluşan çatlaklara sürdü. Faydasını gördüğü için elinden bırakmadı, odadan odaya kremi taşıdı." Fersun O.

"Oğlumun güneş yanığına sürdüm ertesi gün geçmişti." Banu Ö.

"Ben devamlı elime sürüyorum bulaşıklar sonrasındaki kuruluğa çok iyi geliyor. Elden hemen de gitmiyor. Ayrıca eşim de çok sevdi. Bittikçe devamlı temin ediyorum." Hanife A.

Hepinize güzellik ve sağlık dolu günler diliyorum.

4 Temmuz 2013 Perşembe

İki normal doğum sonrası anne adaylarına önerilerim



Sonunda bir iki ay önce tüm annelik yazılarıma kaynak ve doğal yaşam araştırmalarıma sebep olan kızlarımın doğum hikayelerini kaleme alabildiğim için çok mutluyum. Her iki kızımı da şehirde, etrafımda nerdeyse1-2 yakın arkadaşım dışında tüm arkadaşlarımın sezeryan olduğu bir topluluk içinde epiduralsiz normal doğum ile dünyaya getirmeyi başardım. 1.5 sene ara ile iki normal doğum üstüne sadece 3 ay ara vererek toplam 4.5 sene emzirmeyi de eklersek üzülerek söyleyeceğim benim gibi okumuş eğitimli anneler arasında farklı bir yere konuyorum. Pek çok anneden normal doğurmak istediğini ancak doktorunun yönlendirmesi ile sezeryana döndüğünü duyuyorum. Gerçekten de ben şanslı azınlık mıyım? Tüm Anadolu’yu düşününce buna pek inanasım gelmiyor. Bence iyi araştırıp, iyi hazırlandığım ve pozitif düşündüğüm için böyle oldu.
  
Normal doğum denince aslında anne adayları korkuyorlar çünkü:

-Normal doğumun nasıl olduğunu, aşamalarını bilmiyorlar, bu da onları korkutuyor.

Pozitif bir normal doğum için youtube’da çok güzel ilham verici hikayeler izleyebilirsiniz. Ina May Gaskin adlı dünyaca ünlü Amerikalı Ebe’nin doğal doğum ile ilgili kitaplarını okuyabilir, videolarını izleyebilirsiniz. Ben sezeryandan bir çeşit ameliyat olduğu için çok daha fazla korkuyordum. Normal doğum en yoğun anında bir kaç saatliğine size zor gelebilir ama geçer gider. Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda unutursunuz yorgunluğunuzu. Yerine büyük bir başardım hissi kalır, sevinçten ağlarsınız. Bebeğinizin her anını kaçırmadan yaşarsınız.

27 Haziran 2013 Perşembe

İkinci bebeğimin normal doğum hikayesi



İlk bebeğimi doğururken ikinci bebeğin doğumu daha kolay oluyor diye kendimi motive etmeye çalışıyordum. Eşimle ilk kızımıza bir kardeş yapmaya ve fazla arayı açmamaya karar vermiştik. Bir iki sene vücudun toparlanması için ara vermeyi önerse de doktorum yediklerime dikkat edersem başarabileceğimi söyledi.

Henüz ilk kızım 9 aylıkken ikinciye hamile kaldım. Bir sene kadar ilk kızıma evde kendim baktıktan sonra 6 aylığına işe geri döndüm. Yoğunluktan hamileliğimin nasıl geçtiğini pek anlayamadım. Hamilelik sırasında kızımı emzirmeye 6 ay boyunca daha devam ettim. Sanılanın aksine hamileyken emzirmek mümkün sadece iki bebek beslemek anneden daha fazla götürüyor, iyi beslenmek gerekiyor. İlk bebeğimi 15 ay emzirdikten sonra hamileliğimin son 3 ayında dişlerimin biraz aşındığını düşündüğüm için sona erdirdim. Aslında devam edebilir, iki bebeği de tandem emzirebilirdim. Biraz gücümü yeni bebeğime saklamak istedim. İlk hamileliğimdeki gibi ilk 4 aylık rutin kontrolleri yaptırıp son aya kadar yine ara verdim. Yoğun bir tempoda akşam 8’e kadar işte çalışmaya devam ettim. İkinci bebeğim için de ilk doğumumdaki gibi üzerinde doktorumla konuşup anlaştığım bir doğum planı yaptım. Ayrıca bebeğim doğduktan sonra yapılmasını istemediğim müdaheleleri de ayrıca hastanede hemşire ve çocuk doktoruna sunmak üzere bir dilekçe olarak hazırladım.

38. haftaki kontrolümüzde doktorumuz Meltem Özkan Girgin bize sürpriz yaptı ve 1-2 güne bebeğin doğacağının müjdesini verdi. Hamilelikte çok stres iyi gelmiyor. Zaten son bir iki gündür aşırı yorulma ve terleme hissetmeye başlamıştım. Sıcaklar basıyordu. Tansiyonum normalden çok yüksek rakamlara fırladı. Meğer strese giren vücut kendini rahatlatmak için bebeği erken çıkarmaya hazırlanıyormuş. Hemen müjdeli haberi ailemize verdik. Bu sefer elimizde saatlerle tüm aile sancıları sayar olduk. O gün sancılarım 15 dakika ile 30 dakika arasında düzensizdi. Kendimize güzel bir yemek ziyafeti çektik. Merakla bekleyen annem ve babam salondaki koltuklarda uyudular. Kardeşim ertesi gün doğumgünü olduğu için bana “gece 12’ye kadar tut, sonra sal” diyerek beni çok güldürdü. Gece oldu, güzel bir uyku çektim.

Ertesi gün sabah 11’de tekrar doktorumuza gittik. Açıklık 5cm olmuştu. Bebek doğum kanalına girmişti. Doktorumuzla sancılar 5 dakikada bire inince hastanede buluşmak üzere sözleştik. Eve geri döndük. İlk doğumumda hastanede doğum yaparken lavman yapılmış ve suni sancı verilir diye yememe izin vermemişlerdi. Bu da enerjimi çok düşürmüştü. Aç kalıp kendimi enerjisiz bırakmamak için güzel tatlılar yedim, hafif sebze yemekleri yedim. Sonra da bir güzel uyku çektim. Biz evde rahat rahat beklerken saat 16.00 olmuştu ki doktorum heyecanla bizi aradı. “Ne olur artık hastaneye gidin yoksa ben kalpten gidecem” dedi.

Hastaneye gittiğimizde bu sefer bizi hemen doğumhaneye aldılar. Lavman yapıldı. İçerideki TV ekranında romantik bir film açıktı. Eşim de yanımda biraz onu izleyerek, biraz dolaşıp nefeslerimi sayarak, biraz da belgesel kanalındaki büyük balıklara bakarak vakit geçirdim. Sonra doktorumuz geldi, sancılar arasında kitaplar ve edebiyat üzerine üçümüz sohbet ettik. Arada hemşire gelip bebeğin kalp atışlarının NTSR cihazına bağlayarak kontrol ediyordu. Geri kalan zamanı ayakta geçiriyordum.




İkinci tecrübem olduğu için ne başıma geleceğini bilmek rahat ve sakin durmamı sağlıyordu. Sancı anında bir dakika diyerek sancılarımı nefesle sayıyor bitince de sohbete kaldığım yerden devam ediyordum. Biraz plates topu üzerine esneme hareketi yaptım. İki saat sohbet ettikten sonra doktorum saat 18.00’de suyumu patlattı. Sonraki iki saat içinde hızla doğum kanalı açılmaya başladı. Artık saat 20.00’de sancılar çok sıklaşmaya başlayınca doktoruma bu işi nasıl hızlandıracağımı sordum. Sana biraz yardım edeyim diyerek bana nasıl iteceğimi anlatıp nereye ittirmem gerektiğini eliyle gösterdi. İlk tecrübemdeki son anda enerjimin bitmesi sıkıntısını yaşamamak için son ana kadar ittirmedim. Sancıların en kuvvetli olduğu an bebeğimle buluşmamıza az kalmıştı. Sonunda bir kaç başarılı ittirme denemesinden sonra tüm gücümü ve zihnimi de kullanarak ittirdim, ittirdim. İlk bebeğimi doğururken epidural almamış ancak suni sancı almış ve epizyotomi olmuştum. İdealimde bunlarsız da doğurmak vardı. İlk başın çıkışından sonrası kayarcasına çıktı. İkinci defa kızım olmuştu. Çok mutluydum. Hemen kucağıma verdiler. Sonrasında kordonunu babası kesti.

İlk doğumuma nazaran ikinci doğumda oldukça rahat doğurmuştum. Doktorum bana “bu sefer normal doğurmaktan tatmin oldun mu, seni mutlu ettim mi?” diye sordu. Evet ne epidural, ne epizyotomi, ne de suni sancı alarak doğurduğum ve bebeğime doğal yoldan kavuştuğum için çok mutluydum. 

Başka bloglarda yer alan doğal doğum hikayelerinde çok güzel evde ve suda doğumlar okudum. Bir tane daha olursa bana güzel ışık tutacaklar hepsi. Hastanede de evdeki kadar rahat ve huzurlu olmasa da hemşireleri şaşırtacak şekilde az bir müdahale ile normal doğumlar gerçekleşiyor. İşte bunlardan ikisi de benim minik kızlarımın doğum hikayeleri. Haydi anneler normal doğuma...

Tüm güzel annelere haber olsun.

Sırada üçüncü doğum hikayem var, en çok kendimi aştığım, en doğal doğumum bu oldu. Okumak ister misiniz?
Başak Pirtini
http://miliyet.com.tr/bashico

Başak Pirtini

****************************************************
Şimdiye kadar bize şişe suyu içmenizin en güvenli olduğu öğretildi. Peki suyumuz ailemiz ve çocuklarımız için gerçekten sağlıklı mı? Alkali su, ters ozmoz faydalı mı? Enerjik Su içmemiz gerektiğini biliyor muydunuz? Bunları merak ediyorsanız mutlaka bu sayfayı okuyun :)

***************************

El yapımı, organik ve yenebilir anne-bebek bakım ve pişik kremimi gördünüz mü? Detaylar burada:
http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/2013/07/hindistancevizi-yagl-ve-bocek-kovucu.html?m=1

***************************

Doğal Anneyim grubum ve bana ulaşabileceğiniz linkler:

Doğal Anneyim Facebook Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Doğal Anneyim Facebook Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram @dogalanneyim: www.instagram/dogalanneyim
Twitter @dogalanneyim: www.twitter.com/dogalanneyim
Doğal Anneyim e-bülten ile takip: http://eepurl.com/TeYdX
Köpek ve kedi bloglarım:
 

25 Haziran 2013 Salı

Bu ürünü mutlaka almalı mıyım?

Bir ağaç yeter
Bir arkadaşım facebook'ta güzel bir yazı paylaşmış. Gerçekte yazan kim bilmiyorum ama eline sağlık. Kendi kendimize bir şeyi çok beğenip almak istediğimizde sorabileceğimiz içsel sorular işte aşağıda:


Haydi madem AVM’lere gitmiyoruz, biraz da alışveriş alışkanlıklarımızı sorgulayalım.
Bir şeyi almak üzeresiniz, kendinize 'Buna GERÇEKTEN ihtiyacım var mı?' diye sorun.
Elinizde tutmakta olduğunuz şey çok hoş, aklınızdan genelde ilk olarak evet cevabı gelecektir çünkü zaten bir ihtiyaç ortaya koymuş ve almak için hamle yapmış bulunuyorsunuz.
Peki o zaman şu sorularla devam edelim:
'Bu alışverişi kendimi mutlu etmek için mi yapıyorum?'
'Mutlu olmam sadece buna mı bağlı?'
'Bu alışverişi başkalarına iyi görünmek için mi yapıyorum?'
'Diğer insanlar beni sadece sahip olduklarımla mi değerlendiriyor?'
'Öyleyse çevremdeki insanları tekrar değerlendirmem gerekmez mi?'
'Bu parça bana yük olacak mı? Evde yerim var mı?'
'Bu parçayı artık istemediğimde ne olacak? Başkasına verebilir miyim yoksa çöpü mü boylacacak?'
Çöpe gidecekse,
'Geri dönüşümü mümkün mü yoksa 500 sene sonra toprağı kazdıklarında benim çöplerimle mi karşılaşacaklar?'
Ve en önemli soru:
'Hayatıma bu parça olmadan devam edebilir miyim?'
'Bu parçayı başka nasıl elde edebilirim?'

'Takasla olabilir mi?'
'Arkadaşımdan isteyebilir miyim?'
Hepinize sevgiler 



Takas ve serbest geri dönüşüm-freecycle linkleri

Dünya'da pek çok şehirde takas etkinlikleri yapılıyor ve serbest geri dönüşüm (freecycle) grupları kuruluyor. Ben de bir süredir freecycle İstanbul'u takip ediyorum. Neler verildiğine inanamazsınız. Ben de bizim ve annemlerdeki eşyaları freecycle ile dağıtmaya başladım. Şimdiye kadar telsiz telefon, cep telefonu, rooter modem, organik fasulye konservelerimi, ufak elektrikli ev aletlerimizi, kıyafet ve ayakkabılarımı paylaştım. Bazı üyeler paylaşımlarım karşılığında kendileri de bana kullanabileceğim zeytin, zeytinyağı, börülçe, baharat, müzik ve film cdleri verdiler. Tayini sebebiyle bütün bir evini bile boşaltanar var. Bu güzel harekete siz de katılın, parasız ekonominin tadını çıkarın.

İnsanların karşılıksız paylaşımı kadar güzel bir şey daha yok, hele bir de bu sevgi olursa!












 


Takas Siteleri

http://www.olevole.com/
http://esyakutuphanesi.com/
https://projemefon.com/
https://www.biayda.com/
https://www.facebook.com/askidaekmekvar
https://www.facebook.com/hayatimisadelestiriyorum
https://apps.facebook.com/zumbara/?fb_source=search&ref=ts&fref=ts   ZUMBARA

FreeCycle Nedir?
Freecycle, elinde kullanmadigi esyalar olanlar ile, o esyalara sahip olmak isteyenleri, tamamen ucretsiz olarak e-mail yolu ile birlestirmeye ve geri donusumu arttirmaya calisan, uluslararasi bir projedir.

http://www.freecycle.org

İllere Göre FreeCycle Grupları
http://groups.yahoo.com/group/freecycleAnkara
http://groups.yahoo.com/group/freecyclebolu
http://groups.yahoo.com/group/freecyclecanakkale
http://groups.yahoo.com/group/freecyclediyarbakir
http://groups.yahoo.com/group/tepebasi-eskisehirturkey
http://groups.yahoo.com/group/freecycleistanbul
http://groups.yahoo.com/group/freecycleizmir
http://groups.yahoo.com/group/kartepeturkey
http://groups.yahoo.com/group/freecyclesinop
 
Anneler ve bebekleri icin: bebedonusum+subscribe@googlegroups.com
http://bebedonusum.blogspot.com/

Tüketim çılgınlığına karşı hareketler bunlar


Tüketimin esiri olmayın

Uzun bir süredir tüketim çılgınlığına karşı yaşamaya çalışıyorum. 
*Armağan ekonomisini çok seviyorum. Son zamanlarda takasa evde kullanmadığım pek çok eşyamı ve kıyafetlerimi hediye verdim ve inanılmaz hafifledim. Omuzlarımdan sanki büyük bir yük kalktı.
*Devamlı evde dolaşırken "buna ihtiyacım var mı?" diyerek bakınıyorum. İstemediklerimi bir kutuda biriktiriyorum ve freecycle üzerinden paylaşıyorum. 
*Bazı eşyalarımı sahibinden.com'dan ufak fiyatlara satıyorum. 
*Bankalarla ilişkilerimizi azalttık. Kredi kartlarımızdaki borçları kapatarak sayısını 2'ye düşürdük. Ben daha çok nakit ve limiti 150TL kadar komik olan bir kredi kartımı kullanıyorum, internetten kitap vs. alırken çok işe yarıyor ;) 
*Dışarıda yemek yerine evde hazırlıyoruz.
*Büyük marketlerin yerine yakınımızdaki esnaflardan alışveriş yapıyoruz.
*Genelde senede 2-3 kere kuaföre gidiyorum, o da yazın düğün veya saç kesimi için. Bu yüzden saçlarımı ya belime kadar ya da ufacık görebilirsiniz.
*Bir anne olarak yaptığım en büyük kalem harcamam sağlıklı, doğal, hormonsuz ve ilaçsız organik gıda alışverişi. İkinci olarak temizlik, sağlık ürünleri ve olmazsa olmazım kitap geliyor. 
*Aldığım ürünlerin geri dönüşümünün olabilmesine, çevreyi kirletmeyecek özellikte olmasına ve hayvan eziyeti içermemesine dikkat ediyorum.

Benimle aynı fikirde olanların buluştuğu hızla büyüyen yeni bir facebook grubunda da benzer bir paylaşım gördüm. Bu liste de Facebook Tüketmeyeceğim! Grubundan alınmıştır.Llisteye siz de ekleme yapabilirsiniz.

Siz de böyle bir hediye duvarı yapabilirsiniz
9. Listelenmiş şirketlerin ürünlerini tüketmeyerek boykot ediyorum.
8. Kredi kartı kullanmıyorum.
7 Bankaları kullanmıyorum.
6. Arkadaşlarımla ürün takasına girişiyorum.
5. Arkadaşlarımla buluşup, haftanın farklı günlerinde birimizin arabasıyla işe gidiyoruz.
4. İhtiyacım olmayan bir şeyi, ne kadar ucuz olursa olsun ASLA satın almıyorum.
3. Hemen evimdeki HER ŞEYİ inceliyor ve kullanmadığım HER ŞEYİ ihtiyacı olanlarla takas ediyor. Onlara veriyor ya da makul bir fiyatla satıyorum.
2. Küçük mahalle esnafını kullanıyorum.
1. İnsanları kandırmayan, onların yanında olan şirketleri, basın ve yayın organlarını destekliyor ve ürün alımımda onları tercih ediyorum.

Pazarlardan alışveriş edelim!

Gezi parkı ile başlayan halk hareketi aracı kurumlar olmadan yerli pazarlarımızdan alışveriş yapmaya bizi yönlendiriyor. Artık tüketiciler olarak aldığımız ürünlerin kaynağını ve bize ulaşana kadar geçtiği aşamaları sorgulamalıyız. İşte kurulan İstanbul Anadolu Yakası halk pazarlarının listesi aşağıda. Ben de kendi halk pazarımızdaki bir yerli üretim yapan karı koca çiftçiyi haftalık olarak ziyaret etmeye başladım. Genelde ekolojik pazarları (http://ekolojikpazar.org ve http://ekolojikureticiler.org/pazar-yerlerimiz) tercih etsem de bu çiftçiler kendi yerli tohumlarını kullanıyor ve topraklarında kimyasal gübre ve ilaç kullanmıyor.









#toplanmahalle ile adım adım

#toplanmahalle hareketi ile barış, sevgi dolu bir çevre için mahallemize sahip çıkalım. Lütfen bu manifestoyu siz de çevreniz ve mahalleniz ile paylaşın.

17 Haziran 2013 Pazartesi

#toplanmahalle manifestosu

Taksim Gezi Parkı'nda 31 Mayıs 2013'te başta bir iki ağaç için başlatılan hareket aslında hepimizi insanlık, özgürlük değerlerimizi, tüketim, gıda ve yaşam koşularımızı sorgulamaya itti. Bunun için pek çok düşünür, araştırmacı, yazar, politikacı, öğretmen, öğrenci herkes fikir ve yorum paylaşımlarında bulunmaya başladı. Biz de anneler olarak tek bir seste hareket edelim istiyoruz. İşte sizin de mahalle bilincimizi geliştirmek adına paylaşmanızı önermek isteyeceğim #toplanmahalle manifestomuz. Daha güzel yarınlara ellerimiz kenetlenmiş, gönüllerimiz birleşmiş daha sevgi ve barış dolu bir dünyaya uyanmayı diliyorum.

******************************


Gezi Parkında ağaçların korunması, parkın doğal ortamının sürdürülebilmesi için başlayan direnmeyi ebeveynler olarak kendi mahallelerimizde başlatmak istiyoruz. Gezi  direnişi bize çevremizi korumak, ve doğa ile uyum içinde yaşamak adına çocuklarımızın ve bizim kendi yaşadığımız ortamda söz sahibi olabileceğimizi ve bir araya gelerek pek çok şeyi değiştirebileceğimizi öğretti.
Ve biz ebeveynler kendi mahallelerimize sahip çıkarak aşağıdaki manifestoyu imzalıyoruz

Ebeveynler ve çocukları için Toplanmahalle başlıklı Manifesto

Mahallemiz doğaya saygılı, temiz, yaşayanlarının birbiriyle bilgi, eşya, ihtiyaç, oyun, sanat, çevre bilinci gibi pek çok şeyi paylaşabildiği bir yerdir. Mahallemizin park alanları oyun ile beraber çeşitli aktiviteleri sunup, paylaşabildiğimiz yeşil alanlardır. Anne, baba ve çocuklar buralara oynamaya, paylaşmaya, ve doğayı tanımaya gelirler. Nasıl bir mahalle istediğimiz konusunda konuşabilir ve beraber karar alabilir, gönüllü destekler verebiliriz. Bizler bu mahallede yaşayan ve çeşitli yaşlarda çocukları olan ebeveynleriz.
Bu hareket belli ortak değerler altında toplanmıştır

Mahalle
— İlişki,iletişim, çevre bilinci, tüketim söylemi, oyun ihtiyacı olan bir grubuz. Burada yaşayan ebeveynler olarak bu konuda konuşmaya başlıyoruz, aktiviteler düzenliyoruz. Ve yaptığımız şeylerin ortak faydalarından beraber yararlanıyoruz

İşbirliği
 — Beraber karar veriyor, beraber uyguluyoruz. Bunları birbirimizle fikir paylaşarak, kaynak değişiminde bulunarak (oyuncak, kıyafet v.s değişim günleri),  çevre bilinci ile hareket eden, sağlıklı beslenmeyi destekleyen tüketim alışkanlıklarını yayarak yapıyoruz. Bu bilinçle davranan mahalle market/bakkal dükkanlarını destekliyoruz.

Açıklık 
— Birbirimizin bilgi birikimi ve mesleki katkılarını paylaşıyoruz. Bunu açık havada çeşitli kermes benzeri aktiviteler ile "masama gel sende öğren" gibi başlıklarla paylaşıyoruz. Çocuklarımızın mahalleliden görerek öğreneceği "ayakkabı boya", tamir yap" gibi paylaşım atölyeleri bunlara bir örnek olabilir. Küçük meslek gruplarını çocuklarımız ile tanıştırıyoruz. Ortak çocuk havuzu gibi paylaşımlar düşünerek çocuklarımızı birbirimize bırakabiliyoruz

Çeşitlilik
— Farklı bilgi, faklı statü, farklı yaş, farklı gelir seviyesi gibi pek çok farklılığı içimizde bulunduruyoruz. Beraber oynuyor, beraber, düşünüyor, ve birbirimizin farklılıklarından öğreniyoruz

Sürdürülebilirlik 
— Doğaya doğru davranmak, doğal kaynakları korumak, çevreye duyarlı bir yaklaşımla yaklaşmak gibi konuları konuşuyoruz. Mahallemizde sokaklara, ağaç diplerine atılan çöp, sigara izmariti, gezdirilen sahipli köpeklerin dışkılarının kaldırım ortalarına bırakılmaları gibi konularda düşüncelerimizi paylaşıp, aksiyon alıyoruz.

Oyun 
—Unutulmaya yüz tutmuş oyunları yeniden canlandırıyoruz. Mahallenin teyzesi ile 5 taş oynuyor, ip atlıyor, top oyunlarını keşfediyoruz. Eskiden olduğu gibi mahallenin kaldırımlarına iniyoruz.

3 Haziran 2013 Pazartesi

Doğal Anneyim Grubu tekrar açıldı! (ve kapandı)

Bugün Doğal Anneyim Facebook açık grubum bana haber verilmeden bilmediğim tam olarak bilmediğim bir sebeple kapatıldı.

Şu an itibariyle grup tekrar açıldı. Tüm facebook üzerinden destek olan takipçilere çok teşekkür ediyorum. Umarım uzun bir süre daha birlikte olacağız.

Güncelleme: Bu blogu yazdıktan bir kaç saat sonra tekrar kapatıldı. Şaka gibi bir şey. Facebook malesef yazdığım 3 tane şikayet mektubuna ve daha onlarca arkadaşlarımdan giden şikayetlere geri dönmüyor. 

Doğal Anneyim grubum şaşırtıcı bir şekilde kapatıldı

Bazen Doğal Anneyim grubum o kadar vakit alıyordu ki kapatsam mı diye düşünüyordum. Artık 3 saat sonunda daha fazla yorum okumak istemiyordum. Grubun üye sayısı 3800'ü aşmıştı. Evde akşamları daha fazla kitap okumak istiyorum, kızlarımla gündüz FB'da ne var grupta diye bakmak yerine daha fazla ilgilenmek...

Artık beni internetten bağımı koparmak ve hayatımı sadeleştirmek için bir işaret mi yoksa her şeye rağmen devam mı etmeliyim henüz bilemiyorum. Taksim Gezi Parkı'nda başlayan halk hareketinin bir ucu benim grubuma da dokundu sonunda. Ben de facebook profilimde bir açıklama yapmak ihtiyacı duydum. Burada da yayınlıyorum.

Doğal Anneyim Grubunun kapatılması hakkında:
İki kızımı da normal doğurdum, toplam 4.5 sene emzirdim. Hiç ilaç kullanmam, alternatif bitkilerle ve homeopati ile iyileştirmeye çalışırım. Kendime vücuduma zarar verebilecek her türlü yabancı maddeyi içeriden ve dışarıdan kullanmam. Tam da kendimi senelerdir etrafıma sadece anlatıp yanlız hissettikten sonra Doğal Anneyim Blogumu ve Doğal Aneyim Grubumu kurdum. Yaptıklarımı onaylayan insanlarla biraraya gelebildim. Son iki senedir binlerce annenin katkısı ile grup büyüdü, 60 kadar dosyada ilk giren annelere doğumdan, bebek beslenmesine, doktorlardan her türlü ihtiyacına kadar bilgi birikti.

Son günlerde Taksim'de bebeğinden yaşlısına kadar yeşil alanını korumaya gelmiş halkıma yapılan şiddete ve insanlık ayıbına göz yumamazdım. Grupta son derece hızlı tüm olaylar paylaşılmaya başladı ve şimdiye kadar engelleyebildiğim kutuplaşma ve aşırı tartışmalar da beraberinde geldi. Benim senelerdir uykudan, kızlarımın vaktinden çalarak saatlerimi verdiğim, 3800 kişiyi teker teker tıklayarak eklediğim grubumu facebook sanırım tartışmalardan hırslanan kişilerin şikayetinden kapattı. İnanın çok üzgünüm. Beni tanımadan grubumda ayıp konuşanlara laf edenler, internette grubum hakkımda konuşulanlar beni çok daha şaşırtıyor. Ben zaten evdeki kitaplarımla, internet araştırmalarımla idare ediyorum. Ama binlerce anneyi anında ihtiyaç duyduğu bilgileri sunan gruptan mahrum ettiler. Çünkü tüm bilgileri bloguma taşımam mümkün değildi. İşte buna çok üzülüyorum. Kendim şimdiye kadar hiç bir yazımdan ve gruptakilerden ticari kazanç sağlamadım. Tersine girenlerin işlerini tanıtmaları için destek verdim. Bu kişilerin paylaşım platformu yıkılmış oldu.

Şimdilik grubumun kapatılması hakkında FBdan bilgi bekliyorum. Grupta barışı, birliği ve beraberliği tutmak pek kolay değil. Eğer Doğal Anneyim Grubunu kullanıyor ve kapatılması hakkında şikayette bulunmak isterseniz FB'da https://www.facebook.com/help/contact/243225585752893?rdrhc bu linke tıklayarak Doğal Anneyim https://www.facebook.com/groups/dogalanneyim/?fref=ts grup linkini vererek "Doğal Anneyim grubumun tekrar açılmasını istiyorum" şeklinde yorum bırakıp destek olabilirsiniz.

Benim size önerim internetten şahsen tanımadığınız kimseyi yazdıkları sebebiyle yargılamayın. Kimseye kötü niyetli düşünceler beslemeyin. Umarım sosyal platformlar istediğiniz kadar sizinle birlikte olur, güzel bilgiler paylaşılır. Biri gider yenisi gelir ama bilgiler kalır. Sadece insanların tavırları onlara ne kadar kolay ulaşabileceğinizi etkiliyor.

Sevgi, birlik ve barışla kalın.