Doğum Hikayelerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğum Hikayelerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2016 Cumartesi

Üçüncü bebeğimin şiddetsiz doğal doğumu



Daha önce ilk normal ve ikinci doğal doğumumu anlatmıştım. 3. kızımı kucağıma aldıktan ancak 1.5 sene sonra yazmak için gücümü toplayabildim. Tüm doğum zorluklarının anılarının zayıfladığı, güzel anların belirginleştiği an işte bu anmış!

Fala inanma falsız da kalma derler ya hani... Eşim bir gün iş toplantısında kahve içtikten sonra karşı firmadan bir bayan kahve falına bakmış. Kaç çocuğumuz olduğunu bilmeyen bayan eşime iki kızımız olduğunu ve üçüncü bebeğin ise 5 sene sonra olacağını ve erkek olacağını söylemiş. Günümüz şartlarında çok çocuklu olmak ve hepsine aynı ilgi ve alakayı gösterebilmek kolay değil. Kardeşim genç yaşta eğitim sebebiyle yurt dışında yaşamaya başladı, o yüzden anneme büyürken  ikinci bir kardeş daha yapsaydın dediğimi hatırlıyorum. O zamandan beri her zaman aklımda bir 3 sayısı vardır... Neyse, gel zaman git zaman faldan sonra ya bir gün olursa diye eşimle birbirimize takılır olduk. Sonra espri yapıp vazgeçiyorduk. Derken bir gün hiç planlamadığımız bir anda sürpriz bir şekilde hamile kaldım! Eşimle aramızda konuşup bu işin altından kalkabileceğimiz konusunda kendimizi ikna ettikten sonra doğurmaya karar verdim :)

1 Nisan tarihinde doktorum Meltem Özkan Girgin’e kontrole giderek hamileliğimi onayladık. İlk açıkladığımızda annem inanamadı. Zaten peşpeşe 1.5 yaş arayla iki çocuğu nasıl doğurup, evde tek başıma bakarak yorulduğumu gördüğü için sanırım hiç ihtimal vermemişti tekrar doğuracağıma. İlk başta 1 Nisan şakası sandılar sonra gerçek olduğunu görünce babam benden bomba bir istekte bulundu. İkinci kızımı erkek kardeşimin doğumgününde doğurmuştum. Bana bu doğum gününü ayarlama işini iyi becerdiğimi ve Kasım’da kendi doğum gününde bebeği doğurmamı dilediğini söyledi. İlk başta buna pek ihtimal vermesem de gerçekten doğum tarihi Kasım’a denk geliyordu.

Önceki iki hamileliğimde taş devri diyeti şeklinde beslenmiştim. İlk doğumdan sonra kolumda ve 2. hamileliğim sırasında sol bacağımda doktorlar tarafından yapısal kaynaklı denen 2 kez damar tıkanıklığı yaşamıştım. O zaman kan sulandırıcı iğneler vermişlerdi. Bunları artık kullanmıyordum. Acaba bu sefer yine hamilelikte kan basıncı değişeceği için damar tıkanıklığı tekrarlanır mı diye merak ediyordum. Son bir senedir faydalı olacağını öğrendiğim vegan ve vejetaryen diyetle besleniyordum. Çok iyi test sonuçları almıştım. Hamilelik belirli olunca etsiz beslenmeme dönüşümlü balık yağı ve krill yağı, su yosunu ve bol bol çiğ sütten kefir ve ev yoğurdu katmıştım. Damarlara iyi gelmediği öğrendiğimden beri beyaz şekerli tatlı ve çikolatayı zaten 5 senedir tüketmiyordum. Tatlı ihtiyacımı doğal şekerlerden olan bal, pekmez ve meyvelerden az bir miktar yiyerek aldım. Bol sebze, protein için de yiyebildiğim kadar bakliyat tüketmeye dikkat ettim. İlk hamileliğime kadar hiç çürüğü olmayan ancak sonra fire veren dişlerimi korumak adına magnezyum, K2 vit takviyeleri aldım. Dişimi organik veya kendi yaptığım kalsiyum bentonitkilli diş macunlarıyla temizledim.

27 Haziran 2013 Perşembe

İkinci bebeğimin normal doğum hikayesi



İlk bebeğimi doğururken ikinci bebeğin doğumu daha kolay oluyor diye kendimi motive etmeye çalışıyordum. Eşimle ilk kızımıza bir kardeş yapmaya ve fazla arayı açmamaya karar vermiştik. Bir iki sene vücudun toparlanması için ara vermeyi önerse de doktorum yediklerime dikkat edersem başarabileceğimi söyledi.

Henüz ilk kızım 9 aylıkken ikinciye hamile kaldım. Bir sene kadar ilk kızıma evde kendim baktıktan sonra 6 aylığına işe geri döndüm. Yoğunluktan hamileliğimin nasıl geçtiğini pek anlayamadım. Hamilelik sırasında kızımı emzirmeye 6 ay boyunca daha devam ettim. Sanılanın aksine hamileyken emzirmek mümkün sadece iki bebek beslemek anneden daha fazla götürüyor, iyi beslenmek gerekiyor. İlk bebeğimi 15 ay emzirdikten sonra hamileliğimin son 3 ayında dişlerimin biraz aşındığını düşündüğüm için sona erdirdim. Aslında devam edebilir, iki bebeği de tandem emzirebilirdim. Biraz gücümü yeni bebeğime saklamak istedim. İlk hamileliğimdeki gibi ilk 4 aylık rutin kontrolleri yaptırıp son aya kadar yine ara verdim. Yoğun bir tempoda akşam 8’e kadar işte çalışmaya devam ettim. İkinci bebeğim için de ilk doğumumdaki gibi üzerinde doktorumla konuşup anlaştığım bir doğum planı yaptım. Ayrıca bebeğim doğduktan sonra yapılmasını istemediğim müdaheleleri de ayrıca hastanede hemşire ve çocuk doktoruna sunmak üzere bir dilekçe olarak hazırladım.

38. haftaki kontrolümüzde doktorumuz Meltem Özkan Girgin bize sürpriz yaptı ve 1-2 güne bebeğin doğacağının müjdesini verdi. Hamilelikte çok stres iyi gelmiyor. Zaten son bir iki gündür aşırı yorulma ve terleme hissetmeye başlamıştım. Sıcaklar basıyordu. Tansiyonum normalden çok yüksek rakamlara fırladı. Meğer strese giren vücut kendini rahatlatmak için bebeği erken çıkarmaya hazırlanıyormuş. Hemen müjdeli haberi ailemize verdik. Bu sefer elimizde saatlerle tüm aile sancıları sayar olduk. O gün sancılarım 15 dakika ile 30 dakika arasında düzensizdi. Kendimize güzel bir yemek ziyafeti çektik. Merakla bekleyen annem ve babam salondaki koltuklarda uyudular. Kardeşim ertesi gün doğumgünü olduğu için bana “gece 12’ye kadar tut, sonra sal” diyerek beni çok güldürdü. Gece oldu, güzel bir uyku çektim.

Ertesi gün sabah 11’de tekrar doktorumuza gittik. Açıklık 5cm olmuştu. Bebek doğum kanalına girmişti. Doktorumuzla sancılar 5 dakikada bire inince hastanede buluşmak üzere sözleştik. Eve geri döndük. İlk doğumumda hastanede doğum yaparken lavman yapılmış ve suni sancı verilir diye yememe izin vermemişlerdi. Bu da enerjimi çok düşürmüştü. Aç kalıp kendimi enerjisiz bırakmamak için güzel tatlılar yedim, hafif sebze yemekleri yedim. Sonra da bir güzel uyku çektim. Biz evde rahat rahat beklerken saat 16.00 olmuştu ki doktorum heyecanla bizi aradı. “Ne olur artık hastaneye gidin yoksa ben kalpten gidecem” dedi.

Hastaneye gittiğimizde bu sefer bizi hemen doğumhaneye aldılar. Lavman yapıldı. İçerideki TV ekranında romantik bir film açıktı. Eşim de yanımda biraz onu izleyerek, biraz dolaşıp nefeslerimi sayarak, biraz da belgesel kanalındaki büyük balıklara bakarak vakit geçirdim. Sonra doktorumuz geldi, sancılar arasında kitaplar ve edebiyat üzerine üçümüz sohbet ettik. Arada hemşire gelip bebeğin kalp atışlarının NTSR cihazına bağlayarak kontrol ediyordu. Geri kalan zamanı ayakta geçiriyordum.




İkinci tecrübem olduğu için ne başıma geleceğini bilmek rahat ve sakin durmamı sağlıyordu. Sancı anında bir dakika diyerek sancılarımı nefesle sayıyor bitince de sohbete kaldığım yerden devam ediyordum. Biraz plates topu üzerine esneme hareketi yaptım. İki saat sohbet ettikten sonra doktorum saat 18.00’de suyumu patlattı. Sonraki iki saat içinde hızla doğum kanalı açılmaya başladı. Artık saat 20.00’de sancılar çok sıklaşmaya başlayınca doktoruma bu işi nasıl hızlandıracağımı sordum. Sana biraz yardım edeyim diyerek bana nasıl iteceğimi anlatıp nereye ittirmem gerektiğini eliyle gösterdi. İlk tecrübemdeki son anda enerjimin bitmesi sıkıntısını yaşamamak için son ana kadar ittirmedim. Sancıların en kuvvetli olduğu an bebeğimle buluşmamıza az kalmıştı. Sonunda bir kaç başarılı ittirme denemesinden sonra tüm gücümü ve zihnimi de kullanarak ittirdim, ittirdim. İlk bebeğimi doğururken epidural almamış ancak suni sancı almış ve epizyotomi olmuştum. İdealimde bunlarsız da doğurmak vardı. İlk başın çıkışından sonrası kayarcasına çıktı. İkinci defa kızım olmuştu. Çok mutluydum. Hemen kucağıma verdiler. Sonrasında kordonunu babası kesti.

İlk doğumuma nazaran ikinci doğumda oldukça rahat doğurmuştum. Doktorum bana “bu sefer normal doğurmaktan tatmin oldun mu, seni mutlu ettim mi?” diye sordu. Evet ne epidural, ne epizyotomi, ne de suni sancı alarak doğurduğum ve bebeğime doğal yoldan kavuştuğum için çok mutluydum. 

Başka bloglarda yer alan doğal doğum hikayelerinde çok güzel evde ve suda doğumlar okudum. Bir tane daha olursa bana güzel ışık tutacaklar hepsi. Hastanede de evdeki kadar rahat ve huzurlu olmasa da hemşireleri şaşırtacak şekilde az bir müdahale ile normal doğumlar gerçekleşiyor. İşte bunlardan ikisi de benim minik kızlarımın doğum hikayeleri. Haydi anneler normal doğuma...

Tüm güzel annelere haber olsun.

Sırada üçüncü doğum hikayem var, en çok kendimi aştığım, en doğal doğumum bu oldu. Okumak ister misiniz?
Başak Pirtini
http://miliyet.com.tr/bashico

Başak Pirtini

****************************************************
Şimdiye kadar bize şişe suyu içmenizin en güvenli olduğu öğretildi. Peki suyumuz ailemiz ve çocuklarımız için gerçekten sağlıklı mı? Alkali su, ters ozmoz faydalı mı? Enerjik Su içmemiz gerektiğini biliyor muydunuz? Bunları merak ediyorsanız mutlaka bu sayfayı okuyun :)

***************************

El yapımı, organik ve yenebilir anne-bebek bakım ve pişik kremimi gördünüz mü? Detaylar burada:
http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/2013/07/hindistancevizi-yagl-ve-bocek-kovucu.html?m=1

***************************
Bana ulaşabileceğiniz linkler:

www.BasakPirtini.com


29 Mayıs 2013 Çarşamba

İlk bebeğimin normal doğum hikayesi

Uzun bir süredir doğal anneyim... İki normal doğum hikayemi de yazmak istiyordum. Henüz kendi bloguma bile koyamamıştım, 4.5 sene oldu. Sevgili Eren BYBO (Bebek Yapım Bakım Onarım) blogunda normal doğum hikayeleri yayınlamaya başladı. Benim de hikayemi konuk etti. Bu vesileyle ben de kızlarımın normal doğum hikayelerini sizlerle sırayla paylaşacağım.

İlk bebeğimin normal doğumu

Çocuğumuz olmasına karar verince doğumun doğal bir şekilde gerçekleşmesini istiyordum. Hamile kalmadan 6 ay öncesinde hastalıklarda ilaç kullanmayı bıraktım. Bitkisel yöntemlerle atlatmaya başladım. Zaten sigara alkol kullanmıyordum, en sağlıklı yumurtanın gelişmesine ortam sağlayacak şekilde diyetime daha da dikkat etmeye başladım.

Okuduğum Dr. Sears’ın “The Baby Book” kitabı beni doğal ebevenylik ile tanıştırdı. Ben de bir anne adayı olarak hemen araştırmaya başladım. Tüm bebek ve doğum sitelerine, bloglara baktım. İlk önce kendime bir basit doğum planı yaptım. Doktorum Meltem Özkan Girgin hamilelik ve doğumla ilgili doğal yaklaşımlarıma ve doğum planıma sıcak baktı. Belki doğuma hazırlık kursuna ve hamile yogasına giderim düşüncesiyle Asude Ebe ile görüştüm. Çok aydınlatıcı bilgiler verdi. Genelde anneler normal doğumdan sancılar sebebiyle çok korkuyorlar. Ben ise sezeryan olmaktan, anestezi almaktan ve epiduralden daha çok korkuyordum. Vücuduma ameliyat boyutunda herhangi müdahaleyi kabul etmek istemiyordum. Kurslarda normal doğum korkusunu yenmeye çalışma üzerine daha çok odaklanıldığına kanaat getirerek, kendimi evle iş arasında akışa bırakmaya karar verdim. Bu esnada tüm beynimi, bedenimi, hayallerimi, düşüncelerimi normal bir doğuma ve bebeğime odakladım.

Standart ilk 3-4 kontrol ve 2’li, 3’lü testlerden sonra 3 ay kadar ultrasona gitmedim. Biraz da ilk bebeğimi olduğu gibi kabullenmek istedim, doğabileceği her haliyle... Neticede ilk hamileliğimdi, bebeğime gelişimi için elimden gelen en iyi şartları sağlayacak, ne olursa olsun onu doğuracaktım. Yine de bir şeylerin ters gideceğini hissedebileceğim bir durumda doktoruma kontrole gelmeye söz verdim. Doğumu her ne kadar evde, ya da suda yapmayı hayal etsem de ilk bebeğim olduğu için bunları denemek yerine hastanede karar kıldık.

Hamilelik öncesinde ve sırasında bashico blogumda kedi ve köpeklerimle ilgili blogları yazıyordum. İşten doğuma 2 hafta kala ayrıldım ve beklemeye başladım. Bir sabah 39. hafta ultrason kontrolümüzün olduğu gün sabah 15 dakikada bir ufak bir sancı gelmeye başladı. Kontrolde 2 cm açıklık olduğunu söyledi doktorum. Artık bebeğimi 1-3 gün içinde bekliyorduk. Uzun süre blog yazamayacağımı bildiğimden günümü bilgisayardaki yazılarımı bitirmeye çalışarak ve sancılarımı ölçerek geçirdim. Bebeğim gece yarısı yatağa yatar yatmaz koca bir tekme ile suyunu patlattı. Anne karnında birçok su baloncuğu varmış. Dolayısıyla bir bardak kadar su geldi önce. Hemen toparlanıp hastaneye gittik.

Hastanede gece 01.00'de hiçkimse kalmamış, her yer kapalıydı. Acil kapısından girdik. Doğumhaneye indik. Heryer bomboştu. Belli ki hemşireler de dinleniyordu. Benden başka doğum yapan kimse de yoktu. Zar zor bulduğumuz bir hemşire gelip bizi sancı bekleme odasına aldı. Doktorumu aradılar. Doğum planımı doktorum hemşireye telefonda aktarmış, açıklık 7-8 cm. olunca geleceğini söylemiş. Sancılarımı sayarken her yarım saatte bir NTS cihazına bağlanıp geri kalan zamanda odada yürüdüm. Sancıları ayakta karşılamak yatarak gelen sancılara göre çok daha rahattı. Nefesimi derin alıp çok yavaş vererek sancıların kaç nefes sürdüğünü saydım. Bu odaklanma dayanma gücümü artırdı. Derken lavman yapıldı.

Biz beklerken arada ufak ufak sularım patlamaya devam etti. Normal doğumun sancılarıyla uğraşırken hemşirenin gelip devamlı kelebek takmak istemesi çok fenaydı. Sanki suni sancı almaya zorunluymuşum gibi... Bebeğimi sabah kucağıma alma düşünceleri ile tüm olumsuzlukları uzaklaştırmaya çalıştım.

Sonunda doğumhaneye geçme zamanı geldi. Açıklık 8 cm olmuştu. Doktorum geldi. Filmlerdeki gibi bağıranlar, heyecanla içeri giren hemşireler, etrafta koşturanlar gibi bir beklentim olmuş herhalde ki sakin ortam beni çok şaşırttı. Eşim devamlı yanımdaydı.... Bebeğin kalp atışları yavaşlıyor diye doğumu biraz hızlandırmak için suni sancı verildi. Doktorum beni beklerken sudoku çözüyordu. Bunu görünce aslında doğumun ne kadar normal bir süreç olduğunu düşündüm. 

Ben içerideyken arada bir doktorum doğumhaneden dışarı çıkıyor, son anda haber verdiğimiz anne ve babalarımızla görüşüyordu. Onların kapı açılırken içeriye heyecanlı ve meraklı bakışlar atmaları beni biraz utandırdı. Bir ara meraktan içeriye dalıp beni öpen annemi sıktığı parfüm kokusu dikkatimi dağıttığı için sonradan pişman olacağım şekilde dışarı yolladım. Doğum sancıları çekerken her türlü kokuya, harekete karşı son derece hassas oluyorsunuz. Etraftaki herkes de nazınızı çekiyor.

Sonra her sancı geldiğinde biraz nefes almak ve en kuvvetli anında ittirmek üzerine çalışmamı istedi doktorum. Beni de bebek kanalda daha rahat aşağı inebilsin diye yan yatırdı. Sancı gelince itmeye çalıştım. Ancak bu erken denemeleri fazla ciddiye alınca yoruldum. Son noktada bebek kafası görünmüş ve çıkmak için bir kaç santim kalmışken doktorum enerjimin erkenden bittiğini farketti. “Yardım edeyim mi?” sorusuna karşılık “Eğer 5 dakikada bu iş bitecekse, evet!” dedim. Zaten öncesinde yapılan lavmanla tüm enerji veren besinler dışarı atılmıştı. Enerjimin geri kalanını da boşa harcamış o kadar bitkin düşmüştüm ki o anda yapılan her türlü müdahaleyi kabul etmeye hazırdım.

Bu andan itibaren doğum odası dolmaya başladı. İki hemşire daha geldi. Ayaklarımı standart doğum masası pozisyonuna soktular. Doktorum bebeğimin başına kauçuktan bir el vakumu taktı. Bir hemşire yanıma çıkıp karnıma çok kuvvetli bastırdı. O anda nefesimi tutarak tüm gücümle ittim ve ittim. Tam bebek çıkarken doktorum epizyotomi yaptı. Bebeğin başının çıktığı anın ateş çemberi olarak adlandırılması çok doğru. Çünkü bu en zor geçişten sonra devamı oldukça kaygan bir şekilde çıkıveriyor. Çıkış anının zorluğundan çok yapılan kesinin şoku beni inletmişti.

Hemen bebeğimi göğsüme ilk temasımız için koydular. Bana o kadar sakin ve ağlamadan baktı ki kendimden utanıp ben de sakinleştim. Anlaştığımız üzere doktorum kordon kanının bebeğe geri akmasını yarım dakika kadar bekledi. Sonra da babası kordonunu kesti. İlk kontrollerini bebek hemşiresi yaptı. Doktorum kesilen yere dikişlerimi atarken bebeğimi doğumhane soğuk diye hep sıcak tutulan bebek odasına çıkardılar. Bebeği camdan aileme göstererek başını yıkamışlar. Ben de üzerimde bir yorgan ile soğuk bir odada yarım saati aşkın suni sancının bitmesini bekledim.

Bebeğim çok saçlı doğmuştu, hatta yıkarken saçlarını bile taramışlardı. Yukarıda odamda bebeğimle buluşup yanımda birlikte uyuduğumuz ilk uykumuz herhalde dünyanın en güzel, en huzurlu uykusuydu. Aylardır bu kadar yorulmamış, böyle güzel bir uyku çekmemiştim. Normal doğum paketim kapsamında bir gün daha hastanede misafirlerimizi kabul ettik. Bebeğimi emzirdim, hemşireler bez bağlama, giydirme konusunda destek oldular. Doğumdan hemen sonra ayağa kalktım. İlk duşumu almak çok iyi geldi. Bir 10 gün kadar gitgide azalan adet kanaması şeklinde akıntılar oldu. Hemen ikinci gün dinlenmiş bir şekilde evde ayakta işlerimi yapıyordum. Doğumu kutlamak için tüm aile büyüklerimiz bir arada bizim evdeydik. Ben bebeğimle ilgilenirken herkes evde bir işe koşuyordu. Çok güzel ve keyifli anlardı.
İlk doğumum normal doğum oldu ancak doğal doğum olmadığını hiçbir epizyotomi, suni sancı, vakum gibi müdahaleleri içermeyen başka hikayeleri okuyunca öğrendim. Doğum aslında çok kutsal bir an. 9 ay boyunca bedeninizde büyüttüğünüz canlıyı ilk kez gördüğünüz ve onun bu sihirli gelişimi zorlu çıkışını kucakladığınız önemli bir an. Tam hayal ettiğim bir ilk doğum olmasa da annem de beni suni sancı ile doğurduğunu, hatta son anda artık dayanamayıp kendini uyutturduğunu söyleyerek avuttu... Neticede onun tecrübesini geçebilmiştim. Ben kendimde son anki gücümü kaybettiğim için hayalkırıklığı hissetsem de doktorum da normal doğurmamın önemini ve güzelliğini anlatarak beni avuttu. İlk doğumumdan sonra kendime notlar çıkardım.

Şimdiki bilgilerim olsa kordonu hemen kesmez, atmanın durmasını beklerdim. Hatta lotus doğumundaki gibi kordonun plasentaya bağlı kalmasını ve kuruyup kendi kendine düşmesini bile bekleyebilirdim. Sonra suni sancı yaptırmazdım. Çünkü bebeğim kucağımda olabilecekken en az 45 dakika ayrı kaldık. Bebeğimi yıkatmazdım. Meğer ne daha detaylı doğum planları varmış bunları da içeren. Aklımda bunlar, ben de ikinci doğumumu nasıl planlayacağımı düşünedurdum.

Bundan sonra ikinci kızımın doğal doğum hikayesini ardından da üçüncü kızımın doğal doğum hikayesini anlatıyorum. Herbiri birbirinden farklı deneyimlerimi okumanızı öneririm :)

Görüşmek üzere...

Başak Pirtini


****************************************************
Şimdiye kadar bize şişe suyu içmenizin en güvenli olduğu öğretildi. Peki suyumuz çocuklarımız ve ailemiz için gerçekten sağlıklı mı? Alkali su, ters ozmoz faydalı mı? Enerjik Su içmemiz gerektiğini biliyor muydunuz? Bunları merak ediyorsanız mutlaka bu sayfayı okuyun :)

***************************

El yapımı, organik ve yenebilir anne-bebek bakım ve pişik kremimi gördünüz mü? Detaylar burada:
http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/2013/07/hindistancevizi-yagl-ve-bocek-kovucu.html?m=1

***************************

Bana ulaşabileceğiniz linkler:

www.BasakPirtini.com