19 Ocak 2012 Perşembe

Bir günde yapılan 9 aşıdan sonra bebek öldü!

Doğru okudunuz, tek bir günde 9 aşı, bu çok büyük bir problem. Fakat daha büyüğü tıp otoritelerinin bu küçük kızın ölümüyle aşıların ilgili olduğunu inkar etmesi!





Olay Belçika'da geçiyor, 1 ay erken sezeryanla doğan prematüre ikiz bebeklerde 9 haftalık aşıları yapıldıktan bir hafta sonra biri ölüyor! Bebek aşıdan önce biraz gribalmiş, süt alerjisi varmış (ailede genetik alerji mirası olunca dikkat edilmesi gerekiyor). İlk önce Prevenar, sonra menenjit, pneumonia, Infanrix Hexa, ve altılı bir kombo aşı -difteri, tetanoz, polio, pertussis, hepatitis B ve Haemophilus type B, ve son olarak Rotarix (gastroenteritise karşı koruyucu aşı) olmuşlar. Bir hafta sonra göğüs ihtihabı, kanda yüksek mikrop oranı, aşırı kalp atışı, aşırı ishal...Bunlar normal diyen doktorlar bebek ölünce ölüm sebebi olarak "menenjit" diyorlar. Hani bir hafta önce aşılanmıştı ve koruması lazım di mi?


bknz. aşı yan etkileri arasında menenjit de var!




6 Ocak 2012 Cuma

Doğum öncesinde, doğum anında, doğumdan sonra doğal neler yapılabilir? linkler, kitaplar

"Doğal Doğuma Doğru-20 Anneden Normal Doğum Hikayesi" Kitabı Notlarım, Eklerim ve Yorumlarım

Bu kitaptan ilk önce sevgili Öykü'nün blogunda haberdar olmuştum. Sonra tanıdığım 2 kişi ve bir kaç blogger da içinde yer alıyormuş, çok beğenerek okudum. Kitabı tüm hamilelere ve normal doğumu düşünenlere hatta sadece doğum hikayesi okumayi isteyenlere tavsiye ederim. Aldığım notları, linkleri ve başka yorumlarımı da ekleyip size iletiyorum. Sizlerin de eklemek istedikleriniz varsa koyalım buraya birlikte. Faydalı olması dileğimle.

DOĞUM ÖNCESİNDE:

*Hamile yogası, doğuda nefes kursları size doğum sancılarını yani dalgaları daha iyi karşılama imkanı verecektir. Ben geçmişte yoga yapmıştım o yüzden bu kurslara katılmadım, zaten doktorlar size anlatıyorlar o anda nasıl nefes kullanacağınızı.

*Hoşunuza giden sakinleştirici müzikleri ipod’unuza yükleyin, yanınıza alın. Ben de yaptım ama sancıları çekerken hiçbir şey dinlemek istememiştim ;)

*Doğum öncesinde mutlaka doktorunuza normal doğum istediğinizi anlatın, yoksa ileride sezeryan yanlısı çıkarsa son anda doktor değiştirmek zor olabilir.

*Bir "Doğum Planı" yapın. Örnek olarak belgelerde vereceğim. Doktorunuz imzalasın, doğuma bir tane yanınızda götürün. Sonra doğum anında sancıları karşılarken sabrınız, tansiyonunuz tartışmaya yeterli olmayıp yapılan her müdaheleyi kabul eder durumda kalabilirsiniz. Önceden ne istediğinizi belirtin, uygulama anında mutlu olacaksınız.

*Doğuma kim girecek yanınızda olacak doğum koçunuz için önceden doktorunuz ile anlaşın.

*Ağrısız bir doğum için hipnozla doğumu araştırabilirsiniz.
http://dogumdayim.blogspot.com/2010/07/hypnobirthing.html
http://www.hypnobirthing.com/turkey.htm (Türkiye’deki kontak kişiler)

“HypnoBirthing/ Hipnozla Doğum adı verilen, telkinle ağrısız doğum yönteminda İngiliz Doktor Grantly Dick-Read, doğum sırasında çekilen ağrının nerdeyse tümüyle korkudan olduğu düşüncesini ortaya atmış. Kadın doğum sırasında korku hissedince bedeni alarma geçer, kan rahim bölgesinden çekilip hayati organlarda yoğunlaşır. Rahim oksijensiz kalır ve işlevini ağrısız yerine getiremez. Korkunun giderilmesi için nefes teknikleri ve derin gevşeme önemlidir.”

*Hamilelik sırasında doğumdan aylar önce Braxton Hicks yalancı kasılmaları yaşanabilir. Bunların rahmi gerçek doğuma hazırladığı düşünülmektedir. Özel nefes ve gevşeme teknikleri ile bu kasılmalar ile başa çıkabilirsiniz.


DOĞUM ANINDA:

*Doğum başlarken su kendiliğinden geldikten sonra doksanaltı saate kadar beklenebiliyor. Bu arada enfeksiyen kapmamaya dikkat etmek gerekiyor. Yani doktor suyun geldi hadi 24 saat içinde seni doğurtmamız gerekiyor derse bekleyebilirsiniz, suni sancı almaya gerek yok. Tabii enfeksiyon olmaması için temiz olmayan sulara girmeyin, elleri temiz olmayanlar sizi kontrol etmesin vb.

“Enfeksiyon için tahlil yapılması, su geldikten sonra yapılacak herhangi bir muayene ya da örnek alınması, aslında enfeksiyon tehlikesini artırıyor.”

*Çocuğunuz için doğum anında yapılan rutin Hepatit-B (taşıyıcı değilseniz yaptırmak şart değil) ve K-Vitamini (sonradan bebeklerde karaciğerde salgılanıp kendinden vücutlarında artıyor, ayrıca K-vitamini siz de alabilirsiniz, sebzesini yiyin anne sütünden geçer) ertelenmeyi düşünüyorsanız bunun için bebek doktoruna bir dilekçeyi yanınızda taşıyın.

*İlk doğum anında insan sancılarla başederken çok sinirli olabiliyor, yanınıza gelen yakınlarınıza kırıcı olmamaya dikkat edin. Ya da baştan bu konuda haber verin alınmasınlar ;)

*Epidural rahat bir yöntem gibi gözüksede doğumu yavaşlatıyor, bebeği zor durumda bırakabiliyor, bebeği strese sokabiliyor, gereksiz yırtıklara, ıkınma anını hissedememeye ve omurgada doğumdan aylar sonrasına kadar kalacak ağrılara sebep olabiliyor. Sancılar dalga gibidir, gelir ve giderler, öyle hastalık ve başağrısı gibi devamlı olmadığı için dayanmak mümkün, biraz dişinizi sıkın kendinizi ve anestesizden etkilenebilecek, sonrasında emme sıkıntısı yaşayabilecek bebeğinizi düşünün. Doğum sonrasında kollarınızda bebeğinizi hayal etmek en güzel imgeleme olacaktır :)

*Suni sancı ile başlatmak, doğumu hızlandırmak işi kolaylaştırıyor gibi gözükse de bebek ve sizin üzerinizde olumsuz etkileri olabiliyor. Benim ilkinde suyum geldiği için suni sancı ile 24 saat içinde doğum gerçekleştirilmişti. Ancak dirsek içine açılan damar yolu son ıkınmalar sırasında patlamış, 15 içinde 13cm’lik bir toplar damar tıkanması yaşadım. Sonuçta 20 gün boyunca kan sulandırıcı iğneleri kaba ete yapmam gerekti. Bir de doğumdan sonra suni sancının bitmesini beklerken bebeği alıp götürdüler, en çok bana ihtiyacı olan anda 45dk yanımda değildi.

Suni pitosin ilacı, oksitosin hormonu yerine doğumu hızlandırmak için veriliyor. Bir blogda okumuştum bunu araştıran bir hamile doğum hemen öncesinde bu maddenin bulunduğu hurmayı bol bol tüketip doğum sancılarını kuvvetlendiriyordu.

*Epizyotomi doğum sırasında bebeğin başı çıkacakken kesi yapılmasıdır. Bunu istemiyor olduğunuzu doktorunuza anlatın. Eğer öncesinde kegel egzersizleri yapar, doğum kendi hızında gider, açılmalar yavaş yavaş olur, su doktor tarafından patlatılarak hızlandırılmaz, açılmalar sırasında vajina kaslarınıza sıcak nemli havlu ile kompres yapar, homeopatik calendula tincture sürerseniz yırtılmaları önleyebilirsiniz.

Kitapta bir ebe doğum sırasında yırtık olan yazara “Dikkat edip temiz tutarsan, bence dikilmesine gerek yok” diyor. Nitekim iki haftaya kalmadan kendiliğinden yırtık iyileşiyor.


*Doğum illa da doktora kolaylık ancak hamileye zor olan yatar pozisyonda olmak zorunda değil. Ayakta veya oturarak doğurmak yer çekimini de kullanarak size avantaj sağlayabilir.

*Ikınma için doktorun söylediği anı bekleyin. Öncesinde kendi kendinize deneme yapıp gücünüzü tüketmeyin, güç bitince en son anda itmek çok zor oluyor.

*Ikınmaları vajinaya doğru değil, sanki kakanızı yapar gibi anüse doğru yapın.

*Lavman yapılması doğum eğer uzun sürerse sizi güçten düşürebiliyor. Doğum sırasında enerji verecek meyve suyu, şekerli çay, su gibi içecekler içmeyi talep edin.

*Ayakta dolaşmak hareketli olmak sancıları karşılamayı kolaylaştırır. Habire monitöre bağlı kalmamak üzere doktorunuz ile anlaşın. Ben 30dk’da bir monitör bağlantısı yapmıştım.

*Doğum son anında bebeğin çıkması için bir ebe gelir ve karnınıza bastırır. O sırada vakum da kullanılıyor olabilir.

“Fundal baskının doğuma yararı konudunda hiçbir kanıt yokken zararlarına ilişkin pek çok araştırma sonucu var: rahimde ya da anal kaslarda yırtılmadan, bebeği kafasında çatlaklara ve beynin zarar görme olasılığına kadar. (Bkz.Cochrane Reviews)”

*Kordon sarkması olur diye ayağa kalkmanızı engellemek isteyen ebeler olabilir.

“Kordon sarkması 900 doğumda bir görülebiliyor ancak yürümeyle ya da ayakta durmayla hiçbir alakası yok.”

*Sezaryen yapılması gerekli olduğu bir durumda rutin olarak uygulanan tek kat dikiş yerine çift kat dikiş isteyin. Tek kat dikiş sezaryen sonrası normal doğumlarda rahimde yırtılma (rüptür) olasılığını artırıyor. Böylece bir gün tekrar normal doğum yapabilirsiniz.

*Pilates topu üzerine oturarak sıcak bir duş almak suyun sıcaklığı ve duşun masaj etkisi ile doğum sancılarını yarı yarıya azaltabilirsiniz.

*İngiltere’de TENS makinası denen, vücuda hafif elektrik akımları vererek ağrı eşiğini yükselten, yan etkisi olmayan bir alet kullanılıyor. Doğurmakta olan hamileler bu aletle sancılarla daha kolay başedebiliyor.

*İngiltere hastane masraflarını ve dolu yatak sayısını azaltmak için evde doğumu destekliyor. Doğum eve gönderilen ebeler eşliğinde gerçekleştiriliyor.

*İngiltere’de hamilelik boyunca sadece bir kere ultrasona giriliyormuş, şimdilerde ikiye çıkartmışlar ancak birincisine bile girmeyenler oluyormuş. Ben de ilk 2’li test ve 3’lü test sonrasında 7. aya kadar girmemiştim. Zaten bebek karnın içinde oynuyorsa merak edecek bir konu yok şeklinde düşünmüş, son haftalardaki kontrollere saklamıştım ultrasonu. Ultrason zararsız diyenler olsa da yüksek ses frekansının bebeğin beynindeki su içeriğini harekete geçirdiği gibi araştırmalar var.


DOĞUMDAN SONRA:

*Bebeğinizin doğumdan sonra yıkanmasına izin vermeyin, koruyucu tabaka verniks bebeğin cildi tarafından emilir. Sadece havlu ile sarmak yeterlidir.

*Plasenta doğumdan sonra eğer ayakta durursanız kendiliğinden ilk 10-15 dakika içinde düşer, yatar durumda saatlerce vücut içinde kalabilir, bu durumda hemen düşmesi için doktorlar Ergometrine iğnesi yaparlar. Sadece ayağa kalkın ya da dizleriniz üzerinde doğrulun yeter.

*Göbek kordonunu kesmeyin, ya da geç kesin. Plasentanızı kendinize alabilirsiniz. Rutin olarak doğuran anneler hastaneye bağışlarlar size sorulmaz bile. Lotus doğumu düşünürseniz bebek kordonu kesilmez ve plasenta doğum sonrasında yıkanarak bebeğin yanında bekletilir. Bebek doğmak için kanının 1/3’ünün plasentaya gönderir, bu da yaklaşık 100ml eder. Bu çok besinli ve oksijenli kanı hemen kordonu kesmeyip beklerseniz bebeğe tekrar geri gönderebilirsiniz. Plasenta sonrasında bir kumaş torba içinde bol tuz ve lavanta karışımı ile kurutulur. Bebek göbeği kuruyana kadar bebek yanında kalır. Bu bebekler son derece sakin ve huzurlu olurlar. İlk 3 gün süt gelene kadar ağlamadıklarını anlatıyor anneler.

“Lotus Doğumu göbek bağının hemen kesilmediği doğum pratiğine deniyor. Lotus doğumlarında plasenta uygun bir kaba ya da torbaya konarak bebekle birlikte tutulur. Göbek bağının 3 ila 10 gün içinde kendiliğinden düşmesi beklenir. Amaç, aynı hücreden büyümüş olan bebekle plasentayı birbirinden vakitsiz ve zorla ayırmayıp işi zamana bırakmak. Böylece hem bebek plasentadan alacağı bütün kan ve oksijeni kullanabiliyor, hem de elden ele dolaştırılarak yorulmuyor. Bu bebekler ileriki yaşlarda lotus doğumun pek çok başka yararını da görüyorlar. Ayrıca lotus doğumla doğan bebeklerin çok daha sakin ve “bütün” oldukları gözlemlenmiştir.”

*Bebek doğduktan sonra mekonyum adında siyahımsı ilk kakasını yapar. Bu kaka birkaç sefer sonra yeşilden anne sütü gelmeye başlayında altın sarısı içinde hardal tanecikleri gibi pütürler olan forma dönüşür. Bebeklerde barsaklar mide ile aynı anca çalışmaya başlar. Midesine süt giden bebek hemen sonrasında kakasını da yapar. Bebeklerde yenidoğan sarılığından korumak için doğunca bol bol emzirin. Emmeyi ilk hafta boyunca yavaş yavaş öğrenir. Sarılık değerini düşürmek için gerekirse sütünüzü sağıp biberonla verebilirsiniz. Kolları ve bacaklarını da güneşe tutmayı ihmal etmeyin. Aklınızda bulunsun ilk süt normalde 3. gün gelir.

LİNKLER:

Do-um, doğuma hazırlık ve doğum sonrası destek (İstanbul)
http://www.do-um.com/

Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu, Doğum Hazırlık Kursu (İzmir)
http://deu.edu.tr/DEUWeb/Icerik/Icerik.php?KOD=9199

Dr. Dilek Cengiz, (İstanbul)
http://www.rahatdogum.com/

Dr. Fahriye Sezer, fahriye.sezer@gmail.com (İstanbul)
Özel Çapa Medilife Hastanesi

Dr. Hakan Çoker, Hamile Eğitim Merkezi (Marmaris)
http://dogaldogum.com/

Dr. Pınar Serçekuş (Denizli, İzmir)
http://www.dogumvebebegim.com/

Dula Julia Steils, İstanbul’da yaşayan Amerika’lı bir dula, Full Circle (İstanbul)
Doğuma hazırlık kursu
http://fullcirclehealing.org/

Ebe Asude Oflaz, Hamile Okulu (İstanbul)
http://www.hamileokulu.com/

Elif Doğan (İstanbul)
http://blogcuanne.com/
http://pozitifdogumhikayeleri.wordpress.com/

İstanbul Psikodrama Enstitüsü ve Danışma Merkezi, Anne-Baba Eğitimleri
http://www.istpsikodrama.com.tr/

Jale Özen (İstanbul)
http://hamilelerkulubu.com/

Psikolog Nülufer Devecigil (İstanbul), Ebeveyn Okulu ve Oyun Terapisi, Doğal Ebeveynlik Eğitimleri
http://www.kuraldisi.com/workshop/ebeveyn-okulu

http://ardatotisi.blogspot.com/ (Itır Salancı Yoğurtçuoğlu blogu)

http://www.homebirth.org.uk/ Londra’da yaşayan ve altı çocuğunu evde doğurmuş bir annenin gönüllü olarak kurduğu web sitesi, moderatörlüğünü yaptığı yahoogrubunda ise 3000 kişi varmış.

Waterbirth International, Barbara Harper
http://www.waterbirth.org/

Çiftlik (The Farm), Dünyaca ünlü ebe, Ina May Gaskin tarafından ABD Tenessee’de kurulan; doğal doğum ve bütünsel yaklaşımın desteklendiği bir ebe merkezi.
http://www.thefarm.org/

Jocelyn Doğal Doğurganlık Merkezi, Sydney, Avustralya
http://www.fertility.com.au/AboutUs.html

Lamaze yöntemi
http://www.hamilelerkulubu.com/index.php?option=com_content&view=article&id=311:lamaze-yoentemi-le-doum&catid=48:op-dr-hakan-coker&Itemid=89

Ankara’da Hamile Yogası, Pınar Canko
http://www.pinarcanko.com/


Kuraldışı yaşam okulu
http://www.kuraldisi.com/workshop/yasam-okulu/

Hamile Yogası, Zeynep Çavuşoğlu
http://www.ekolojikrehber.com/genel/yesilinasli/ozel-amaclara-yonelik-yoga-turleri-hamile-cocuk-menopoz-yogasi-video/

Türkiye’de Doğal Doğum (Natural Birth in Turkey) Yahoo grubu
http://health.groups.yahoo.com/group/naturalbirthturkey/?tab=s

Sınır tanımayan Ebe, Gail Winters Johnson (evlere doğum için gelebiliyor)
http://www.midwifewithoutborders.com/aboutgail.html


KİTAP-CD-DVD:
“Spiritual Midwifery”, Ruhsal Ebelik, Ina May Gaskin (Makat gelişi bebeklerin doğumları ile ilgili bilgiler)

“Birthing from Within”, Pam England (Doğumu her aşamasıyla resim etmeyi öğretiyor)

“Natural Fertility”, Doğal Doğurganlık, Francesca Naish

“Active Birth”, Aktif Doğum, Janet Balaskas

“Birth Without Violence”, Şiddetten Uzak Doğum, Frederick Leboyer

“Guide to Childbirth”, Doğum Kılavuzu, Ina May Gaskin

“HypnoBirthing-The Mongan Method”, Hipnozla Doğum Mongan Yöntemi, Marie F. Mongan

“Doğmamış Çocuğun Gizli Yaşamı” Dr. Thomas Verny, John Kelly

“Sezaryen-Neden Öneriliyor? Neden tercih ediliyor? Anne ve bebeği bekleyen riskler”, Michel Odent

“Nil Gün Sağlıklı Hamilelik ve Doğum” CDsi

“Laugh and Learn About Childbirth” Doğum DVDsi

***************************
Bana ulaşabileceğiniz linkler:

www.BasakPirtini.com

Doğal Annelik ile ilgili:
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Milliyet Blog: http://blog.milliyet.com.tr/bashico
Facebook Doğal Anneyim Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Facebook Doğal Anneyim Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram: www.instagram.com/dogalanneyim
Twitter: www.twitter.com/dogalanneyim
Youtube Başak Pirtini Kanalı: www.youtube.com/channel/UCRoKVtaVHmA48DsvW6Iid_A
Bilgi için e-posta: dogalanneyim@gmail.com

Enerjik Su ile ilgili:
Enerjik Su websitesi: http://enerjiksu.blogspot.com.tr
Facebook Enerjik Su Sayfası: https://www.facebook.com/enerjiksu/
Bilgi için e-posta: enerjiksu@gmail.com

Doğal yöntemlerle hayvan bakımı ile ilgili:
Bashico Blogu: http://bashico.blogspot.com.tr
Köpekler ve İnsanları Blogu: http://kopeklerveinsanlari.com
Facebook Hayvanlardan Mesajlar Sayfası: https://www.facebook.com/hayvanlardanmesajlar/
Instagram'da Hayvanlardan Mesajlar: www.instagram.com/hayvanlardanmesajlar

Başak Pirtini'den e-posta ile haber almak için e-bültene üyelik: 
http://eepurl.com/TeYdX

19 Aralık 2011 Pazartesi

Anne Sütü olanlar olmayanları bulsunlar!

Geçmişte süt anneler fazla sütlerini başka bebeklere veriyormuş, hatta süt bankaları varmış. Beni halam bir seferinde çok acıktığım ve ağladığım için benden 2 ay büyük kuzenimden sonra emzirmiş, süt annem olmuş :)

İlk bebeğimde memeyi itip emmek istemeyince sağmaya başlamış sonra buna çok sardırmıştım. Günde 3 kere sağarak bir ara iki memeden tek seferde toplamda 390ml sağdığımı hatırlıyorum. Sonuçta tek bebek için üretilen sütler dolapta birikmeye başlamış, 50 poşeti bulmuştu. Kime vereceğimi bilemediğim için sütleri bir süre sonra gece 12.00de emzirmek yerine biberonla eritip eritip vermeye başlamıştım. Dondurmak anne sütünün besleyici özelliğini bir miktar azaltsa da mama yerine anne sütü paylaşımı bebeğin gelişimi için son derece önemli bir fark yaratacaktır. Anne sütünün yeri tartışılmaz.

Bloglar camiasından tanıdığım sevgili Derya, 3 annenin süt paylaşımı ile bebeğini büyütüyor. Bireysel başlattığı anne sütü paylaşımı hareketine size de katılmak isterseniz, doğal besleniyor, sigara ve alkol kullanmıyor iseniz ve fazla sütünüzü paylaşmak istiyorsanız Derya'ya mail atabilirsiniz. markaanne@gmail.com

Derya'nın konu ile ilgili blogları aşağıda:

http://www.markaanne.com/2011/03/31/anne-sutu-olanlar-olmayanlari-bulsunlar/l
http://www.markaanne.com/2011/12/10/anne-sutu-olanlar-olmayanlari-bulsunlar-2

***************************
Bana ulaşabileceğiniz linkler:

www.BasakPirtini.com

Doğal Annelik ile ilgili:
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Milliyet Blog: http://blog.milliyet.com.tr/bashico
Facebook Doğal Anneyim Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Facebook Doğal Anneyim Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram: www.instagram.com/dogalanneyim
Twitter: www.twitter.com/dogalanneyim
Youtube Başak Pirtini Kanalı: www.youtube.com/channel/UCRoKVtaVHmA48DsvW6Iid_A
Bilgi için e-posta: dogalanneyim@gmail.com

Enerjik Su ile ilgili:
Enerjik Su websitesi: http://enerjiksu.blogspot.com.tr
Facebook Enerjik Su Sayfası: https://www.facebook.com/enerjiksu/
Bilgi için e-posta: enerjiksu@gmail.com

Doğal yöntemlerle hayvan bakımı ile ilgili:
Bashico Blogu: http://bashico.blogspot.com.tr
Köpekler ve İnsanları Blogu: http://kopeklerveinsanlari.com
Facebook Hayvanlardan Mesajlar Sayfası: https://www.facebook.com/hayvanlardanmesajlar/
Instagram'da Hayvanlardan Mesajlar: www.instagram.com/hayvanlardanmesajlar

Başak Pirtini'den e-posta ile haber almak için e-bültene üyelik: 
http://eepurl.com/TeYdX

10 Aralık 2011 Cumartesi

Aşıların zararları ile ilgili duyarlı kişiler arttıkça yeni yeni sayfalar hazırlanıyor, yazılar yayınlanıyor. Bunlardan biri de "AYMD Aşı Yaptırmaya Mecbur Değilim Hareketi". Türkiye'de de bu girişimlerin olması çok sevindirici.

Sitenin anasayfasındaki vurucu cümleleri size yazmak istiyorum:

"Aşı yaptırmaya mecbur değilim çünkü;

Biliyorum ki tüm bebekler 2 yaşına kadar ihtiyaç duyduğu antikorları anne sütünden alır ve bu sayede bağışıklık sistemleri güçlenir.

Biliyorum ki aşılar ağır metaller, sentetik kimyasallar, GDO proteinleri içerir, bunlar çocuğumun beyin gelişimini tehlikeye atarak hiperaktiviteye ve otizme neden olabilir.

Biliyorum ki kanunen çocuğuma yaptıracağım tüm tıbbi müdahalelerde tasarruf hakkına sahibim ve çocuğumu riske atacak hiç bir uygulamayı doktorum ısrar etse dahi kabul etmek zorunda değilim.

Çünkü biliyorum ki çocuğum değerli."


Gıda hareketi de bu sayfa hakkında bir haber yapmış:

Çoğunuz doğduğu anda haberiniz bile olmadan aşı yapıldığını biliyor musunuz?

Ya buna hakları olmadığını?

Ya daha sonra hergün birileri kapınızı çalıp içeriğini bilmediğiniz ve hangi çıkar için bedavaya çocuklarınızı aşıladıklarından hiç haberdar olmadığınız birileri kapınızı tekmelerse ne yaparsınız?

Hiç istemediğiniz bir ilacı içmeye zorlayamayacağı gibi aşı yapmaya da zorlayamaz. Hiç sordunuz mu neden çocuğumu aşılamak için benden izin istemiyorlar? Hastane kapısından kovulan çocuklar neden bedava aşılanıyor. Üstelik kamu görevlisi bile olmayan bazı kimseler kapılarımızı tokmalayalak aşı olamya mecbursunuz aksi halde diye tehdit ediyor?

İşte duyarlı bir grubun Facebook'da kurduğu AYMD / Aşı Yaptırmaya Mecbur Değilim Hareketi ne yapmanız gerektiğini anlatıyor.

İşte Hareketin sitesinden kısa bir kesit:

"Hiçbir insan tercih etmediği bir tedavi yöntemini uygulamaya mecbur bırakılamaz. AYMD Oluşabilecek risklerden dolayı aşıları güvenli bulmayan kişileri kendilerine ve sorumluluklarındaki fertlere aşı yaptırtmama haklarını destekler, bundan dolayı sağlık kuruluşlarınca baskıya maruz kalmalarını önleyecek hukuksal hakları konularında bilinçlendirir. Bilimsel kurullara araştırmanızı yapın ben ne yapacağıma karar veririm der."

Eğer birileri kapınıza gelip çocuğunuza aşı yaptırmaya sizi zorlar ve dava açmakla tehdit ederse bize mail atın. http://www.aymd.org/

Ayrıca aşılardan zarar görenlerin kurduğu bu siteleri ziyare edebilirsiniz. Daha fazlası için bize de yazın iletisim@gidahareketi.org
http://www.nvic.org/
http://novaccine.com/
Kaynak: http://www.gidahareketi.org/Cocugunuza-Asi-Yaptirmak-Zorunda-Misiniz--1006-haberi.aspx

***************************
Bana ulaşabileceğiniz linkler:

www.BasakPirtini.com

Doğal Annelik ile ilgili:
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Milliyet Blog: http://blog.milliyet.com.tr/bashico
Facebook Doğal Anneyim Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Facebook Doğal Anneyim Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram: www.instagram.com/dogalanneyim
Twitter: www.twitter.com/dogalanneyim
Youtube Başak Pirtini Kanalı: www.youtube.com/channel/UCRoKVtaVHmA48DsvW6Iid_A
Bilgi için e-posta: dogalanneyim@gmail.com

Enerjik Su ile ilgili:
Enerjik Su websitesi: http://enerjiksu.blogspot.com.tr
Facebook Enerjik Su Sayfası: https://www.facebook.com/enerjiksu/
Bilgi için e-posta: enerjiksu@gmail.com

Doğal yöntemlerle hayvan bakımı ile ilgili:
Bashico Blogu: http://bashico.blogspot.com.tr
Köpekler ve İnsanları Blogu: http://kopeklerveinsanlari.com
Facebook Hayvanlardan Mesajlar Sayfası: https://www.facebook.com/hayvanlardanmesajlar/
Instagram'da Hayvanlardan Mesajlar: www.instagram.com/hayvanlardanmesajlar

Başak Pirtini'den e-posta ile haber almak için e-bültene üyelik: 
http://eepurl.com/TeYdX

21 Kasım 2011 Pazartesi

Polio

Ayşe Arman İpek Hanım Çiftliği Röportajı


İpek Hanım Çiftliği Sahibi Pınar hanım ile yapılan röportajı önceki mesajında linkini iletmemişti. Direk okumak isteyenler için buraya koyayım istedim.

Tarifsiz bir huzur ve güven röportajı

Teri Aksel'den duydum, “Yoksa Alya'ya İpek Hanım'ın çiftliğinden sebze, meyve, yumurta, nohut, kuru fasulye, köy eriştesi yedirmiyor musun?” dedi.


“Nasıl yani?” dedim biraz da suçlulukla. Bütün anneler şahane bir şey yapıyorlar çocuklarına, ben yine eksik kalıyorum hissiyle. “Aaaa senin de hiç bir şeyden haberin yok” dedi. “Nazilli yakınında İpek Hanım'ın çiftliği var. İnternetten sipariş ediyorsun, çok da makul fiyatlara, ertesi gün kargoyla evine yolluyorlar. Yumurtalar filan muhteşem. Hele üzümler, elma gibi pıtır pıtır ye, böyle üzüm hayatımda görmedim. Bizim Emma, sayelerinde pırasayı sevdi, o kadar taze ve güzel!

”Tahmin edeceğiniz gibi meraktan ve kıskançlıktan hemen neymiş bu “İpek Hanım'ın Çiftliği” diye araştırdım. Ve muhteşem bir kadınla tanıştım.

* Siz kimsiniz?
- Adım, Pınar Kaftancıoğlu. Nazilli'deki “İpek Hanım'ın Çiftliği”nin sahibiyim. İpek, 8 yaşındaki kızımın adı. Bazıları için, “Köyden sebzeler gönderen bizim Pınar”, bazıları için de Ümit Kaftancıoğlu'nun kızıyım...

* Ümit Kaftancıoğlu mu!
- Evet, bildiğiniz Ümit Kaftancıoğlu. Babam Cumhuriyet'te yazardı, TRT İstanbul radyosunda da prodüktördü. Livaneli ve Ruhi Su ile birlikte sayısız albüm hazırladı. Çok özel, çok neşeli, hayat dolu bir adamdı. 80 ihtilalinden birkaç ay önce suikasta kurban gitti. Faili meçhul cinayetlerden biriydi. Kollarımda öldü.

KOLLARIMDA ÖLDÜ

* Çok fenaymış...
- Öyle. Ben o zaman 8 yaşındaydım, beni okula götürecekti, birlikte aşağı indik, arabayı siliyordu, bir taraftan da benimle sohbet ediyordu. 3 kişilerdi, ikisini hemen teşhis ettim. Mamak'a gittiler ama ceza bile almadılar. O yıllarda tabii sağlıklı bir yargılama yoktu. Şu anda da işadamı olarak ortalıkta geziyorlar. Babam ise öldüğüyle kaldı. Kollarımın arasında, kanlar içinde, gözlerimin içine bakarak, “Pınarım, Pınarım” diyerek can verdi...

* İnsan böyle bir acının altından nasıl kalkar?
- Zor oluyor ama kalkıyor. Annem ve babamdan aldığım genler sayesinde galiba. Ben de ne olursa olsun hep neşeliyimdir, pes etmem, vazgeçmem, aynen babam gibi. Kars'tan kalkıp gelmiş Köy Enstitülü bir adam, annem ise bir İstanbul aristokratı, Sultanahmet'te konakta büyümüş. Babamın vefatından sonra annem edebiyat öğretmenliği yaparak bizi geçindirdi, o da müthiş bir kadındır. Ben de hayata erken atıldım. Zaten oldum olası çok aceleci, çok özgür, çok mücadeleci ve çalışmayı seven biriydim...

* Ne kadar özgür...
- Epey! Üniversiteye 14.5 yaşında başladım. Okula 4 yaşında gidip, bir yıl da sınıf atlayınca öyle oldu. İstanbul İşletme'nin birinci sınıfında da evlendim...

* Hamile mi kaldınız...
- Öyle oldu! Diyorum ya çok başına buyruk ve özgürüm. Üniversite arkadaşımdı, oğlum Can'a 4.5 aylık hamileyken evlendik ve hemen boşandık. Babalık filan yapmadı, böyle bir talebim de olmadı zaten. Biz Can'la birlikte büyüdük. Şu anda 26 yaşında şahane bir delikanlı. Bir ay sonra da torunum olacak. Gelinim Melike de dünyalar tatlısı bir kız, 27 Mayıs İhtihali'nde kurmay albay Şefik Soyuyüce'nin tek kızı. Geçen sene evlendiler, şimdi de bebekleri Mavi'yi bekliyoruz. Oğlum deniz aşığıdır, Melike'nin de gözleri masmavi...

ŞEHİRDEN SIKILMIŞTIM

* Peki siz, iş hayatına nasıl başladınız?
- Yazları Güney'deki otellerin resepsiyonlarında ve kat temizliğinde çalışıyordum, okunmuş Teksas Tommiks ticareti yapıyordum, pazarda şile bezinden elbise satıyordum. Hep Can'la. Ama öyle “Ah yazık kızcağıza!” durumu yoktu. Ciddi ciddi keyif alıyordum ticaretten. Hâlâ öyle. Sonra halıcılık yaptım. Yirmili yaşların ortasına kadar böyle devam etti. Derken İstanbul'da büyük bir holdinge kapağı attım. İyi bir maaş, havalı bir hayat. Ama ne bileyim, hep bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum...

* Nasıl yani?
- Şehirden, kalabalıktan sıkılmıştım. Bir de büyümüştüm artık, hiç öyle heyecan verici gelmiyordu İstanbul bana. Gece hayatı desen başım şişiyor, “Haydi yemeğe çıkalım'” desen, sahil yolundaki trafik caydırıyordu. Birine aşkınız bittiğinde en ufak hareketleri bile rahatsız etmeye, “batmaya” başlar ya, İstanbul'la ilgili bana da aynen öyle oldu. Trafik zaten başlı başına belaydı, komşularımın yarısını tanımıyordum, iki adım önümde kapkaççılara rastlıyordum. Günde beş kez geçtiğim caddenin ortasında bomba patlıyordu. Oğluma iki ördek göstereceğim diye arabayla iki saat yol yapıp Darıca'ya gidiyorduk. Durdum, düşündüm, cehennemde yaşadığımı fark ettim. Veeeeee....

* Neymiş o veeeee....
- Ege'ye yerleşmeye karar verdim. Otuzuncu yaşıma yeni girmiştim ve işimden ayrıldım, Mecidiyeköy'deki evin eşyasını bir kamyona yüklettim ve İstabul'dan ayrıldım. Can'la birlikte. Bu kadar basit.

* Herkesin bir gün çiftlik alma ya da bir cafe açma hayali vardır da ama o hep hayal olarak kalır. Siz nasıl yapabildiniz?
- Çiftlik pek geçmiyordu aklımdan. Şirince'de bir Rum evi alıp alt katını cafeye çevirmek; üstünde de kendim oturmak istiyordum. Yaptım da. Gelir gelmez bir Rum evi alıp restorasyona başladım. Ama işte, evi restore etmek istiyorsunuz, siz rabıtaları düşünürken Anıtlar Kurulu'nun bilmemne kararı çıkıveriyor karşınıza, onunla uğraşmak
zorunda kalıyorsunuz. Kuşadası'na yerleştik biz de. Uzun yıllar orada yaşadık...

BU, ÜÇÜNCÜ HAYATIM

* E peki çocuğumun eğitimi ne olacak filan demediniz mi?
- Bundan yirmi sene öncesi olsaydı derdim ama her şeye ulaşmanın kolay olduğu bir çağdayız. Artık her yerde iyi okullar var. Üstelik çocuk için çok daha güvenli, mutlu, ayakları yere basan bir hayat. Ege'de yaşamaktan daha muhteşem ne olabilir ki bir çocuk için? Oğluma “İstanbul'dan gidiyoruz” dediğimde, bırakın üzülmeyi, benden büyük bir heyecanla atlamıştı arabaya...

* Bu radikal değişikliği gerçekleştirirken ne kadar zorlandınız? Mesela finansı minansı nasıl hallettiniz?
- Pek de kolay olmadı. İstanbul'dan gelir gelmez çiftliği kurmuş değilim. Arada bir sekiz yıl var aşağı yukarı. Ama iş hayatından kopmadım. Az paraya bir ambalajlı doğal kaynak suyu fabrikası devraldım, hiç durmadan çalıştım, çok paraya sattım. Finansı buradan hallettim.

* Kızınızın babası?
- Ya bir de İpek'imiz var. O 8 senenin içine Adnan'a aşık olmayı da sığdırdım. ODTÜ sosyoloji mezunu çok kültürlü bir adamdır. Ama sonra anlaşamadık ayrıldık.

* Ve siz kendinize yeni bir hayat kurdunuz...
- Evet. Üçüncü hayatım. Birincisi İstanbul yılları, ikincisi Ege'de sekiz yıllık geçiş dönemi, üçüncüsü bu çiftliğin kurulmasıyla başladı. En keyifli, en anlamlı ve en mutluluk verici dönemim bu. 2003'te o su fabrikasını sattım. Bana, çocuklarıma, belki onların çocuklarına bile hayat boyu yetecek bir para aldım. 38. yaşımda emekliliğimi ilan ettim. Zamanında bölgede yatırım için aldığım arazilerden birine koca bir çiftlik evi inşa ettirdim. Başta neredeyse hiçbir şey yapmadığım, sadece kızımla ilgilendiğim, dinlendiğim, kitap okuduğum bir hayattı. Sonra dedim ki, üretmeden yaşamak bana göre değil. Bir şeyler yapmalı? Kızım için ektiğim meyveleri, sebzeleri İstanbul'daki, Ankara'daki eşe dosta gönderiyordum, teklif onlardan geldi. “Rahatsız oluyoruz biz beş para ödemeden böyle senin yolladıklarını kabul etmeye” dediler. “Sen şunlara bir fiyat koy, hem biz rahat rahat alalım, hem de eşe dosta önerebilelim...” Böyle başladı her şey.

* Köylülerle aranız nasıl?
- Ben yüksek duvarlı, güvenlik kameralı ev yaptıranlar gibi olmadım, haliyle köylülerle aramda herhangi bir soğukluk olmadı. Zaten şu su fabrikası nedeniyle uzun zamandır bölgede yaşıyordum. Epeyce de bir tanışıklığım vardı. Bir ev yaptırma ve hayatımın geri kalanını köyde geçirme kararımı duyunca şaşırdılar biraz. Herkes benim fabrikayı sattıktan sonra Miami'ye gideceğimi sanıyordu galiba! Tuhaf geldi onlara. Hâlâ da geliyor olabilir.

* Tam olarak neler yapıyorsunuz?
- Gerçek, düzgün bir tarımdan fazlasını yapmıyoruz. “İçine nasıl hile katarım?” düşüncesinin olmadığı bir tarım bizimki. Bölgeye yabancı bir şey de yetiştirmiyoruz. Bildiğiniz kabak, domates, brokoli...

* Size sipariş vermek isteyenlere ne tür hizmetleriniz var? Ürünleriniz nasıl gönderiyorsunuz...
- Mekanizma çok basit. Siz e-posta ile bir sipariş gönderiyorsunuz, siparişinize göre ürünler toplanıyor, paketleniyor, bir koliye düzgünce yerleştiriliyor ve ertesi gün adresinize geliyor kargo ile.

* Sorun yaşanmıyor mu?
- En fazla kolinizdeki yumurtalardan bir tanesi çatlayabiliyor, kırılabiliyor. Tüccar-müşteri ilişkisinden çok Pınar-Ayşe ilişkisi gibi bir şey yaşadığımızdan her şeye çözüm bulmak kolay.

DARISI HERKESİN BAŞINA

* Sizden ne almazsak çok şey kaçırmış oluruz...
- Tek bir ürün söylemem zor vallaha! Özellikle de mevsimin hızlı değiştiği şu günlerde. Haftadan haftaya güncellenen, oldukça dinamik bir ürün listem var. Bu hafta en çok takdir gören ürünümüz brokoli mesela.

* Hayatın karmaşasından ve işin kaosundan kaçtınız ama orada da bayağı komplike bir iş yapıyorsunuz. Büyük şehir ve trafik dışında fark nerede?
- Burada da sabahın 5'inden akşamın 9'una kadar çalışıyorum. Fark nerede biliyor musunuz? Trafikte öldüreceğim zamanı, insanlara yemek tarifi vererek geçiriyorum. Sıkıcı bir toplantıda olmaktansa, bulutları yukarıdan görebileceğim bir yaylada dolaşıyorum. Kızım, doğanın içinde, ayakları toprağa basarak yetişiyor. Dışarı çıkarak, hatta hiç eve girmeyerek, arkadaşlarıyla oradan oraya koşturarak büyüyor. Sabah kahvaltılarını bir plazanın café'sinde değil, sürekli bana gülümsedikleri halde, en ufak açığımı yakaladıklarında, yerime geçmek için kullanacak insanlarla değil, hakikaten içten, sıcacık gülen Ganimet Teyze'yle falan yapıyorum. Ne diyeyim? Tarifsiz bir huzur ve güven duygusu var hayatımda. Darısı herkesin başına!

Kaynak: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=19254338&yazarid=12

***************************
Bana ulaşabileceğiniz linkler:

www.BasakPirtini.com

Doğal Annelik ile ilgili:
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Milliyet Blog: http://blog.milliyet.com.tr/bashico
Facebook Doğal Anneyim Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Facebook Doğal Anneyim Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram: www.instagram.com/dogalanneyim
Twitter: www.twitter.com/dogalanneyim
Youtube Başak Pirtini Kanalı: www.youtube.com/channel/UCRoKVtaVHmA48DsvW6Iid_A
Bilgi için e-posta: dogalanneyim@gmail.com

Enerjik Su ile ilgili:
Enerjik Su websitesi: http://enerjiksu.blogspot.com.tr
Facebook Enerjik Su Sayfası: https://www.facebook.com/enerjiksu/
Bilgi için e-posta: enerjiksu@gmail.com

Doğal yöntemlerle hayvan bakımı ile ilgili:
Bashico Blogu: http://bashico.blogspot.com.tr
Köpekler ve İnsanları Blogu: http://kopeklerveinsanlari.com
Facebook Hayvanlardan Mesajlar Sayfası: https://www.facebook.com/hayvanlardanmesajlar/
Instagram'da Hayvanlardan Mesajlar: www.instagram.com/hayvanlardanmesajlar

Başak Pirtini'den e-posta ile haber almak için e-bültene üyelik: 
http://eepurl.com/TeYdX

13 Kasım 2011 Pazar

"Doğal Anneyim" grubu Facebook'ta!

Tüm anne ve anne adaylarını yeni "Doğal Anneyim" facebook grubuna doğal doğum, aşısız ve ilaçsız çocuk yetiştirmek, emzirme, homeopati, beslenme gibi konuları konuşmak üzere davet ediyorum.