Bu yazı "Haluk Otman" iş birliğiyle hazırlanmıştır.
Küçüklüğümden beri doğal terapiler ilgimi çekiyor. Kimi zaman seminerlere katılarak, kimi zaman da kitaplardan öğrendiğim enerji çalışmaları, masaj, refleksoloji, homeopati, bitkisel yağlar gibi yöntemleri kendimi ve çocukları hastalıklardan iyileştirmede beslenmeye ek olarak uyguluyorum. Doğal terapilerle ilgili kitap, alet, taşlar ve mıknatısları alıp kullanmayı seviyorum. Bundan 10 sene önce manyetik terapiyi duymuş ve kendime Haluk Otman’dan acil yardım için yüksek gauss değerinde mıknatıslar almıştım. Zaman içinde mıknatısların dış kabı açılınca Haluk Bey ömür boyu garantisi olduğunu söyleyip bana yeni mıknatıslarımı verdi. En son yaşadığımız kulak ağrımızda ağrıyı azaltmakta kullandık. Bu vesiyleyle, anne ve çocuklarda uygulanabilecek doğal terapilerle ilgili aklımdaki soruları Doğal Terapiler, İleri Masaj Teknikleri ve Kişisel Gelişim Uzmanı Haluk Otman hepimiz için cevapladı.
“Doğanın bize sunduğu tüm iyilik getirici güçleri kendimizden başlayarak doğru kullanmak, doğru uygulamak hem kendimize hem de çevremize sunabileceğimiz en büyük hediyedir.”
Başak - Doğal terapiler dediğimizde neyi kastediyoruz?
Haluk O. – Doğal terapi ayağımızı bir yere çarptığımızda elimizle hemen ayağımızı tutmak, ovmak ile başlar. En etkili doğal terapi yöntemi dokunmaktır. Bedenimizin doğal refleksidir. Doğal terapiler dokunmaktan başlayarak ayurvedik masajlara, romatizma sorunları için arı sokması tedavilerine kadar devam eden zengin bir dünyadır. Kısacası doğadaki güçleri sağlığımız için kullanmak olarak özetlenebilir. Beden – Akıl – Ruh arasında kurduğumuz denge varolan sağlığımızı korumayı ve olası problemlerimizin ortadan kaldırılmasını sağlar.
Teknik olarak; Doğal Terapiler (Alm. Naturheilkunde, İng. Naturopathy veya Naturopathic Medicine); her insanın sahip olduğu doğal güçlerinin harekete geçirilmesi ve güçlendirilmesi sayesinde hastalıkları önlemeyi ve terapi etmeyi amaçlayan yöntemlerinin tamamına verilen isimdir.
Başak – Doğal Terapiler nasıl çalışıyor?
Haluk O. – Doğal Terapilerin en üst prensibi, doğanın yasaları ve bize sunduklarının kendi doğal işleyişleri doğrultusunda hareket etmektir, doğaya karşı değil.
Başak - Doğal terapilerin modern tıptan farkı nedir?
Haluk O. – Organizmamızın fizyolojik çalışma şekli aslında bize pek çok konuda yol göstermektedir. Denge dışı durumlarda bize sinyal vermektedir, bu sinyali algılamak ve anlamak çok önemlidir. Bunu bastırıp yok edersek, sorunun nerede olduğunu anlayamayız. Sorun aslında yok olmamıştır ve başka bir zaman muhtemelen terapisi daha zor (ör. Kronik olarak) bir şekilde karşımıza çıkacaktır.
Doğal terapiler hastalık ve sağlık olgularını modern tıptan farklı olarak, neden-sonuç ilişkisi içinde bakar ve bir hastalığın sadece bir sebebi olmadığına, aksine birçok sebebi olduğundan yola çıkarak insanı bir beden – ruh ve zihin bütünlüğü içinde algılar. Bunu değerlendirir ve duruma göre tamamen bireysel terapi yöntemleri uygulamaktadır.
9 Mayıs 2016 Pazartesi
7 Mayıs 2016 Cumartesi
Homeopatiyi Vitamingiller podcast yayınlarını dinleyerek öğrenin!
Bu yazı "Vitamingiller.com" iş birliğiyle hazırlanmıştır.
Homeopati'yi ilk kızım doğduğundan beri evde başarıyla kullanıyoruz. İlk doğumumdan önce bir İngilizce online homeopati kursu bulmuş ve evde akut durumlarda kullanılabileceğim homeopatik ilaçları öğrenmiştim. Şimdi İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde Homeopati Dernekleri tarafından anne ve babalar için homeopatik acil yardım seminerleri düzenleniyor. Homeopatiye başlayalı beri üstünden yıllar geçti. Evdeki homeopati kitaplarıma bakarak kendi kendime öğrendiklerimi uygularken son 1 yıldır homeopat arkadaşım Burcu Budak Albayrak'a danışarak çocukların hastalıklarında gerekli remedileri (ilaçları) veriyorum. Homeopati herkesin yapabileceği kolay bir tedavi dalı değil. Akut durumlarda belli başlı hastalıklarda kullanılan ilaçları kavrayabilirsiniz ancak kronik hastalıklar mutlaka iyi bir homeopatın bakmasını gerektiriyor. İyi bir homeopat 5 sene teori öğreniyor, 5 sene pratik yapıyor, daima bir ustası oluyor, 10 senede biraz pişiyor, ancak 30 senede kendi usta oluyor. Kendiniz öğrenip uygulamak yerine bir homeopatla çalışmak omuzlarınızdaki remediye karar verme yükünü hafifletiyor, daha hızlı ve iyi sonuç almanızı sağlıyor.
Homeopatiye güvenim tam. Son 8 senedir antibiyotik kullanmadan, ilaç gerektiren mastit, yüksek ateş, ishal, kusma, yaralanma, kulak ağrıları, enfeksiyonlar ve su çiçeği gibi çocuk hastalıklarında güzel sonuçlar alarak homeopatiyi kullandık.
Vitamingiller.com ekibi ile birlikte homeopati hakkında Homeopat Serdar Büyüközer'in anlatımıyla bir podcast serisi oluşturduk. İlk iki podcast radyo yayınını Serdar Bey ile birlikte ben yaptım. Resme ya da aşağıdaki linke tıklayarak evinizde yemek yaparken ya da işe giderken, araba kullanırken bu podcastları internetten ya cep telefonunuza, bilgisayarınıza indirerek dinleyebilirsiniz. Homeopatiyi merak ediyorsanız bu seriyi kaçırmayın derim!
HOMEOPATİYE GİRİŞ PODCAST linki.
Homeopati'yi ilk kızım doğduğundan beri evde başarıyla kullanıyoruz. İlk doğumumdan önce bir İngilizce online homeopati kursu bulmuş ve evde akut durumlarda kullanılabileceğim homeopatik ilaçları öğrenmiştim. Şimdi İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde Homeopati Dernekleri tarafından anne ve babalar için homeopatik acil yardım seminerleri düzenleniyor. Homeopatiye başlayalı beri üstünden yıllar geçti. Evdeki homeopati kitaplarıma bakarak kendi kendime öğrendiklerimi uygularken son 1 yıldır homeopat arkadaşım Burcu Budak Albayrak'a danışarak çocukların hastalıklarında gerekli remedileri (ilaçları) veriyorum. Homeopati herkesin yapabileceği kolay bir tedavi dalı değil. Akut durumlarda belli başlı hastalıklarda kullanılan ilaçları kavrayabilirsiniz ancak kronik hastalıklar mutlaka iyi bir homeopatın bakmasını gerektiriyor. İyi bir homeopat 5 sene teori öğreniyor, 5 sene pratik yapıyor, daima bir ustası oluyor, 10 senede biraz pişiyor, ancak 30 senede kendi usta oluyor. Kendiniz öğrenip uygulamak yerine bir homeopatla çalışmak omuzlarınızdaki remediye karar verme yükünü hafifletiyor, daha hızlı ve iyi sonuç almanızı sağlıyor.
Homeopatiye güvenim tam. Son 8 senedir antibiyotik kullanmadan, ilaç gerektiren mastit, yüksek ateş, ishal, kusma, yaralanma, kulak ağrıları, enfeksiyonlar ve su çiçeği gibi çocuk hastalıklarında güzel sonuçlar alarak homeopatiyi kullandık.
Vitamingiller.com ekibi ile birlikte homeopati hakkında Homeopat Serdar Büyüközer'in anlatımıyla bir podcast serisi oluşturduk. İlk iki podcast radyo yayınını Serdar Bey ile birlikte ben yaptım. Resme ya da aşağıdaki linke tıklayarak evinizde yemek yaparken ya da işe giderken, araba kullanırken bu podcastları internetten ya cep telefonunuza, bilgisayarınıza indirerek dinleyebilirsiniz. Homeopatiyi merak ediyorsanız bu seriyi kaçırmayın derim!
HOMEOPATİYE GİRİŞ PODCAST linki.
22 Nisan 2016 Cuma
Aysun The Sütçü çocuklara inekler-doğa-toprak-nefes ilişkisini anlatıyor!
Bu yazı "Aysun The Sütçü" iş birliğiyle hazırlanmıştır.
Aysun The Sütçü markasıyla tanınan ekolojik yaşam meraklısı sevgili Aysun Sökmen’in sütünü çocuklarım doğduklarından beri evimize alıyoruz. Daha önce hakkında bir yazı yazmıştım. Kendisi ricamı kırmadı sağolsun ekolojik yaşamla ilgili sohbet davetimi kabul ederek bizi okulumuzda ziyarete geldi! Anasınıflarına ve ilkokul 1. sınıflara ekolojik yaşamla ilgili neler anlatacak diye çok merak ettim. İnek sütü üretimi konusundaki temizlik, titizlik ve özenini, bu defa da çocuklara vereceği seminere taşımış.
Aysun The Sütçü markasıyla tanınan ekolojik yaşam meraklısı sevgili Aysun Sökmen’in sütünü çocuklarım doğduklarından beri evimize alıyoruz. Daha önce hakkında bir yazı yazmıştım. Kendisi ricamı kırmadı sağolsun ekolojik yaşamla ilgili sohbet davetimi kabul ederek bizi okulumuzda ziyarete geldi! Anasınıflarına ve ilkokul 1. sınıflara ekolojik yaşamla ilgili neler anlatacak diye çok merak ettim. İnek sütü üretimi konusundaki temizlik, titizlik ve özenini, bu defa da çocuklara vereceği seminere taşımış.
(Not: Yazının sonunda Aysun Sökmen’in videosunu, sunumundan resimleri ve
konuşmasından bazı bölümleri çocuklarınıza aktarabilmeniz için paylaşıyorum.
Miniklere Aysun hanım’dan sevgilerle...)
“İnek kakası kötü kokar mı?” başlığı altında oldukça eğlenceli
bir konuşma yaptı. Çocuklara kokudan yola çıkarak, önyargılarını kıracak
şekilde hayvan dışkılarından iğrenmemeyi, doğadaki kokuları ve nefes almanın
önemini, inek ve hayvan kakalarının nasıl ağaçlar için besin olan gübreye
dönüştüğünü, bizim için bu ağaçların nasıl temiz hava ürettiğini anlattı.
Beraberinde getirdiği üç çeşit gübreyi; taze gübre, sıkılmış gübre ve beklemiş,
üstünde ot bitmiş toprağa dönmüş gübreyi çocuklar gördüler ve deneyimlediler.
Özellikle sonunda çocukların soruları ve kendilerini anlatma şekilleri çok
hoştu. Çocuklar anlatılanı nasıl iyi anladıklarını göstermek için tek tek bir
defa daha kendi dillerinden geri anlatmak istediler.
Toprak --> Bitkiler --> Hayvanlar -->
Gübre -->
Ağaçlar -->
Temiz Hava -->
Nefes
Bu döngünün gerçek anlamını sadece biyoloji dersi gibi değil
hayatın bir parçası olduğunu okullarda iyice anlatmak geleceğimizin dünyasının
iyiliği için çok mühim. Bunu okuyan anneler ve babalar, lütfen çocuklarınızın
okulunda öğretmenlerinden temiz toprak ve temiz havada nefes almanın döngüsünü
örneklerle iyice anlatmalarını isteyin. Böylece ileride doğayı korumak isteyen
yetişkinler olacaklar.
Ağaçların, doğanın ve ekolojinin önemi yanısıra sağlıklı
nefes almanın hayatımızın en önemli parçası olduğunu çocuklarımıza ilettiği
için tekrar buradan Aysun Sökmen’e teşekkür ediyorum.
Aysun Sökmen'in Hayatımın macerası videosu:
Aysun Sökmen’in çocuklar ve öğretmenler için hazırladığı resimli ekoloji sunumu:
Şimdi inek-doğa-toprak-nefes ilişkisini öğrenelim!
(Bu bölümü çocuklarınız ile okuyabilirsiniz)
Permakültür, doğal tarım ve Aklın Ekolojisi Semineri
Bu yazı sponsorlu içerik içermektedir.
Çocuklarımıza bu hayatta gelecekleri için en önemli öğretmemiz gereken şey nedir? Okumak mı? Yazmak mı? Nasıl para kazanacağını mı öğretmek? Doğru para harcamasını mı? Yemek pişirmeyi mi? Bana kalırsa gelecekteki en önemli şey doğal ve sağlıklı kaynaklardan yiyecek bulmak olacak. Bunun için çocuklarımıza öğretebileceğimiz en önemli şey “kendi yiyeceğini doğal bir ortamda, ekolojik olarak nasıl yetiştireceğidir” diye düşünüyorum.
Unutmayalım “Kendi yiyeceğini yetiştirmek para basmak
gibidir.”
Eskiden daha fazla insan köylerde yaşarken, şehir hayatına
bu kadar özenme yokken, herkes için kendi bahçesini ekmek, ailenin ihtiyacı
olan gıdayı yetiştirmek doğal sayılıyordu. Şimdi köyü olmayan, şehirde büyümüş
bir anne ve babanın çocuğu olarak, köyünden ailesinden doğal gıdaları temin
edenlere özenerek bakıyorum. Eminim buna özenen, doğal olanın peşinde olan tek
kişi ben değilim. Arkadaşlarımdan birkaç aile şehirden göçüp kendine bir köy
bulup yerleşti bile.
Bulduğu cevap doğa ise her şey olur zaten.
Kısa bir süredir topraktan kendi domates ve salatalığımı
yetiştirmeyi öğrenmeye çalışıyorum. Bahçecilikte emekleme devresinde sayılırım.
Ancak okuduğum Masanobu Fukuoka’nın “Ekin Sapı Devrimi” kitabı etkisiyle
bunu nasıl doğanın halledeceği şekilde yaparım diye kafa patlatmaya başladım. Hatta
kısa bir süre önce Fukuoka yöntemiyle gübresiz, ilaçsız, sürmesiz tarım yapan
Üç Elma Doğal Tarım çiftliği
hakkında yazmıştım. Diğer taraftan
permakültür diye bir tanımı bir kaç senedir duyuyorum. Sürdürülebilir kültür
anlamına gelen “Permanence+Culture” kısaltması olan permakültür hakkındaki
açıklama şöyle:
“Permakültür,
insanoğlunun sürdürülebilir bir şekilde yaşayabilmek adına gereksinimlerini
temin edebilmesi ve içinde bulunduğu çevreyi zenginleştirebilmesine yönelik
tasarımlar gerçekleştiren bir tasarım bilimidir. Dolayısıyla, permakültür
ilkeleri insanlığın ayak izini, en zararlı ayak izi olmaktan çıkarıp
yeryüzündeki en faydalı ayak izine dönüştürmektedir.”
Permakültür, etik temelli, sürdürülebilir yaşam yerleşkeleri tasarımı bilimi olarak tanımlanıyor. Temelinde 3 etik prensibi var:
1-Doğayı Gözet
Permakültür, etik temelli, sürdürülebilir yaşam yerleşkeleri tasarımı bilimi olarak tanımlanıyor. Temelinde 3 etik prensibi var:
1-Doğayı Gözet
2-İnsanı Gözet
3-Elde ettiğin getiri her ne ise ilk iki ilkeye vakfet.
Permakültürün kurucusu Bill Mollison'a göre "Permakültürün %65'i sosyal permakültür. Ne kadar ekolojik, ala bir sistem kurarsan kur, insan ilişkilerini eksik bırakırsan oradaki tasarımı oturtmaz, ağlarını örmezsen yaptıkların hiç bir işe yaramaz."
3-Elde ettiğin getiri her ne ise ilk iki ilkeye vakfet.
Permakültürün kurucusu Bill Mollison'a göre "Permakültürün %65'i sosyal permakültür. Ne kadar ekolojik, ala bir sistem kurarsan kur, insan ilişkilerini eksik bırakırsan oradaki tasarımı oturtmaz, ağlarını örmezsen yaptıkların hiç bir işe yaramaz."
Permakültür hakkındaki online mecralarda gönüllüler tarafından çevirilerin konulduğu etkili ve
kapsamlı bir kaynak permakulturplatformu.org.
Basılı olarak da Permakültüre Giriş
ve Permakültürle ilgili çeşitli kitaplar bu linkte
mevcut.
Permakültürcüler ayrıca marmaric.org ve istanbulpermakulturkolektifi.org üstünden aktif çalışıyorlar. İstanbul Beykoz'da permakamp çocuklarıyla birlikte permakültürü deneyimlemek isteyen ailelere açık bşr toplum destekli tarım projesi.
Permakültürcüler ayrıca marmaric.org ve istanbulpermakulturkolektifi.org üstünden aktif çalışıyorlar. İstanbul Beykoz'da permakamp çocuklarıyla birlikte permakültürü deneyimlemek isteyen ailelere açık bşr toplum destekli tarım projesi.
Ünlü permakültür tasarımcısı Geoff Lawton’in sitesinden ücretsiz üyelik
yaparak izlenebilen 40’dan fazla İngilizce permakültür videosunda en kurak, en
sıcak, en soğuk iklimlere uygun bitki yetiştirme ve toprak geliştirme çözümleri
gerçekten bir harika.
Bunun dışında Sinek Sekiz'in ekoloji ile ilgiliyayınları bu felsefenin oturması açısından çok güzel.
Doğrudan permakültür ve organik tarımla ilgili deneyim kazanmak isteyenler için TaTuTaçiftlikleri çok uygun, gezen arkadaşlarım var. Çocuklarım için sütünü uzun yıllardır tükettiğimiz Aysun The Sütçü’nün Gündönümü Çiftliği de konaklamalı gönüllüleri kabul eden yerlerden biri.
Buğday derneğinin düzenlediği Açık Radyo üzerinden yapılan bir radyo yayını var.
Yeryüzü derneği ise özellikle şehirlerde yaşayan insanlara eğitimler vererek, Kent bahçeleri projesi kapsamında ücretsiz yerli tohum ve fide dağıtımı yapıyor. Bu sene okulumuzun bahçesi için de başvurduk bu projeye.
Bunların dışında facebookda evde kompost yapım hakkında bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı farklı gruplar mevcut. UlusalTohum Takas Merkezi grubunda hem görüşler paylaşılıyor, sorular soruluyor, hem de Tohum Takası yapılıyor.
Bunlar dışında da BelenTepe Permakültür Çiftliği’nin permakültür ve doğal yapı paylaşımları çok açıklayıcı.
Permakültür, ekoloji ve doğal tarım hakkında çeşitli kurslar da düzenleniyor. Yakın zamanda Mayıs ayı başında Bodrum Gümüşlük’te Emet Değirmenci tarafından bir ekoloji kursu düzenlenecek. 12-21 Mayıs 2016 tarihlerinde düzenlenecek “Aklın Ekolojisi ve Ekolojik Yaşam Uygulamaları” isimli bu kurs bir Permakültür kursu değil. Permakültür eğitimi almamış olanlar gelip yeni bir bakış açısı kazanıp, pratik uygulamalara başlayabilecekler. Öyle ki Permakültür eğitimi almış olanlar da gelip yeni şeyler öğrenebilecekler. Programı inceleyince çok beğendim, sizinle de paylaşmak istedi. Vaktimi ayarlayıp bu kursa katılmayı çok isterdim. Umarım ileride bir zaman çocuklarım biraz daha büyüyünce katılacağım. Bu konularla ilgilenen anne, babalar ve gençler için etkinlik programı şöyle:
Program bilgileri aşağıda yer alıyor. Etkinlik programı son hali için buraya bakabilirsiniz.
9 Nisan 2016 Cumartesi
Doğal Anneler Toplantısına Davet: 16 Nisan 2016, Çekmeköy
16 Nisan 2016, Cumartesi günü Çekmeköy'de Köy kahvaltısı'nda Doğal Anneler ile buluşuyoruz!
Düzenleyen: Belkıs Hopur
Doğal Anneyim: Başak Yaykin Pirtini
Etkinlik Detayı: https://www.facebook.com/events/1559084524388827/
Doğal Annenin de katkılarıyla planlanmış sağlıklı beslenme ve nitelikleriyle donanmış olan kahvaltımızda,doğal anneden öğreneceğimiz birçok şey var!
Siz de kendi evinizde doğal yaşamla ilgili hazırlıklar başlatmak,uygulamalar yapmak ve sevdiklerinizle paylaşmak istiyorsanız,kahvaltımıza bekliyoruz...
Doğal Yaşam ve Doğal Annelik başta olmak üzere;
Kendi kendimize,kefir-yoğurt-doğ al
kremler vb ihtiyaçlar yapmak konusunda sohbetler ederek ardından bu
yaşam tarzının ekolojiye ve sağlığımıza yönelik olumlu etkilerini
değerlendirmek üzere doğa dostu anneleri bekliyoruz...
Doğanın içinde
Doğal besinlerle
Doğal Anne ile tanışma fırsatı için önceden rezervasyon yaptırmanız gereklidir.
Kontenjanımız: 20 Kişi
Katılım Ücreti: 50 TL
Bilgi ve Kayıt için:
Atölye Sobe! (0507 254 72 13)
Adres: Sultan Reşad Caddesi Benek Sokak Villa 005 B/Blok Çekmeköy (Reşadiye)
Boğaziçi Kimya Bölümü mezunu Başak Pirtini profesyonel iş hayatında bilişim sektörüne yönelik yurt içi ve yurt dışında etkinlik, fuar ve konferans organizasyonu ve pazarlaması konularında çalıştı. İş hayatında gelişen teknolojiler ile ilgilenirken, özel hayatında da kimyager kimliğinin sağladığı analiz yeteneğiyle doğal yaşam ve doğal tedaviler konularında araştırmalar yapıyor. Homeopati ve çocuk hastalıkları kurslarına katılarak 2007’den bu yana birikimlerini daha fazla insanla paylaşmak için bloglar yazmaya başladı. Başak, çocuklar ve hayvanlar üzerine “Bashico”, “Doğal Anneyim”, “Milliyet Blog” ve “Köpekler ve İnsanları” bloglarında, basılı ve online dergilerde, milliyet.com.tr'de köşe yazıları yazmaktadır.
Başak, profesyonel iş hayatına ardarda iki kız çocuğu dünyaya getirerek ara vermiş olup, bir blogger anne olarak çocuklarına nasıl daha sağlıklı bir yaşam sunabileceği üzerine bol bol okumaktan ve kendini devamlı geliştirmekten çok zevk almaktadır. Şu an 3. kızını büyütmekte olan Başak, tüm sağlıklı ev yaşantısının annelere dayandığı bilinciyle her gün taze, doğal ve organik sebze yemekleri hazırlamaktan, kendi yoğurdunu, kefirini, kuruyemiş sütlerini yapmaktan ve ekşi mayalı ekmeğini pişirmekten büyük zevk duymaktadır. Ayrıca kendi temizlik malzemelerini ve bakım kremlerini üretmektedir.
Üç başarılı epiduralsiz normal doğum gerçekleştirmiş ve 5.5 seneyi aşkın emzirme teceübesi ilan Başak’ın facebook üzerinde doğal doğum ve emzirmeyi destekleyen ve doğal yöntemlerle çocuklarını yetiştirmeye çalışan anneler ve babalar için yaklaşık 20.000 kişiyi aşkın “Doğal Anneyim” adında bir doğal yaşam grubu da bulunmaktadır.
Başak, son zamanlarda doğal annelik üstüne kitap yazmak, kendisinin de deneyimleyerek beğendiği ve tavsiye edebileceği ürünlerin araştırılması, tanıtılması ve doğal yaşam danışmanlığı konularıyla ilgilenmektedir.
http:// dogalanneyim.blogspot.com.t r/
http:// blog.milliyet.com.tr/ bashico
http:// www.facebook.com.tr/ dogalanneyim
http:// bashico.blogspot.com.tr/ (kedi-köpek)
http:// kopeklerveinsanlari.com/
Düzenleyen: Belkıs Hopur
Doğal Anneyim: Başak Yaykin Pirtini
Etkinlik Detayı: https://www.facebook.com/events/1559084524388827/
Doğal Annenin de katkılarıyla planlanmış sağlıklı beslenme ve nitelikleriyle donanmış olan kahvaltımızda,doğal anneden öğreneceğimiz birçok şey var!
Siz de kendi evinizde doğal yaşamla ilgili hazırlıklar başlatmak,uygulamalar yapmak ve sevdiklerinizle paylaşmak istiyorsanız,kahvaltımıza bekliyoruz...
Doğal Yaşam ve Doğal Annelik başta olmak üzere;
Kendi kendimize,kefir-yoğurt-doğ
Doğanın içinde
Doğal besinlerle
Doğal Anne ile tanışma fırsatı için önceden rezervasyon yaptırmanız gereklidir.
Kontenjanımız: 20 Kişi
Katılım Ücreti: 50 TL
Bilgi ve Kayıt için:
Atölye Sobe! (0507 254 72 13)
Adres: Sultan Reşad Caddesi Benek Sokak Villa 005 B/Blok Çekmeköy (Reşadiye)
Boğaziçi Kimya Bölümü mezunu Başak Pirtini profesyonel iş hayatında bilişim sektörüne yönelik yurt içi ve yurt dışında etkinlik, fuar ve konferans organizasyonu ve pazarlaması konularında çalıştı. İş hayatında gelişen teknolojiler ile ilgilenirken, özel hayatında da kimyager kimliğinin sağladığı analiz yeteneğiyle doğal yaşam ve doğal tedaviler konularında araştırmalar yapıyor. Homeopati ve çocuk hastalıkları kurslarına katılarak 2007’den bu yana birikimlerini daha fazla insanla paylaşmak için bloglar yazmaya başladı. Başak, çocuklar ve hayvanlar üzerine “Bashico”, “Doğal Anneyim”, “Milliyet Blog” ve “Köpekler ve İnsanları” bloglarında, basılı ve online dergilerde, milliyet.com.tr'de köşe yazıları yazmaktadır.
Başak, profesyonel iş hayatına ardarda iki kız çocuğu dünyaya getirerek ara vermiş olup, bir blogger anne olarak çocuklarına nasıl daha sağlıklı bir yaşam sunabileceği üzerine bol bol okumaktan ve kendini devamlı geliştirmekten çok zevk almaktadır. Şu an 3. kızını büyütmekte olan Başak, tüm sağlıklı ev yaşantısının annelere dayandığı bilinciyle her gün taze, doğal ve organik sebze yemekleri hazırlamaktan, kendi yoğurdunu, kefirini, kuruyemiş sütlerini yapmaktan ve ekşi mayalı ekmeğini pişirmekten büyük zevk duymaktadır. Ayrıca kendi temizlik malzemelerini ve bakım kremlerini üretmektedir.
Üç başarılı epiduralsiz normal doğum gerçekleştirmiş ve 5.5 seneyi aşkın emzirme teceübesi ilan Başak’ın facebook üzerinde doğal doğum ve emzirmeyi destekleyen ve doğal yöntemlerle çocuklarını yetiştirmeye çalışan anneler ve babalar için yaklaşık 20.000 kişiyi aşkın “Doğal Anneyim” adında bir doğal yaşam grubu da bulunmaktadır.
Başak, son zamanlarda doğal annelik üstüne kitap yazmak, kendisinin de deneyimleyerek beğendiği ve tavsiye edebileceği ürünlerin araştırılması, tanıtılması ve doğal yaşam danışmanlığı konularıyla ilgilenmektedir.
http://
http://
http://
http://
http://
Üçüncü bebeğimin şiddetsiz doğal doğumu
Daha önce ilk normal
ve ikinci doğal doğumumu
anlatmıştım. 3. kızımı kucağıma aldıktan ancak 1.5 sene sonra yazmak için
gücümü toplayabildim. Tüm doğum zorluklarının anılarının zayıfladığı, güzel
anların belirginleştiği an işte bu anmış!
Fala inanma falsız da kalma derler ya hani... Eşim bir gün
iş toplantısında kahve içtikten sonra karşı firmadan bir bayan kahve falına
bakmış. Kaç çocuğumuz olduğunu bilmeyen bayan eşime iki kızımız olduğunu ve
üçüncü bebeğin ise 5 sene sonra olacağını ve erkek olacağını söylemiş. Günümüz
şartlarında çok çocuklu olmak ve hepsine aynı ilgi ve alakayı gösterebilmek
kolay değil. Kardeşim genç yaşta eğitim sebebiyle yurt dışında yaşamaya
başladı, o yüzden anneme büyürken ikinci
bir kardeş daha yapsaydın dediğimi hatırlıyorum. O zamandan beri her zaman aklımda
bir 3 sayısı vardır... Neyse, gel zaman git zaman faldan sonra ya bir gün
olursa diye eşimle birbirimize takılır olduk. Sonra espri yapıp vazgeçiyorduk. Derken
bir gün hiç planlamadığımız bir anda sürpriz bir şekilde hamile kaldım! Eşimle
aramızda konuşup bu işin altından kalkabileceğimiz konusunda kendimizi ikna
ettikten sonra doğurmaya karar verdim :)
1 Nisan tarihinde doktorum Meltem Özkan Girgin’e kontrole
giderek hamileliğimi onayladık. İlk açıkladığımızda annem inanamadı. Zaten
peşpeşe 1.5 yaş arayla iki çocuğu nasıl doğurup, evde tek başıma bakarak
yorulduğumu gördüğü için sanırım hiç ihtimal vermemişti tekrar doğuracağıma.
İlk başta 1 Nisan şakası sandılar sonra gerçek olduğunu görünce babam benden
bomba bir istekte bulundu. İkinci kızımı erkek kardeşimin doğumgününde doğurmuştum.
Bana bu doğum gününü ayarlama işini iyi becerdiğimi ve Kasım’da kendi doğum
gününde bebeği doğurmamı dilediğini söyledi. İlk başta buna pek ihtimal
vermesem de gerçekten doğum tarihi Kasım’a denk geliyordu.
Önceki iki hamileliğimde taş devri diyeti şeklinde beslenmiştim. İlk doğumdan sonra kolumda ve 2. hamileliğim
sırasında sol bacağımda doktorlar tarafından yapısal kaynaklı denen 2 kez damar
tıkanıklığı yaşamıştım. O zaman kan sulandırıcı iğneler vermişlerdi. Bunları
artık kullanmıyordum. Acaba bu sefer yine hamilelikte kan basıncı değişeceği
için damar tıkanıklığı tekrarlanır mı diye merak ediyordum. Son bir senedir faydalı
olacağını öğrendiğim vegan ve vejetaryen diyetle besleniyordum. Çok iyi test
sonuçları almıştım. Hamilelik belirli olunca etsiz beslenmeme dönüşümlü balık
yağı ve krill yağı, su yosunu
ve bol bol çiğ sütten kefir
ve ev yoğurdu
katmıştım. Damarlara iyi gelmediği öğrendiğimden beri beyaz şekerli tatlı ve
çikolatayı zaten 5 senedir tüketmiyordum. Tatlı ihtiyacımı doğal şekerlerden
olan bal, pekmez ve meyvelerden az bir miktar yiyerek aldım. Bol sebze, protein
için de yiyebildiğim kadar bakliyat tüketmeye dikkat ettim. İlk hamileliğime
kadar hiç çürüğü olmayan ancak sonra fire veren dişlerimi korumak adına magnezyum,
K2 vit takviyeleri aldım. Dişimi organik veya kendi yaptığım kalsiyum bentonitkilli diş macunlarıyla
temizledim.
5 Şubat 2016 Cuma
Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği gübresiz, ilaçsız, sürmesiz tarım yapıyor
![]() |
| Fukuoka yöntemiyle doğal tarım yapan Genç Ailesi |
Gübresiz, ilaçsız
tarım mümkün mü?
Yerli atalık tohumdan doğal unu nereden alabilirim?
Yerli atalık tohumdan doğal unu nereden alabilirim?
Bu soruların cevaplarını Masanobu Fukuoka yöntemi ile tarım
yapan özel bir çiftlik olan Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği veriyor.
Üç Elma Doğal Tarım Çiftliği’ni ilk olarak yakın arkadaşım
Esra’dan duydum. Bir koli Amasya elması söylemişti. Hemen ben de çiftliğin
sahibi Hüseyin Genç ile iletişime geçtim. Telefon yaptığımız kısa söyleşide bana
Masanobu Fukuoka’nın “Ekin Sapı Devrimi” kitabından etkilenip nasıl yıllardır
uyguladığı tarım sistemini hiç bir şeye müdahale etmeden tarım yöntemine
dönüştürdüğünü anlattı. (Not: Bu
konuşmamızdan sonra Fukuoka’nın kitabı alıp okuma şansına eriştim. İyi ki de
almışım. Bir tarım kitabı olmanın ötesinde doğa, tarım, sağlık ve hayatla
ilgili bütünleşik harika bir felsefe sunuyor. Uzun yaşamın sırlarını anlatıyor.
Kesinlikle okumanızı öneririm.)
Hüseyin Genç, özellikle yerli tohumdan elde edilen yerli
Amasya elması ve üveyik buğdayı gibi değerlerimizin sürdürülmesine,
geliştirilmesine çalışıyor. Kendisi hakiki, gerçek gıdanın peşinden gidiyor.
Ürünlerine hiç bir şekilde tarım ilacı vermiyor, hayvansal gübre kullanmıyor,
çapalama, havalandırma, budama yapmıyor. Nadir olarak sebzeleri için ot yiyen
keçilerinin gübresini kullanıyor. Gübre ve ilaç kullanmadığı için normalde %13
olan verimi %6 olarak alıyor. Taş değirmende yerli tohumdan ilaçsız
yetiştirdiği buğdayının ununu öğütüyor. Buğday kalitesini düşüren gübre ve ilaç
gibi kimyasallar kullanmıyor,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






