21 Ocak 2014 Salı

Dilek İnce Özenel’in bahçesinden zeytinyağının hikayesi



Dilek İnce Özenel
Zeytinyağı denince herkesin bir favori üreticisi var. Benimki de sevgili Dilek İnce Özenel. Dilek ile yaklaşık iki sene önce Özgürlük Parkı’nda tanışma şansımız oldu. Doğal beslenen annelerle iletişime geçmek isteyince googledan facebook Doğal Anneyim grubunu bulmuş ve bizim oyun grubu olarak Özgürlük Parkı’nda buluştuğumuzu öğrenmiş böylece aramıza katılmıştı. Kendisi homeopati ve bitkiler konusunda pek çok kitap yazmış Niyazi Eröztürk ile zamanında komşu olma şansına erişip değerli eserlerini ve kitaplarını bana tanıştırmış, kurduğu özel bir kütüphanede bu eserleri korumaya almayı başarmış, yaşadığı sitede sağlık konusunda toplantılar yapıp Dr. Yavuz Dizdar, slowfood Türkiye kurucusu Defne Koryürek gibi isimleri davet etmiş, yakınındaki büyük markette daha sağlıklı süt ürünlerin raflara gelmesi için imzalar toplamış, evinde birbirinden nefis doğal yiyecekler hazırlayan süper bir doğal anne. Benim gibi sağlıklı ve doğal yaşam konularına meraklı biri. Bunu pratik hayatına geçirmiş ve facebookda yönettiği Çocuğumu Sağlıklı Besliyorum grubu üzerinden sağlıklı yemek tariflerini paylaşan annelerden biri o. Ama en önemlisi bir kere tadanın bir daha vazgeçemediği harika zümrüt yeşili zeytinyağını ve çocuklarımın bayılarak yediği yeşil zeytinlerimizi üreten sevgili zeytinyağcımız.
Sevgili Dilek ile zeytinyağı ve özellikleri hakkında keyifli bir röportaj yaptık.
Özenel Ailesinin Zeytinliği
- Neden zeytinyağı?

Dilek Ö.: Neden zeytin demek belki daha doğru. Zeytinden dolayı zeytinyağı. Büyük dedemiz 1950’lerde Kuyucak Yamalak Köyüne ilk zeytin ağaçlarını diken ve aşılayan kişi. Biz 4. kuşak zeytinci aileyiz. Esasen eşim uluslararası bir inşaat firmasında Proje Müdürü olarak çalışmakta ve ben de 10 yıl uluslararası bir bankada görev yaptım. Ama hiçbir zaman zeytin ağaçlarından çok uzaklaşamadık. İlk zeytin ağaçlarımızı 7 yıl önce evliliğimizin anısına, doğal bitki örtüsü palamut ağaçlarıyla kaplı bir yer olan Yüncek Tepesinin zirvesine dikmeye başladık.
Her evlilik yıldönümünde yenilerini ekledik. Bugün 40 dönüm üzerinde bir zeytinliğe ulaştık. Oğlumuzun doğumuyla birlikte mesleğimi bırakıp tüm enerjimi buraya verdim. Zeytin bizim için geçmiş ve geleceğimize sahip çıkmayı ve köklerimizden kopmamayı simgeliyor.


Taze sıkılmış zeytinyağı
- Zeytinliğinizden ne kadar yağ üretebiliyorsunuz, zeytinyağınızın markası var mı? Çıkan yağı üreticilere mi satıyorsunuz?

Dilek Ö.: 1500 ağaçtan 14 ton zeytin elde ediyoruz. Bunun sadece 2 ton civarını yakın çevremiz için yağ yapıyoruz. Kalanı üreticilere satıyoruz ki masrafları çevirebilelim. Ürünlerimizi ilk önce yakın çevremiz tanıdı. Ekolojiye saygılı doğal tarım yaptığımızdan, üretimimizin topraktan başlayarak sıkıma kadar hiç bir aşamasında kimyasal ilaç, hormon veya kimyasal gübre kullanmıyoruz. Bu bilince sahip, gerçek ve adil gıdaya ulaşmayı önemseyen annelerle ve çocuklarıyla yola devam ediyoruz. Bu vesile ile Doğal Annelere teşekkürü borç bilirim. Markamız şu anda yok. Gerek de yok. Henüz ağaçlar küçük. Üretimin her yıl artmasıyla birlikte elbette markalaşma gündeme gelecek.

- Arada duyuyoruz, şu an Türkiye'de zeytin ve zeytinyağı yetiştiriciliğinde sıkıntı veya yanlışlık var mı?

Dilek Ö.: Zeytinciliğin sıkıntıları çok ne yazık ki. Market raflarındaki uçuk zeytinyağı fiyatlarını görüp de zeytinci kazanıyor sanılmasın. Üreticiye verilen rakam çok komik ve yıllardır değişmiyor. Tüketicilerin de ödedikleri paraların karşılığını aldıklarını zannetmiyorum.  Çoğu kez ambalaja ödüyorlar ne yazık ki. Herşeyde olduğu gibi yine aracılar kazanıyor.
Özenel Ailesinin Zeytinyağı

- Tüketicilerin zeytinyağında neye dikkat etmesi gerekiyor? Tavsiyeleriniz neler olur?

Dilek Ö.: Zeytinyağının Akdeniz beslenme tarzındaki yerini biliyoruz. Çocuk kemik ve motor  gelişimindeki rolünü de. Büyüklerimiz nasıl beslendiyse  o şekilde beslenilmesinden yanayım. Zeytinyağı bu coğrafyanın, Anadolu’nun ürünü. En kolay ve en ucuz ulaşılabilen en sağlıklı yağ konumundadır bugün. Bulabiliyorsanız serbest otlayan hayvanın tereyağı da sağlıklıdır. Bu benim değil,  hekimlerin de ortak kanısı. Hal böyleyken İtalya, İspanya, Yunanistan gibi ülkelerde kişi başı zeytinyağı tüketimi yıllık 20 lt  seviyelerindeyken, güzelim yurdumda bu oran 1 lt’ler  seviyesinde. Her sıvı yağa zeytinyağı diyen bile var. Daha ne diyeyim. İçim acıyor. Egede tatlılar dahil her yemek zeytinyağı ile yapılır. Bizim yağlarımızı deneyip de zeytinyağını mutfağına sokan çok aile var. İnsanlar da haklı. Bunu söylemek zorundayım. Tatil dönüşü yol kenarlarında güneşin altında pet şişelerde saatlerce beklemiş yağları 7-8 liraya üreticiden ucuza almış olmanın mutluluğu ile döndüklerini duyuyorum insanların. Evet margarin kullanmamış olmak yeterli görünebilir ancak sağlık sözkonusu olduğunda ilk kriter fiyat olmamalı. Zeytinyağının ısıl işlemden geçmemiş olması, karışım olmaması, kimyasaldan uzak yetişmiş olması, ısı, ışık ve havayla temastan uzak doğru depolanmış olması çok önemlidir. Bunun için güvendikleri üreticilere direkt ulaşmalarını tavsiye ediyorum. Binbir güçlükle kazandıkları paraların geri dönüşü kendilerine sağlık olsun.  

- Zeytinyağı üretmek oldukça eziyetli bir iş, peki size eziyeti kadar para kazandırıyor mu?
Dilek Ö.: Ana gayemiz para kazanmak olmadı hiç. Çünkü geçimimizi bu yolla kazanmıyoruz. Eşim mimar ve inşaatçı. 8 yıldır bahçeye yaptığımız yatırımı çok daha karlı alanlarda değerlendirmemiz çok kolaydı. Ama ülkede inşaat yapan çok malum. Bizim tek şansımız vardı ve doğadan yana kullandık.
Zümrüt Yeşili Zeytinyağı
Bahçenin artık bizden maddi destek istemeden kendi kendine yetmesi en büyük gayemiz çünkü daha iyiye gidebilmemiz için bu şart.
- Sizin üretiminizin bir farkı var mı? Ayırt eden herhangi bir özelliği, neden sizin yağınızı alsınlar mesela?

Dilek Ö.: Üretimimizin bir farkı olarak ifade etmek çok doğru gelmiyor bana. Doğaya saygılı, kuralına uygun temiz tarım, zaten yapılması gereken. Aydın coğrafyasının yağı çok lezzetlidir. Bizim yağımızda da Aydın Ovalarını selamlayan Yüncek tepesinin dinginliğini ve kekik kokularını hissedersiniz. Bizzat babam Sadettin Özenel işlerin başında olduğundan da içimiz çok huzurlu. Anneler de huzur içinde bebeklerine sunabilirler.

- Hedefiniz nedir?
Dilek Ö.: Şartlar ne olursa olsun bahçeyi yaşatabilmek öncelikle. Butik üretici mantığından uzaklaşmadan ve kaliteden ödün vermeden sağlıklı ve adil gıdaya ulaşmaya çalışan ailelerle birlikte uzun yıllar sürecek bir beraberlik.

- Gerçek zeytinyağına ulaşmak isteyen aileler size nasıl ulaşabilecekler?

Dilek Ö.: Zeytinyağımızdan tatmak isteyen kişiler bana facebook üzerinden bana mesaj gönderebilirler. Ayrıca facebookdaki Çocuğumu Sağlıklı Besliyorum grubumdan da mesajlaşabiliriz. Doğal Anneyim’e teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.
 - Bu güzel röportaj ve bilgiler için ben teşekkür ediyorum. Dilerim okuyan anneler de bu harika zeytinyağını tadabilirler.

2 yorum:

  1. bence bir an önce markalaşmalı diye düşünüyorum, rengi harika duruyor, tatmak için sabırsızlanıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten kendi gibi tadı da güzel :)

      Sil