27 Haziran 2013 Perşembe

İkinci bebeğimin normal doğum hikayesi



İlk bebeğimi doğururken ikinci bebeğin doğumu daha kolay oluyor diye kendimi motive etmeye çalışıyordum. Eşimle ilk kızımıza bir kardeş yapmaya ve fazla arayı açmamaya karar vermiştik. Bir iki sene vücudun toparlanması için ara vermeyi önerse de doktorum yediklerime dikkat edersem başarabileceğimi söyledi.

Henüz ilk kızım 9 aylıkken ikinciye hamile kaldım. Bir sene kadar ilk kızıma evde kendim baktıktan sonra 6 aylığına işe geri döndüm. Yoğunluktan hamileliğimin nasıl geçtiğini pek anlayamadım. Hamilelik sırasında kızımı emzirmeye 6 ay boyunca daha devam ettim. Sanılanın aksine hamileyken emzirmek mümkün sadece iki bebek beslemek anneden daha fazla götürüyor, iyi beslenmek gerekiyor. İlk bebeğimi 15 ay emzirdikten sonra hamileliğimin son 3 ayında dişlerimin biraz aşındığını düşündüğüm için sona erdirdim. Aslında devam edebilir, iki bebeği de tandem emzirebilirdim. Biraz gücümü yeni bebeğime saklamak istedim. İlk hamileliğimdeki gibi ilk 4 aylık rutin kontrolleri yaptırıp son aya kadar yine ara verdim. Yoğun bir tempoda akşam 8’e kadar işte çalışmaya devam ettim. İkinci bebeğim için de ilk doğumumdaki gibi üzerinde doktorumla konuşup anlaştığım bir doğum planı yaptım. Ayrıca bebeğim doğduktan sonra yapılmasını istemediğim müdaheleleri de ayrıca hastanede hemşire ve çocuk doktoruna sunmak üzere bir dilekçe olarak hazırladım.

38. haftaki kontrolümüzde doktorumuz Meltem Özkan Girgin bize sürpriz yaptı ve 1-2 güne bebeğin doğacağının müjdesini verdi. Hamilelikte çok stres iyi gelmiyor. Zaten son bir iki gündür aşırı yorulma ve terleme hissetmeye başlamıştım. Sıcaklar basıyordu. Tansiyonum normalden çok yüksek rakamlara fırladı. Meğer strese giren vücut kendini rahatlatmak için bebeği erken çıkarmaya hazırlanıyormuş. Hemen müjdeli haberi ailemize verdik. Bu sefer elimizde saatlerle tüm aile sancıları sayar olduk. O gün sancılarım 15 dakika ile 30 dakika arasında düzensizdi. Kendimize güzel bir yemek ziyafeti çektik. Merakla bekleyen annem ve babam salondaki koltuklarda uyudular. Kardeşim ertesi gün doğumgünü olduğu için bana “gece 12’ye kadar tut, sonra sal” diyerek beni çok güldürdü. Gece oldu, güzel bir uyku çektim.

Ertesi gün sabah 11’de tekrar doktorumuza gittik. Açıklık 5cm olmuştu. Bebek doğum kanalına girmişti. Doktorumuzla sancılar 5 dakikada bire inince hastanede buluşmak üzere sözleştik. Eve geri döndük. İlk doğumumda hastanede doğum yaparken lavman yapılmış ve suni sancı verilir diye yememe izin vermemişlerdi. Bu da enerjimi çok düşürmüştü. Aç kalıp kendimi enerjisiz bırakmamak için güzel tatlılar yedim, hafif sebze yemekleri yedim. Sonra da bir güzel uyku çektim. Biz evde rahat rahat beklerken saat 16.00 olmuştu ki doktorum heyecanla bizi aradı. “Ne olur artık hastaneye gidin yoksa ben kalpten gidecem” dedi.

Hastaneye gittiğimizde bu sefer bizi hemen doğumhaneye aldılar. Lavman yapıldı. İçerideki TV ekranında romantik bir film açıktı. Eşim de yanımda biraz onu izleyerek, biraz dolaşıp nefeslerimi sayarak, biraz da belgesel kanalındaki büyük balıklara bakarak vakit geçirdim. Sonra doktorumuz geldi, sancılar arasında kitaplar ve edebiyat üzerine üçümüz sohbet ettik. Arada hemşire gelip bebeğin kalp atışlarının NTSR cihazına bağlayarak kontrol ediyordu. Geri kalan zamanı ayakta geçiriyordum.




İkinci tecrübem olduğu için ne başıma geleceğini bilmek rahat ve sakin durmamı sağlıyordu. Sancı anında bir dakika diyerek sancılarımı nefesle sayıyor bitince de sohbete kaldığım yerden devam ediyordum. Biraz plates topu üzerine esneme hareketi yaptım. İki saat sohbet ettikten sonra doktorum saat 18.00’de suyumu patlattı. Sonraki iki saat içinde hızla doğum kanalı açılmaya başladı. Artık saat 20.00’de sancılar çok sıklaşmaya başlayınca doktoruma bu işi nasıl hızlandıracağımı sordum. Sana biraz yardım edeyim diyerek bana nasıl iteceğimi anlatıp nereye ittirmem gerektiğini eliyle gösterdi. İlk tecrübemdeki son anda enerjimin bitmesi sıkıntısını yaşamamak için son ana kadar ittirmedim. Sancıların en kuvvetli olduğu an bebeğimle buluşmamıza az kalmıştı. Sonunda bir kaç başarılı ittirme denemesinden sonra tüm gücümü ve zihnimi de kullanarak ittirdim, ittirdim. İlk bebeğimi doğururken epidural almamış ancak suni sancı almış ve epizyotomi olmuştum. İdealimde bunlarsız da doğurmak vardı. İlk başın çıkışından sonrası kayarcasına çıktı. İkinci defa kızım olmuştu. Çok mutluydum. Hemen kucağıma verdiler. Sonrasında kordonunu babası kesti.

İlk doğumuma nazaran ikinci doğumda oldukça rahat doğurmuştum. Doktorum bana “bu sefer normal doğurmaktan tatmin oldun mu, seni mutlu ettim mi?” diye sordu. Evet ne epidural, ne epizyotomi, ne de suni sancı alarak doğurduğum ve bebeğime doğal yoldan kavuştuğum için çok mutluydum. 

Başka bloglarda yer alan doğal doğum hikayelerinde çok güzel evde ve suda doğumlar okudum. Bir tane daha olursa bana güzel ışık tutacaklar hepsi. Hastanede de evdeki kadar rahat ve huzurlu olmasa da hemşireleri şaşırtacak şekilde az bir müdahale ile normal doğumlar gerçekleşiyor. İşte bunlardan ikisi de benim minik kızlarımın doğum hikayeleri. Haydi anneler normal doğuma...

Tüm güzel annelere haber olsun.

Sırada üçüncü doğum hikayem var, en çok kendimi aştığım, en doğal doğumum bu oldu. Okumak ister misiniz?
Başak Pirtini
http://miliyet.com.tr/bashico

Başak Pirtini

****************************************************
Şimdiye kadar bize şişe suyu içmenizin en güvenli olduğu öğretildi. Peki suyumuz ailemiz ve çocuklarımız için gerçekten sağlıklı mı? Alkali su, ters ozmoz faydalı mı? Enerjik Su içmemiz gerektiğini biliyor muydunuz? Bunları merak ediyorsanız mutlaka bu sayfayı okuyun :)

***************************

El yapımı, organik ve yenebilir anne-bebek bakım ve pişik kremimi gördünüz mü? Detaylar burada:
http://dogalanneyim.blogspot.com.tr/2013/07/hindistancevizi-yagl-ve-bocek-kovucu.html?m=1

***************************

Doğal Anneyim grubum ve bana ulaşabileceğiniz linkler:

Doğal Anneyim Facebook Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Doğal Anneyim Facebook Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Instagram @dogalanneyim: www.instagram/dogalanneyim
Twitter @dogalanneyim: www.twitter.com/dogalanneyim
Doğal Anneyim e-bülten ile takip: http://eepurl.com/TeYdX
Köpek ve kedi bloglarım:
 

25 Haziran 2013 Salı

Bu ürünü mutlaka almalı mıyım?

Bir ağaç yeter
Bir arkadaşım facebook'ta güzel bir yazı paylaşmış. Gerçekte yazan kim bilmiyorum ama eline sağlık. Kendi kendimize bir şeyi çok beğenip almak istediğimizde sorabileceğimiz içsel sorular işte aşağıda:


Haydi madem AVM’lere gitmiyoruz, biraz da alışveriş alışkanlıklarımızı sorgulayalım.
Bir şeyi almak üzeresiniz, kendinize 'Buna GERÇEKTEN ihtiyacım var mı?' diye sorun.
Elinizde tutmakta olduğunuz şey çok hoş, aklınızdan genelde ilk olarak evet cevabı gelecektir çünkü zaten bir ihtiyaç ortaya koymuş ve almak için hamle yapmış bulunuyorsunuz.
Peki o zaman şu sorularla devam edelim:
'Bu alışverişi kendimi mutlu etmek için mi yapıyorum?'
'Mutlu olmam sadece buna mı bağlı?'
'Bu alışverişi başkalarına iyi görünmek için mi yapıyorum?'
'Diğer insanlar beni sadece sahip olduklarımla mi değerlendiriyor?'
'Öyleyse çevremdeki insanları tekrar değerlendirmem gerekmez mi?'
'Bu parça bana yük olacak mı? Evde yerim var mı?'
'Bu parçayı artık istemediğimde ne olacak? Başkasına verebilir miyim yoksa çöpü mü boylacacak?'
Çöpe gidecekse,
'Geri dönüşümü mümkün mü yoksa 500 sene sonra toprağı kazdıklarında benim çöplerimle mi karşılaşacaklar?'
Ve en önemli soru:
'Hayatıma bu parça olmadan devam edebilir miyim?'
'Bu parçayı başka nasıl elde edebilirim?'

'Takasla olabilir mi?'
'Arkadaşımdan isteyebilir miyim?'
Hepinize sevgiler 



Takas ve serbest geri dönüşüm-freecycle linkleri

Dünya'da pek çok şehirde takas etkinlikleri yapılıyor ve serbest geri dönüşüm (freecycle) grupları kuruluyor. Ben de bir süredir freecycle İstanbul'u takip ediyorum. Neler verildiğine inanamazsınız. Ben de bizim ve annemlerdeki eşyaları freecycle ile dağıtmaya başladım. Şimdiye kadar telsiz telefon, cep telefonu, rooter modem, organik fasulye konservelerimi, ufak elektrikli ev aletlerimizi, kıyafet ve ayakkabılarımı paylaştım. Bazı üyeler paylaşımlarım karşılığında kendileri de bana kullanabileceğim zeytin, zeytinyağı, börülçe, baharat, müzik ve film cdleri verdiler. Tayini sebebiyle bütün bir evini bile boşaltanar var. Bu güzel harekete siz de katılın, parasız ekonominin tadını çıkarın.

İnsanların karşılıksız paylaşımı kadar güzel bir şey daha yok, hele bir de bu sevgi olursa!












 


Takas Siteleri

http://www.olevole.com/
http://esyakutuphanesi.com/
https://projemefon.com/
https://www.biayda.com/
https://www.facebook.com/askidaekmekvar
https://www.facebook.com/hayatimisadelestiriyorum
https://apps.facebook.com/zumbara/?fb_source=search&ref=ts&fref=ts   ZUMBARA

FreeCycle Nedir?
Freecycle, elinde kullanmadigi esyalar olanlar ile, o esyalara sahip olmak isteyenleri, tamamen ucretsiz olarak e-mail yolu ile birlestirmeye ve geri donusumu arttirmaya calisan, uluslararasi bir projedir.

http://www.freecycle.org

İllere Göre FreeCycle Grupları
http://groups.yahoo.com/group/freecycleAnkara
http://groups.yahoo.com/group/freecyclebolu
http://groups.yahoo.com/group/freecyclecanakkale
http://groups.yahoo.com/group/freecyclediyarbakir
http://groups.yahoo.com/group/tepebasi-eskisehirturkey
http://groups.yahoo.com/group/freecycleistanbul
http://groups.yahoo.com/group/freecycleizmir
http://groups.yahoo.com/group/kartepeturkey
http://groups.yahoo.com/group/freecyclesinop
 
Anneler ve bebekleri icin: bebedonusum+subscribe@googlegroups.com
http://bebedonusum.blogspot.com/

Tüketim çılgınlığına karşı hareketler bunlar


Tüketimin esiri olmayın

Uzun bir süredir tüketim çılgınlığına karşı yaşamaya çalışıyorum. 
*Armağan ekonomisini çok seviyorum. Son zamanlarda takasa evde kullanmadığım pek çok eşyamı ve kıyafetlerimi hediye verdim ve inanılmaz hafifledim. Omuzlarımdan sanki büyük bir yük kalktı.
*Devamlı evde dolaşırken "buna ihtiyacım var mı?" diyerek bakınıyorum. İstemediklerimi bir kutuda biriktiriyorum ve freecycle üzerinden paylaşıyorum. 
*Bazı eşyalarımı sahibinden.com'dan ufak fiyatlara satıyorum. 
*Bankalarla ilişkilerimizi azalttık. Kredi kartlarımızdaki borçları kapatarak sayısını 2'ye düşürdük. Ben daha çok nakit ve limiti 150TL kadar komik olan bir kredi kartımı kullanıyorum, internetten kitap vs. alırken çok işe yarıyor ;) 
*Dışarıda yemek yerine evde hazırlıyoruz.
*Büyük marketlerin yerine yakınımızdaki esnaflardan alışveriş yapıyoruz.
*Genelde senede 2-3 kere kuaföre gidiyorum, o da yazın düğün veya saç kesimi için. Bu yüzden saçlarımı ya belime kadar ya da ufacık görebilirsiniz.
*Bir anne olarak yaptığım en büyük kalem harcamam sağlıklı, doğal, hormonsuz ve ilaçsız organik gıda alışverişi. İkinci olarak temizlik, sağlık ürünleri ve olmazsa olmazım kitap geliyor. 
*Aldığım ürünlerin geri dönüşümünün olabilmesine, çevreyi kirletmeyecek özellikte olmasına ve hayvan eziyeti içermemesine dikkat ediyorum.

Benimle aynı fikirde olanların buluştuğu hızla büyüyen yeni bir facebook grubunda da benzer bir paylaşım gördüm. Bu liste de Facebook Tüketmeyeceğim! Grubundan alınmıştır.Llisteye siz de ekleme yapabilirsiniz.

Siz de böyle bir hediye duvarı yapabilirsiniz
9. Listelenmiş şirketlerin ürünlerini tüketmeyerek boykot ediyorum.
8. Kredi kartı kullanmıyorum.
7 Bankaları kullanmıyorum.
6. Arkadaşlarımla ürün takasına girişiyorum.
5. Arkadaşlarımla buluşup, haftanın farklı günlerinde birimizin arabasıyla işe gidiyoruz.
4. İhtiyacım olmayan bir şeyi, ne kadar ucuz olursa olsun ASLA satın almıyorum.
3. Hemen evimdeki HER ŞEYİ inceliyor ve kullanmadığım HER ŞEYİ ihtiyacı olanlarla takas ediyor. Onlara veriyor ya da makul bir fiyatla satıyorum.
2. Küçük mahalle esnafını kullanıyorum.
1. İnsanları kandırmayan, onların yanında olan şirketleri, basın ve yayın organlarını destekliyor ve ürün alımımda onları tercih ediyorum.

Pazarlardan alışveriş edelim!

Gezi parkı ile başlayan halk hareketi aracı kurumlar olmadan yerli pazarlarımızdan alışveriş yapmaya bizi yönlendiriyor. Artık tüketiciler olarak aldığımız ürünlerin kaynağını ve bize ulaşana kadar geçtiği aşamaları sorgulamalıyız. İşte kurulan İstanbul Anadolu Yakası halk pazarlarının listesi aşağıda. Ben de kendi halk pazarımızdaki bir yerli üretim yapan karı koca çiftçiyi haftalık olarak ziyaret etmeye başladım. Genelde ekolojik pazarları (http://ekolojikpazar.org ve http://ekolojikureticiler.org/pazar-yerlerimiz) tercih etsem de bu çiftçiler kendi yerli tohumlarını kullanıyor ve topraklarında kimyasal gübre ve ilaç kullanmıyor.









#toplanmahalle ile adım adım

#toplanmahalle hareketi ile barış, sevgi dolu bir çevre için mahallemize sahip çıkalım. Lütfen bu manifestoyu siz de çevreniz ve mahalleniz ile paylaşın.

17 Haziran 2013 Pazartesi

#toplanmahalle manifestosu

Taksim Gezi Parkı'nda 31 Mayıs 2013'te başta bir iki ağaç için başlatılan hareket aslında hepimizi insanlık, özgürlük değerlerimizi, tüketim, gıda ve yaşam koşularımızı sorgulamaya itti. Bunun için pek çok düşünür, araştırmacı, yazar, politikacı, öğretmen, öğrenci herkes fikir ve yorum paylaşımlarında bulunmaya başladı. Biz de anneler olarak tek bir seste hareket edelim istiyoruz. İşte sizin de mahalle bilincimizi geliştirmek adına paylaşmanızı önermek isteyeceğim #toplanmahalle manifestomuz. Daha güzel yarınlara ellerimiz kenetlenmiş, gönüllerimiz birleşmiş daha sevgi ve barış dolu bir dünyaya uyanmayı diliyorum.

******************************


Gezi Parkında ağaçların korunması, parkın doğal ortamının sürdürülebilmesi için başlayan direnmeyi ebeveynler olarak kendi mahallelerimizde başlatmak istiyoruz. Gezi  direnişi bize çevremizi korumak, ve doğa ile uyum içinde yaşamak adına çocuklarımızın ve bizim kendi yaşadığımız ortamda söz sahibi olabileceğimizi ve bir araya gelerek pek çok şeyi değiştirebileceğimizi öğretti.
Ve biz ebeveynler kendi mahallelerimize sahip çıkarak aşağıdaki manifestoyu imzalıyoruz

Ebeveynler ve çocukları için Toplanmahalle başlıklı Manifesto

Mahallemiz doğaya saygılı, temiz, yaşayanlarının birbiriyle bilgi, eşya, ihtiyaç, oyun, sanat, çevre bilinci gibi pek çok şeyi paylaşabildiği bir yerdir. Mahallemizin park alanları oyun ile beraber çeşitli aktiviteleri sunup, paylaşabildiğimiz yeşil alanlardır. Anne, baba ve çocuklar buralara oynamaya, paylaşmaya, ve doğayı tanımaya gelirler. Nasıl bir mahalle istediğimiz konusunda konuşabilir ve beraber karar alabilir, gönüllü destekler verebiliriz. Bizler bu mahallede yaşayan ve çeşitli yaşlarda çocukları olan ebeveynleriz.
Bu hareket belli ortak değerler altında toplanmıştır

Mahalle
— İlişki,iletişim, çevre bilinci, tüketim söylemi, oyun ihtiyacı olan bir grubuz. Burada yaşayan ebeveynler olarak bu konuda konuşmaya başlıyoruz, aktiviteler düzenliyoruz. Ve yaptığımız şeylerin ortak faydalarından beraber yararlanıyoruz

İşbirliği
 — Beraber karar veriyor, beraber uyguluyoruz. Bunları birbirimizle fikir paylaşarak, kaynak değişiminde bulunarak (oyuncak, kıyafet v.s değişim günleri),  çevre bilinci ile hareket eden, sağlıklı beslenmeyi destekleyen tüketim alışkanlıklarını yayarak yapıyoruz. Bu bilinçle davranan mahalle market/bakkal dükkanlarını destekliyoruz.

Açıklık 
— Birbirimizin bilgi birikimi ve mesleki katkılarını paylaşıyoruz. Bunu açık havada çeşitli kermes benzeri aktiviteler ile "masama gel sende öğren" gibi başlıklarla paylaşıyoruz. Çocuklarımızın mahalleliden görerek öğreneceği "ayakkabı boya", tamir yap" gibi paylaşım atölyeleri bunlara bir örnek olabilir. Küçük meslek gruplarını çocuklarımız ile tanıştırıyoruz. Ortak çocuk havuzu gibi paylaşımlar düşünerek çocuklarımızı birbirimize bırakabiliyoruz

Çeşitlilik
— Farklı bilgi, faklı statü, farklı yaş, farklı gelir seviyesi gibi pek çok farklılığı içimizde bulunduruyoruz. Beraber oynuyor, beraber, düşünüyor, ve birbirimizin farklılıklarından öğreniyoruz

Sürdürülebilirlik 
— Doğaya doğru davranmak, doğal kaynakları korumak, çevreye duyarlı bir yaklaşımla yaklaşmak gibi konuları konuşuyoruz. Mahallemizde sokaklara, ağaç diplerine atılan çöp, sigara izmariti, gezdirilen sahipli köpeklerin dışkılarının kaldırım ortalarına bırakılmaları gibi konularda düşüncelerimizi paylaşıp, aksiyon alıyoruz.

Oyun 
—Unutulmaya yüz tutmuş oyunları yeniden canlandırıyoruz. Mahallenin teyzesi ile 5 taş oynuyor, ip atlıyor, top oyunlarını keşfediyoruz. Eskiden olduğu gibi mahallenin kaldırımlarına iniyoruz.

3 Haziran 2013 Pazartesi

Doğal Anneyim Grubu tekrar açıldı! (ve kapandı)

Bugün Doğal Anneyim Facebook açık grubum bana haber verilmeden bilmediğim tam olarak bilmediğim bir sebeple kapatıldı.

Şu an itibariyle grup tekrar açıldı. Tüm facebook üzerinden destek olan takipçilere çok teşekkür ediyorum. Umarım uzun bir süre daha birlikte olacağız.

Güncelleme: Bu blogu yazdıktan bir kaç saat sonra tekrar kapatıldı. Şaka gibi bir şey. Facebook malesef yazdığım 3 tane şikayet mektubuna ve daha onlarca arkadaşlarımdan giden şikayetlere geri dönmüyor. 

Doğal Anneyim grubum şaşırtıcı bir şekilde kapatıldı

Bazen Doğal Anneyim grubum o kadar vakit alıyordu ki kapatsam mı diye düşünüyordum. Artık 3 saat sonunda daha fazla yorum okumak istemiyordum. Grubun üye sayısı 3800'ü aşmıştı. Evde akşamları daha fazla kitap okumak istiyorum, kızlarımla gündüz FB'da ne var grupta diye bakmak yerine daha fazla ilgilenmek...

Artık beni internetten bağımı koparmak ve hayatımı sadeleştirmek için bir işaret mi yoksa her şeye rağmen devam mı etmeliyim henüz bilemiyorum. Taksim Gezi Parkı'nda başlayan halk hareketinin bir ucu benim grubuma da dokundu sonunda. Ben de facebook profilimde bir açıklama yapmak ihtiyacı duydum. Burada da yayınlıyorum.

Doğal Anneyim Grubunun kapatılması hakkında:
İki kızımı da normal doğurdum, toplam 4.5 sene emzirdim. Hiç ilaç kullanmam, alternatif bitkilerle ve homeopati ile iyileştirmeye çalışırım. Kendime vücuduma zarar verebilecek her türlü yabancı maddeyi içeriden ve dışarıdan kullanmam. Tam da kendimi senelerdir etrafıma sadece anlatıp yanlız hissettikten sonra Doğal Anneyim Blogumu ve Doğal Aneyim Grubumu kurdum. Yaptıklarımı onaylayan insanlarla biraraya gelebildim. Son iki senedir binlerce annenin katkısı ile grup büyüdü, 60 kadar dosyada ilk giren annelere doğumdan, bebek beslenmesine, doktorlardan her türlü ihtiyacına kadar bilgi birikti.

Son günlerde Taksim'de bebeğinden yaşlısına kadar yeşil alanını korumaya gelmiş halkıma yapılan şiddete ve insanlık ayıbına göz yumamazdım. Grupta son derece hızlı tüm olaylar paylaşılmaya başladı ve şimdiye kadar engelleyebildiğim kutuplaşma ve aşırı tartışmalar da beraberinde geldi. Benim senelerdir uykudan, kızlarımın vaktinden çalarak saatlerimi verdiğim, 3800 kişiyi teker teker tıklayarak eklediğim grubumu facebook sanırım tartışmalardan hırslanan kişilerin şikayetinden kapattı. İnanın çok üzgünüm. Beni tanımadan grubumda ayıp konuşanlara laf edenler, internette grubum hakkımda konuşulanlar beni çok daha şaşırtıyor. Ben zaten evdeki kitaplarımla, internet araştırmalarımla idare ediyorum. Ama binlerce anneyi anında ihtiyaç duyduğu bilgileri sunan gruptan mahrum ettiler. Çünkü tüm bilgileri bloguma taşımam mümkün değildi. İşte buna çok üzülüyorum. Kendim şimdiye kadar hiç bir yazımdan ve gruptakilerden ticari kazanç sağlamadım. Tersine girenlerin işlerini tanıtmaları için destek verdim. Bu kişilerin paylaşım platformu yıkılmış oldu.

Şimdilik grubumun kapatılması hakkında FBdan bilgi bekliyorum. Grupta barışı, birliği ve beraberliği tutmak pek kolay değil. Eğer Doğal Anneyim Grubunu kullanıyor ve kapatılması hakkında şikayette bulunmak isterseniz FB'da https://www.facebook.com/help/contact/243225585752893?rdrhc bu linke tıklayarak Doğal Anneyim https://www.facebook.com/groups/dogalanneyim/?fref=ts grup linkini vererek "Doğal Anneyim grubumun tekrar açılmasını istiyorum" şeklinde yorum bırakıp destek olabilirsiniz.

Benim size önerim internetten şahsen tanımadığınız kimseyi yazdıkları sebebiyle yargılamayın. Kimseye kötü niyetli düşünceler beslemeyin. Umarım sosyal platformlar istediğiniz kadar sizinle birlikte olur, güzel bilgiler paylaşılır. Biri gider yenisi gelir ama bilgiler kalır. Sadece insanların tavırları onlara ne kadar kolay ulaşabileceğinizi etkiliyor.

Sevgi, birlik ve barışla kalın.

2 Haziran 2013 Pazar

Kelly Dorfman kitabı hediyesi alanlar

1-2 Haziran 2013 tarihlerinde İstinye Cihangir Yoga "Beslenme Dedektifi" lakaplı Kelly Dorfman'ı ağırladı. Seminer haberini önceki blogumda vermiştim. Bu bloga yorum bırakanlar arasında 3 kişiye Kelly Dorfman'ın kitabını hediye ediyorum diye ilan etmiştim.  Doğan Kitaba yolladıkları kitaplar için ayrıca çok teşekkür ediyorum.

Hediye seçimini random ile yaptım. 36 yorumdan kendi yorumlarım ve isim vermeyenleri eklemedim. 30 adet yorum vardı.

1. hediye: 12. sıradaki şu yorumuyla:
Çok isterim kazanmak.1-2 Haziran için de tüm şartlarımı zorlayacağım.







2. hediye: 21. sıradaki şu yorumuyla:
Böyle durumlarda İstanbulda olsaydım yada gitme şansım olsaydı keşke diyorum. Sanırım kaçırdığım şeyler arasına bir yenisi daha eklenecek.







3. hediye: 10.sıradaki şu yorumuyla:
eren'in hediyesini kazanamadım, belki bu sefer şansım döner :)







Kazananların bana adres ve telefonlarını profilimdeki e-postama mesaj atarak iletmelerini rica ediyorum.