28 Eylül 2011 Çarşamba

Aşılar hakkında doğru mu karar veriyoruz?

Gıda sektörü bizi hasta eden ürünleri ağız sulandırıcı bir şekilde sunarken ilaç sektörü de iyileştirici ilaçları bize sanki şeker yiyormuş gibi sunuyor. Öyle avuç avuç ilaç içmenin zararlı olduğunu biliyoruz peki tek seferde 5 tane farklı virüsü almalarına hem de yeni doğmuş birkaç aylık bebeklerimize nasıl izin veriyoruz? Öyle uyuşmuş bir şekilde sistemin içinde büyümüşüz ki biz yeni nesil aşı ile büyümüş anneler aşıları son derece gerekli (!) ve iyi bir hastalıklarla savaşma yöntemi olarak görüyoruz.

Peki aşılar sandığımız kadar etkili mi?

Cevabı çok basit. HAYIR. Bağışıklık sağlama bir yana dursun içindeki zararlı maddelerle çocuklarımıza henüz bebekken mücadele etmeleri gereken, ağır hasar verici kimyasal maddeler içeriyorlar. Bebeklerde bağışıklık 6 aydan itibaren gelişmeye başlar. Tabii bu mücadeleden henüz bağışıklığı gelişmemiş yenidoğanların başarılı çıkma şansları yok. Ya ani aşı reaksiyonları görüyoruz ya da zehirli madde, bakteri ve virüsleri vücutlarında ileride ortaya bir başka hastalığa yol açıncaya kadar tutuyorlar. Aşılar sonucunda çıkan ani çocuk ölümleri, beyin ödemleri, reaksiyonları tıp otoriteleri tarafından kabul ediliyor. Hatta bu şanssız piyango vuran çocukları savaşta verilen şehitler, yaralı gaziler gibi görüyorlar. Ancak birkaç ay, hatta yıllar sonra ortaya çıkan bağışıklık sistemi hastalıkları (multiple skleroz), otizm, AIDS, şeker hastalığı reaksiyonları çoğu doktor ve tıp camiası tarafından aşılarla ilişkilendirilmiyor. Mesela polio aşısı Afrika yeşil maymunu böbreği dokusundan elde ediliyor. Bu aşıyı çocukken olanların 40’lı yaşlarında beyin tümörlerine yakalandıkları görülmüş. Tümör incelendiğinde Afrika yeşil maymunlarda bulunan bir virüse rastlanıyor.

Özetle çocuklarımızı aşılatarak vücutlarında kronik bir hastalık yaratıyoruz. Böylece aşının üretilmesine sebep olan akut hastalığa çocukların yakalanmayacağını varsayıyoruz. Eğer yakalanırlarsa ki, %90 yakalanıyorlar o zaman da bunu hafif atlattığını düşünüyoruz. Kısaca hiperaktivite, dikkat eksikliği, otizm, astım, alerjiler, kanser, şeker gibi kronik hastalıkları akut hastalığa tercih ediyoruz.

Tıp doktoru değilim ancak kimyager ve konuyu 6 senedir araştıran bir anne olarak bu bilgilendirme serisi ile amacım okuyanlara aşıların zararları hakkında bilgileri, kendi fikirlerimi, okuduklarımı iletmek. Dünyada çocuklarını aşılatmayanların tarafından bu konuyu anlatmak. Tercihi de size bırakmak.

Bana gelince bana ebeveynlerim çocukken olmam gereken aşıları vurdurmuşlar. Bizim zamanımızdaki 14 doz aşı toplam şu an 30 dozu aşmış bulunuyor. Çocukken havale geçirmişim ve 7 sene ilaç kullanmışım. Bunun sebebi olarak olduğum aşıları düşünmekteyim. Aynı şekilde çocuklarım da aynı genetik yapıdan geldikleri için aşılar sonrasında muhtemel bir havale geçirme riski taşıyorlar.

Sağlık için önerilen formül:

Sevgi
+Dinlenme
+Egzersiz
+Korunma
+Beslenme
+Hijyen
+Aşı yok
----------
=Sağlık

1 yorum:

  1. Merhaba Başak,Pınar Hanım'ın haftalık maili sayesinde haberim oldu blogundan.İyi ki de oldu!Çok sevindim kendim gibi birini daha bulduğuma...:)

    Sevgiler

    YanıtlaSil